NATO içerisindeki savunma harcamaları ve külfet paylaşımı ile ilgili tartışmalar, İttifakın kuruluşundan itibaren transatlantik güvenlik ilişkilerinin süreklilik gösteren gündem maddelerinden biri olmuştur. Savunma harcamaları, devletlerin güvenlik ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik mali kaynak tahsisinin ötesinde İttifak dayanışması, kolektif savunma kapasitesi ve stratejik bağlılığın somut göstergeleri arasında yer almaktadır. Özellikle Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) NATO içerisindeki askeri ve ekonomik ağırlığı, Avrupalı müttefiklerin savunma yüküne ne ölçüde katkı sağladıkları konusundaki tartışmaları sürekli gündemde tutmuştur. Soğuk Savaş döneminde Sovyet tehdidi karşısında ortaya çıkan külfet paylaşımı tartışmaları, bu dönem sonrasında savunma bütçelerindeki azalma, 11 Eylül sonrasında değişen güvenlik tehditleri, Rusya’nın Kırım’ı ilhakı ve Rusya-Ukrayna savaşı gibi gelişmelerle birlikte farklı boyutlar kazanmıştır.
Bu analiz, NATO’daki savunma harcamaları ve külfet paylaşımı tartışmalarını tarihsel ve teorik bir çerçevede incelemeyi amaçlamaktadır. Bu kapsamda öncelikle savunma harcamaları ve külfet paylaşımı kavramlarının literatürdeki yeri ele alınmakta, ardından NATO içerisinde külfet paylaşımı tartışmalarının tarihsel gelişimi irdelenmektedir. Analizin temel argümanı ise Avrupa güvenlik mimarisinde yaşanan dönüşüm dikkate alındığında, NATO’daki savunma harcamaları tartışmalarının yalnızca ekonomik bir külfet paylaşımı sorunu olmadığı aynı zamanda transatlantik güvenlik mimarisinin sürdürülebilirliği, ABD liderliğinin niteliği ve İttifakın geleceği üzerinde doğrudan etkili olan stratejik bir mesele olduğudur.
