Suriye ile Irak arasında yıllardır kapalı olan ve Türkiye sınırına yaklaşık 1,5-2 saat mesafede bulunan Rabia Sınır Kapısı’nın yeniden açılmasının hem Türkiye-Irak ticaretinde uzun süredir devam eden yapısal sorunlara alternatif bir çözüm üretme hem de Körfez’le ticaretin gelişmesine katkı sağlayacak yeni bir ticaret koridoru olma potansiyeli taşıdığı görülüyor. Türkiye’nin Irak’a ihracatında yıllardır yaşanan temel sorunların başında ise iki ülke arasında aktif tek sınır kapısının Irak tarafını kontrol eden Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) ile Irak Merkezi Hükümeti arasındaki gümrük uygulama farklılıkları, çifte vergilendirme, uzun bekleme süreleri ve Habur-İbrahim Halil hattındaki operasyonel zorluklar geliyor. Özellikle Merkezi Hükümetin ASYCUDA sistemini IKBY’de tam olarak uygulayamaması nedeniyle aldığı yeni önlemler Türk ihracatına hem maliyet hem de rekabet gücü kaybı olarak yansıyor.
Özellikle İran ve Çin’in Irak pazarındaki avantajlarının dengelenebilmesi ve Hürmüz’ün kapanması nedeniyle dünyanın geri kalanıyla ticarette en zor dönemini geçiren Körfez ülkelerinde Türk ihracatçısının elinin güçlendirilmesi bakımından Rabia başta olmak üzere Suriye ve Irak üzerinden transit kara yolu rotalarının gelişmesi stratejik önem taşıyor. Güvenlik riskleri, Suriye’deki altyapı eksiklikleri ve Irak içindeki gümrük uygulamalarının henüz tam anlamıyla çözülmemiş olmasına rağmen Rabia Sınır Kapısı, bölgesel konjonktürün Türkiye lehine oluşturduğu fırsatlardan biri olabilir. Coğrafyamızda denklemlerin hızla değiştiği bir dönemde bu fırsatlar, kısa vadede Türk ihracatçısına nefes aldırabilecek alternatifler sunarken uzun vadede ise Kalkınma Yolu Projesi ile birlikte Türkiye-Irak-Körfez ticaret hattının yeniden şekillenebilmesinin önünü açabilir.

