Kimliksiz Tepki Siyasetinin Dünü, Bugünü ve Geleceği

Kimliksiz Tepki Siyasetinin Dünü, Bugünü ve Geleceği

Gel-gitli siyaset anlatısı, siyaseti popülistleştirmek, kimliksizleştirmek, partileri siyasetsizleştirmek muhalefete büyük bir maliyet üretti. Bugün CHP'nin içine düştüğü kriz ve muhalefet seçmeninin öfkesi bir günde oluşmadı.
Paylaş:

2020 yılında (15 Aralık), "Partisiz ya da Kimliksiz Siyasetin Açmazları" başlıklı bir köşe yazısında, "Partisiz başkan adayı ya da kimliksiz siyaseti savunmak, kısa vadede yararlı gibi gözükse de uzun dönemde Türk siyasetini değersizleştirir. Popülist ve değer üretmeyen siyasetin kapılarını sonuna kadar açar" tezini ileri sürmüştüm. Söz konusu dönemde CHP, İyi Parti, Deva, Gelecek ve Saadet partilerinin ittifak siyaseti arayışında, sık sık dile getirdikleri hususlara bakarak bu argümanı gerekçelendirmiştim.

Yine o dönemde bu partilerin başkanları ve ileri gelenleri partilerini sağ ya da sol olarak tanımlamamak için özel çaba sarf ediyorlardı. Sağ ve sol siyasetin anlamını yitirdiğini, Soğuk Savaş'ın ardından bu tip siyaset tarazlarının rafa kalktığını söylüyorlardı. Sadece sağ ve sol değil, muhafazakâr, milliyetçi, dindar, laik ya da seküler gibi tanımlamalara da özellikle mesafe koyuyorlardı.

Söz konusu yazının yazıldığı dönemde, bazı CHP'liler, Kılıçdaroğlu döneminde partinin kendi tarihsel değerleri ile çeliştiğini söyleyerek, "sağcılaşma" suçlaması üzerinden parti yönetimini eleştiriyorlardı.

Somut olarak, partinin "Atatürkçülük" ve "sol değerler"den uzaklaşarak kimliksizleşme yolunda hızla ilerlediğini iddia ediyorlar ve ittifak uğruna, CHP ve değerlerinin feda edildiğinin altını kalınca çiziyorlardı. Bu eleştirileri yapan ve parti dışında kalan CHP'lilere, hem muhalefeti destekleyen medya hem de CHP içinde siyaset yapanlar çok sert eleştiri getiriyorlardı. Yine o dönemde muhalefeti destekleyen ve bugün Kemal Kılıçdaroğlu'na hakaret yarışına giren çevreler, Kılıçdaroğlu'nun "Millet İttifakı çerçevesinde, bir partiye üye olsa da 'partisiz gibi duracak' bir başkan adayı için var gücü ile çalıştığını" dile getirerek, onun "ne kadar fedakâr bir parti başkanı" olduğunu söylüyorlardı.

***

Bu çerçeveyi sabite alarak, biraz geriye gidip bu güne tekrar gelelim... Partisiz başkan adayı ya da kimliksiz, ideolojisiz siyaset savunusu 2014 cumhurbaşkanlığı seçimleri ile öne çıktı. Kemal Kılıçdaroğlu, Ekmeleddin İhsanoğlu'nu "çatı adayı" olarak gösterdiğinde, CHP'de bugün yaşananları yine doğru okuyamayan söz konusu dönemde muhalefeti destekleyen kamuoyu oluşturucuları, onun bir "siyaset sihirbazı" olduğunu iddia ediyorlardı.

Seçim kaybedilince, seçim öncesi söylenenler birden rafa kaldırıldı ve hep bir ağızdan partisiz sağ-muhafazakar bir adayın çok yanlış bir seçim olduğunu söylemeye başladılar. Yine siyaseti "çok iyi bilen" çevreler, 2018 seçimlerinde Muharrem İnce'nin aday gösterilmesini "tam isabetli bir tercih" olarak gördüler.

Kılıçdaroğlu'nun "çok iyi bir tercih yaptığını" ballandıra ballandıra anlattılar. Daha seçim kaybedildiği gece insanlık tarihindeki en ağır hakaretleri İnce'ye yönelttiler.
2019 yerel seçimleri öncesinde AK Parti ve sağ siyasete yönelik en büyük eleştiri, "müteahhit siyasetçiliği"ni öne çıkardığı ile ilgiliydi. Aslında, bu iddia gerçeklikten daha çok kurgulanmış bir siyaset anlatısına dayanıyordu. Onlara göre müteahhit siyasetçiler, ülkeye, siyasete, şehirlere büyük zarar vermekteydi.

Kılıçdaroğlu, İstanbul'a bir müteahhit siyasetçiyi aday gösterdiğinde, "iyi işte paralı adam, siyasetin finansmanında zorlanmaz" dediler. İstanbul adayını meşrulaştırmak için siyaset biliminin ve sosyolojinin tüm teori ve kavramlarını yardıma çağırdılar. Kılıçdaroğlu "altılı masa"yı dizayn ettiğinde, sadece Türkiye'de değil, küresel alanda yayın yapan medyada mecralarında bile "bu birlikteliğin tüm dünyaya örnek olması" gerektiğini pazarladılar. Türkiye tarihinin yakaladığı "en önemli fırsat" olarak sundular. Akşener masadan kalkacak oldu, baskı ve hakaretle yeniden masaya döndürdüler. "İnsanlığın keşfettiği en önemli ittifak sistemine zarar veremezsin" gibi şeyler söylediler.

Seçimler kaybedilince, "altılı masa formülü bu haliyle yanlıştı, seçmen, bu kadar çok parti ya da siyasetçinin ülkeyi kaosa sürükleyeceğini gördüğü için iktidara tekrar kazandırdı" dediler. Seçim öncesi söylediklerini unutturmaya çalıştılar. Gel-gitli siyaset anlatısı, siyaseti popülistleştirmek, kimliksizleştirmek, partileri siyasetsizleştirmek muhalefete büyük bir maliyet üretti. Bugün CHP'nin içine düştüğü kriz ve muhalefet seçmeninin öfkesi bir günde oluşmadı. Kemal Kılıçdaroğlu, kendisini destekleyenlerden geçmişteki "hatalardan" dolayı bir muhasebe yaptığı anlaşıyor. Ancak, CHP'nin içine düştüğü kriz halinden aynı zamanda muhalefeti destekleyen medya ve kamuoyu oluşturucularının da merkezi bir rolü olduğu unutulmamalı. Bugün yine geçmişten ders çıkarmayarak, kimliksiz, duruşu olmayan ve değer üretmeyen siyaseti savunmaya devam edenler, gelecekte çok daha derin krizlerle karşılaşmak zorunda kalırlar.

[Sabah, 1 Haziran 2026]

Paylaş:
İLGİLİ YAYINLAR