Kolesterol Zirvede

Kolesterol Zirvede

BM'nin UNCTAD kanadı, ekonominin yıllık kolesterol check-up'ını her yılın başında yapmak amacıyla, küresel FDI trendini mercek altına alıyor.
Paylaş:

Kolesterol, hepimiz için tanıdık bir kavram. Genelde olumsuz senaryolarla gündeme gelen kolesterolün, kötüsü olduğu kadar, malum iyisi, sağlığa yarayanı da var. İşte buradan esinlenmiş olarak, ekonomi literatüründe de bir "iyi kolesterol" kavramı var. Nedir o? Doğrudan yabancı yatırımlar (FDI)… FDI, riski düşük doğası ve yapıcı katkılarıyla ekonominin kalbini koruyup gelişimine fayda sağlayan niteliğine istinaden, iyi kolesterol olarak adlandırılıyor.

Ve bu bağlamda, BM'nin UNCTAD kanadı, ekonominin yıllık kolesterol check-up'ını her yılın başında yapmak amacıyla, küresel FDI trendini mercek altına alıyor. O halde son durum nedir anlamak için, geçen hafta açıklanan ve 2015 sonuçlarını veren UNCTAD Global Investment Trends Monitor raporuna, 3N1K çerçevesinde bakalım.

NE OLMUŞ?
NEDEN OLMUŞ?
KİME NE OLMUŞ?

Tabii öte yandan bu, gelişmekte olan kategorinin kendi içinde gerilediği ya da yerinde saydığı anlamına gelmiyor. Zira bu grubun gelişimine bakıldığında, 2014 yılına göre %5,3 oranında bir artış var. Lakin bu artış, yukarıda da ima ettiğim gibi, Asya kökenli… Gelişen Asya, bu manada %15,5'lik bir yükseliş kaydetmiş ve yarım trilyon doları geçen FDI çekimiyle halen en çok doğrudan yatırım alan bölge konumunda.

Detaylara daha da inersek; ABD'ye kayan FDI'ın bir yılda üçe katlandığı dikkat çekiyor. ABD böylelikle, 2015'te en çok FDI misafir eden ülke olmuş. Onu, Hong Kong ve Çin takip ediyor. Türkiye ne âlemde derseniz de, doğrudan yabancı yatırım girişlerinin bu dönemde %30 üzeri bir artışla 16 milyar dolar seviyesine geldiği tahmin ediliyor. Ayrıca Batı Asya olarak kategorize edilen bölgedeki %5 oranındaki artışın kaynağı biziz.

NASIL OLMUŞ?

Bu amaçla önce değişim dinamiklerine bakarsak; 2015'teki FDI artışının önemli kısmının Mergers & Acquisitons (M&A) yani birleşme ve satın almalar yoluyla gerçekleştiği görülüyor. %61 hızla tırmanan bu akıştaki artışın tamamı ise, kendini gelişmiş dünyada bulmuş. FDI'ların bir bölümünün şirket yapılandırmaları kaynaklı olduğunu da ekleyelim. Ve bu noktada Türkiye'ye de parantez açacak olursak, bizde de M&A bağlamında neredeyse ikiye katlanan bir artış var.

Buna mukabil, üretim kapasitesine katkı anlamında daha çok arzu edilen "greenfield" yatırımlarda ise, dünya toplamında bir durağanlık, gelişenler genelinde ise (Asya hariç) düşüş var. Bu noktada greenfield kazanımlarıyla AB'nin öne çıkması ise, mesaj verici nitelikte.

Öte yandan 1,7 trilyonluk pastanın içeriğini incelersek, M&A payının 2015'te %38'e çıktığını tespit ediyoruz. Pastadaki greenfield proje dilimi ise, şimdilik M&A diliminden büyük.

EKONOMİYE İYİ GELECEK

Konuyu Türkiye'ye bağlayacak olursak, herkes üzerinde hemfikir ki; yeni dönemde de sürecek finansman ihtiyacımızın, oynak ve zayıf görünümdeki akımlardan ziyade, uzun ömürlü sermaye girişleriyle desteklenmesi hiç fena olmaz. Zira biliyoruz ki; iyi kolesterolü yükseltmek, ekonomiye iyi "gelecek". Ve 2015 yılında bir FDI iyileşmesi yaşasak da, halen kriz öncesindeki performansımıza kavuşamadığımız da malum. Öyleyse manzara gelişmişlerin lehine geçerken, arkada kalan gelişen grup içinden nasıl öne çıkmayı başaracağımızı özenle kurgulamamız, her zamankinden zorlu ve mühim olacak.

[Yeni Şafak, 29 Ocak 2016].


Paylaş:
İLGİLİ YAYINLAR