Suriye’de 8 Aralık devriminin ardından Tel Rıfat ve Menbiç’i kaybeden SDG/YPG, Halep içerisinde Şeyh Maksud ile Eşrefiye ve çevresinde bazı meskun alanlarda kontrolünü sürdürmüştür. Bu bölgeden YPG unsurlarının tasfiyesine yönelik anlaşmalara rağmen örgüt bu alanda hem kontrolünü devam ettirmiş hem de belirli aralıklarla terör üretmeye devam etmiştir. Son bir yıllık süreçte bu bölgeden üretilen terör eylemleri nedeniyle en az 20 sivilin hayatını kaybettiği kaydedilmiştir.
Şam yönetiminin temel yaklaşımına bakıldığında söz konusu bu bölgeler SDG/YPG ile imzalanan 10 Mart Mutabakatı uyarınca genel uzlaşma ve entegrasyon sürecinin bir parçası olarak değerlendirilmiştir. Bu kapsamda kentteki PKK/YPG varlığına ilişkin herhangi bir kapsamlı askeri operasyon icra edilmemiştir.
Askeri Operasyona Giden Süreç
Ancak 10 Mart Mutabakatı çerçevesinde SDG’nin anlaşmaya uyma adına hiçbir somut adımda bulunmaması ve yıl sonu itibarıyla mutabakatta öngörülen sürenin dolması, Şam yönetiminin SDG’ye ilişkin siyasetinin güvenlik tedbirlerinin daha da artırıldığı bir pozisyona gelmesine neden oldu. Bu sürecin ardından Mazlum Abdi’nin Şam’da entegrasyon sürecine ilişkin müzakerelerde bulunduğu bir günün ardından YPG/PKK unsurları Şeyh Maksud ve Eşrefiye hattından Suriye ordusunu yeniden hedef alan terör saldırıları üretti. Bunun üzerine Şam yönetimi bugün müşahede ettiğimiz ve Şeyh Maksud-Eşrefiye hattına yönelik sınırlı bir askeri operasyon icra edileceğini duyurdu.
Söz konusu harekat dahilinde bölge halkına çağrı yapılarak mahallelerin boşaltılması ve söz konusu alanın askeri bölge ilan edildiği duyuruldu. Bu çağrının ardından binlerce sivil 7-8 Ocak’ta söz konusu alanları terk etmeye başladı. 8 Ocak itibarıyla Suriye ordusu hedef alacağı bölgeleri duyurarak söz konusu alanlarda bulunmamaları yönünde sivilleri uyarırken aynı zamanda sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Harita 1’de SDG/YPG’nin kontrol ettiği meskun mahaller ve Suriye ordusunun hedef alacağını duyurduğu 7 bölge (mavi renkle gösterilen) görünmektedir.
Harita 1. Askeri Operasyon Bölgesi
Askeri Operasyonun Mahiyeti ve Riskler: Şehir Savaşı, Tünel Ağı ve Siviller
Suriye ordusunun ilk duyurusundan itibaren sınırlı bir askeri operasyonun hedeflendiği ve bu kapsamda yalnızca Halep’teki mahallelere yönelik bir askeri operasyonun gerçekleştirileceği anlaşılmaktadır. Nitekim diğer cephe hatlarında bugün itibarıyla herhangi bir toprak değişiminin gerçekleştiği bir çatışma yaşanmamış ve SDG’nin pozisyonunu koruduğu görülmektedir.
Bu noktadan hareketle bu çatışma dinamikleri uyarınca Suriye sathında yeni bir statüko hedefleyen bir çatışma beklenmemektedir. Bunun yanı sıra söz konusu mahallelere yönelik askeri operasyonun nihai hedefinin Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinin tamamını kontrol etmek olup olmadığı da belirsiz görünmektedir.
Nitekim hatırlanacağı üzere Arap demografinin hakim olduğu Tel Rıfat ve Menbiç hattında dahi Türk Silahlı Kuvvetleri 700 kilometrenin üzerinde tünel ağının tespit edildiğini açıklamıştır. Geçmişte de görüldüğü üzere SDG/YPG unsurlarının Halep şehir merkezinde başka yerleşim yerlerine dahi ulaşan tünellerinin bulunduğu bilinmektedir. Bu nedenle Suriye ordusu azami sivil hassasiyeti göstererek operasyon icra ettiği gibi PKK/KCK’nın tüm bileşenleriyle yerel, ulusal ve uluslararası kamuoyuna yönelik “Kürtler katlediliyor” söylemini de önlemek adına oldukça titiz bir askeri hazırlık içerisinde olması gerektiği ortadadır.
Stratejik Değerlendirme ve Olası Senaryolar
Genel bir perspektiften de değerlendirildiğinde Halep’teki mahallelere yönelik askeri operasyon, Fırat’ın doğusuna yönelik icra edilmesi olası bir askeri hareketlilikten çok daha fazla maliyet üretme potansiyeline sahiptir. Nitekim Şam yönetiminin Fırat’ın doğusunda Deyrizor’un doğu yakası, Rakka, Tabka ve Haseke gibi kentleri kontrol etmesi, genel fotoğraf ve SDG ile mücadele açısından çok daha kritik öneme sahiptir. Nitekim bu bölgelerin kontrol edildiği denklemde SDG’nin tehdit üretme kapasitesi dahi neredeyse minimize edilecek ve söz konusu mahallelerdeki terör unsurlarının moral ve motivasyonları tam anlamıyla çökertilecektir.
Tüm bu nedenlerle Halep’teki söz konusu mahallelere yönelik operasyon; Halep gibi sanayi, ticaret ve demografi açısından “Suriye’nin İstanbul’u” olarak nitelendirebileceğimiz bir kentin huzuru, halkın can ve mal güvenliğinin sağlanması, yeni yatırımların alınması, yeniden inşanın kolaylıkla üretilebilmesi ve Gaziantep-Halep yolunun terörsüz bir şekilde açılması gibi yerel motivasyonlara sahiptir.
Elbette söz konusu mahallelere yönelik askeri tedbirlerin uygulanması Şam yönetiminin, SDG’nin entegrasyonu konusunda gerektiğinde kolaylıkla askeri operasyon da icra edilebileceğini göstermesi bakımından büyük bir önemi haizdir. Nitekim devrim sonrası dönemde ilk kez SDG/YPG varlığına ilişkin kapsamlı bir askeri operasyon icra edilmektedir.
Bu noktada ıskalanmaması gereken husus şudur: Söz konusu operasyon yerel kazanımların ötesinde Şam yönetiminin istediği takdirde PKK/YPG’ye karşı en zorlu meskun mahallerde dahi operasyon icra edebileceğini göstermesi bakımından büyük önemi haizdir.
Tüm bu veriler ışığında askeri operasyonun nasıl neticelenebileceği hususunda üç temel senaryodan söz edilebilir:
- Sınırlı Operasyon: SDG/YPG’nin özellikle karargah olarak konumlandığı noktalar hedeflenerek askeri abluka şartlarının uygulanması ve yeni bir anlaşma ortamının sağlanması
- Propagandayla Baskı: SDG/YPG’nin direnmeyi tercih edip anlaşmaya uymayarak uluslararası çapta “Kürtler katlediliyor” propagandasıyla Şam yönetimi üzerinde baskı oluşturması
- Tam Kapsamlı Operasyon: SDG/YPG’nin direndiği ve tüm meskun mahallerde terör ürettiği bir denklemde Suriye ordusunun tam kapsamlı bir askeri operasyona başlaması
Söz konusu üç senaryo incelendiğinde Suriye ordusunun sınırlı bir operasyonla SDG/YPG unsurlarını tahliyeye zorladığı, yüksek düzeyde sivil hassasiyeti gözettiği ve şehir savaşını minimize ettiği seçeneğin daha olası olduğu tahmin edilmektedir. Bu kapsamda yeni ara anlaşmaların gündeme gelmesi muhtemel görünmektedir.
Sonuç olarak Halep’teki askeri operasyon Suriye genelinde yeni bir statüko oluşturmaktan ziyade kent merkezinde güvenliğin yeniden tesis edilmesine yönelik sınırlı ve kontrollü bir müdahale niteliği taşımaktadır. Şam yönetimi bu operasyonla hem yerel güvenliği sağlamayı hem de SDG’ye entegrasyon sürecinin askeri seçenekleri de içerebileceğini göstermeyi hedeflemektedir.

