İsrail’in Gölgesinde Yunanistan’ın Aşil Kalkanı Projesi

İsrail’in Gölgesinde Yunanistan’ın Aşil Kalkanı Projesi

Savunma Bakanı Dendias'ın "Türkiye" saplantısı Yunanistan'ı yeni bir maceraya sürüklüyor; ülke, Türkiye ile normalleşip refaha öncelik vermek yerine güvenlik ikilemiyle karşı karşıya geliyor. Aşil Kalkanı projesi de bu saplantının somut bir örneğini teşkil ediyor.
Paylaş:

Uluslararası antlaşmalara göre silahsızlandırılması gereken Kerpe ve Semadirek adalarına hava savunma sistemi yerleştiren Yunanistan, İran’a yönelik savaşı da istismar ederek Kıbrıs Adası’nın güneyine savaş uçağı ve savaş gemisi göndermiştir. Krizleri fırsata çevirme stratejisini, ABD ve AB’yi arkasına alarak uygulama maharetini yeniden sergileyen Yunan hükümeti silahlanma programına da hız kazandırmıştır. Bu çerçevede Yunan Parlamentosu 16 Mart 2026’da Aşil Kalkanı’na yönelik ilk paketin bütçe görüşmelerini tamamlamış ve yaklaşık 4 milyar dolar tutarında bir kaynağı Yunan Yüksek Savunma Konseyinin kullanımına açmıştır.

Yunan halkını adım adım felakete sürükleyen Miçotakis ve Dendias ikilisi Yunan topraklarını yabancı askeri üsler için erişime açmış, Gazze ve İran meselelerinde de İsrail lehine tarafsızlığını yitirmiştir. Revizyonist politikalar izleyen Yunanistan’ın “Tehdit Doğu’dan gelir” ön yargısıyla 2009’da yaşadığı ekonomik kriz ve 2018’e kadar uygulamak zorunda kaldığı ağır mali programdan ders çıkarmadığı görülmektedir. Savunma Bakanı Dendias’ın “Türkiye” saplantısı Yunanistan’ı yeni bir maceraya sürüklüyor; ülke, Türkiye ile normalleşip refaha öncelik vermek yerine güvenlik ikilemiyle karşı karşıya geliyor. Aşil Kalkanı projesi de bu saplantının somut bir örneğini teşkil ediyor.

Aşil Kalkanı projesinin tanıtılmasında Dendias “savunma” mimarisinin yedi katmanlı ve bütünleşik olduğunu, bu bağlamda ülke genelinde balistik füze, hava savunma, İHA-savar, savaş gemisi ve denizaltılara karşı tedbirler alınacağını ifade etmiştir. Aslında “saldırı” mimarisi olan bu projenin hava savunma ve İHA savunma kısmını Yunanistan Parlamentosunun ilgili komitesi 16 Mart 2026 tarihi itibarıyla 4 milyar avroluk bütçeyle onaylamıştır. Bu bütçenin yaklaşık 3 milyar avroluk bölümü ise doğrudan Aşil Kalkanı’na tahsis edilmiştir. Nihai siyasi onay ise Yunan hükümetinin Dış Politika ve Ulusal Güvenlik Konseyi (KYSEA) tarafından verilecektir.

Aşil Kalkanı projesinin uygulamaya sokulmasıyla birlikte Yunanistan’ın silahlanma programında hangi ülkeyi hedef aldığı, kimlerle iş birliği yaptığı ve süreç sonunda hangi noktaya ulaşacağı sorularının cevapları “malum” olmakla birlikte sürecin kamuoyu gündemine taşınmasında fayda bulunmaktadır. Nitekim İsrail’in provokasyonuyla gündeme gelen ve Dendias’ın tahrike kapılmasıyla başlatılan Aşil Kalkanı hamlesi Ege ve Doğu Akdeniz’de “normalleşme” yerine güvenlik ikileminin tetiklenmesine, diğer bir ifadeyle silahlanma yarışının başlamasına neden olabilecektir. Ege Adaları’nın Lozan Antlaşması’nın açık hükümlerine rağmen silahlandırılmasıyla gerginliklerin olağanlaşması mümkün görünmektedir.

Aşil Kalkanı Projesi

Aşil Kalkanı, Yunanistan’ın çok katmanlı savunma yaklaşımına yönelik geliştirilmiştir. Resmi Yunan savunma söyleminde bu kavram; drone, hava, gemi, roket ve füze, denizaltı ve uzay/siber gibi öne çıkan yeni askeri girdilere yönelik savunma mimarisidir. Bu çerçevede “2030 Gündemi” isimli bir konsept kaleme alınmış ve savunma reformunun çekirdeği oluşturulmuştur. Öte yandan geniş kapsamına rağmen Aşil Kalkanı’nın ağırlık noktasını hava ve füze savunması teşkil etmiştir.

Yunanistan’ın bugünkü hava savunma mimarisi incelendiğinde, Soğuk Savaş döneminden kalma bir mimarinin öne çıktığı görülmektedir. Bu sistemler 1990’lardan itibaren tedarik edilen ABD, Rus ve Avrupa sistemlerinin birleşiminden oluşmaktadır. Mevcut omurganın önemli parçalarını; ABD menşeli Patriot PAC-III, 2000 yılından bu yana Rus menşeli S-300 PMU1, 2001’den itibaren orta menzilli Rus TOR-M1 ve OSA/benzeri kısa menzil unsurları, Fransız Crotale, ABD/Avrupa Stinger ve Alman Rheinmetall uçaksavar sistemleri oluşturmaktadır. Bu sistemlerin bakım ve idamesi büyük sorunlara yol açmış, Yunanistan hava-hava dengesi sağlamaya çalışırken hava savunma bağlamında kendini geride hissetmiştir. Öte yandan ABD’nin Türkiye’nin S-400 sistemini sorguladığı halde Yunanistan’ın S-300 ve TOR-M1 sistemlerinin Rus menşeli olmasına yönelik sessizlik politikası vurgulanması gereken önemli bir noktadadır.

Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısı Yunanistan’a bir fırsat penceresi açmıştır. Yunanistan envanterindeki Rus menşeli silah ve mühimmatı Ukrayna’ya gönderirken karşılığında ABD ve Avrupa menşeli silah ve mühimmatı hibe programları aracılığıyla envanterine dahil etmiştir. Ayrıca görüntüde “Rus tehdidi”ni ön plana çıkartarak Doğu Akdeniz ve Ege Denizi’nde ABD, Avrupa ve İsrail askeri varlıklarını ve desteklerini arkasına almıştır.

Fırsat pencerelerinin açılması ve savaşların dönüşen yapısını dikkate alarak, Yunanistan mevcut hava savunma mimarisini Türkiye’nin yeteneklerine karşı tedbir amaçlı geliştirme niyetindedir. Bu çerçevede halen Ege Denizi ve Batı Trakya’dan itibaren dört kuşak halinde hava savunma sistemleri konuşlandırmış olan Yunanistan, bu kuşak yaklaşımını sorgulamış ve ağ tabanlı bir hava savunma mimarisine geçişi planlamıştır. Nitekim Ukrayna ve İran çatışmalarını istismar eden Yunanistan, eski savunma yapısını geride bırakmak, ağ merkezli ve entegre bir sistemi kurgulamak istemektedir. Yunan hükümetinin 2025’te açıkladığı 12 yıllık silahlanma programı bahse konu bu dönüşümün ana mantığını oluşturmaktadır.

Yunanistan’ın Hava Savunma Sistemleri

Bugünkü yapı tam anlamıyla entegre bir “hava savunma şemsiyesi” değil birbirine bağlanmaya çalışan çok kaynaklı ve farklı jenerasyonlardan oluşan bir hava savunma ağıdır. Üst katmanda hava savunmasını Patriot PAC-III ve S-300 PMU1 sağlarken alt katmanlarda ise Crotale NG/GR, TOR-M1, Stinger, Rheinmetall uçaksavar topları, Kara Kuvvetleri envanterindeki ASRAD HELLAS, VSHORAD ve Stinger gibi kısa menzil çözümleri tercih edilmiştir. Ayrıca Hava Kuvvetleri envanterindeki HAWK sistemlerinin atışlı tatbikatlara katıldığı bilinmektedir.

Bu hava savunma sistemlerinin yanında komuta mimarisi ve radar ağının da ele alınması faydalı olacaktır. Yunan Hava Kuvvetleri envanterinde Erieye EMB-145H AEW&C hava erken ihbar ve komuta kontrol platformu hava savunma sistemlerine komuta kontrol desteği sağlamaktadır. Ayrıca ülke genelinde hava savunma ve radar mevzileri ve 3D radar altyapısı mevcuttur. Hava üstünlüğü/savunma avı tarafında ise F-16 Viper ve Rafale filoları da hava savunma mimarisinin aktif manevra katmanı işlevi görmektedir. Bu nedenle Aşil Kalkanı yalnızca yerden havaya füze tedariki olmayıp aynı zamanda mevcut radar, komuta kontrol, havadan erken ikaz ve savaş uçağı katmanlarının etkin füzyonunu hedeflemektedir.

Aşil Kalkanı’nın Gerekçesi ve Amacı

Yunan resmi söyleminde iki temel gerekçe mevcuttur. Birincisi Donanmanın pahalı fırkateynleri ve 4.5/5’inci nesil savaş uçaklarının bölgesel hava savunma yükünü azaltmak ve onları nokta hava savunması görevinden uzak tutmaktır. İkinci gerekçe ise ucuz İHA ve sürü dronelarla seyir ve balistik füze tehdidini entegre mimari içinde ve maliyet etkin bir şekilde karşılamaktır. Bu kapsamda Dendias, yeni sistemin tüm ülkeyi kapsama alanına alacağını, Donanmanın ve savaş uçaklarının yükünü hafifleteceğini açıklamıştır. Böylece savaş gemileri ve savaş uçakları hava savunma nöbetinden kurtarılacaktır. Öte yandan Dendias’ın “tüm ülke” iddiasının maksimalist bir tutuma işaret ettiğini, Ege Denizi ve Doğu Akdeniz’i “Yunan egemenlik alanı” olarak gördüğünü unutmamak gerekmektedir.

Yunanistan, mevcut Rus menşeli eski nesil kısa ve orta menzilli sistemlerini İsrail’den tedarik edeceği çok katmanlı bir mimariyle değiştirmeyi hedeflemektedir. Bu çerçevede İsrail ile 2025 sonunda hava savunma ve topçu sistemleri için görüşmeler yürütülmüş, bahse konu alım için yaklaşık 3 milyar avroluk bütçe tahsisi öngörülmüştür. Yunan basınında 2026 başında çıkan haberlerde kısa menzil/alt katman için SPYDER, orta menzil için BARAK MX ve üst katman/füzesavar ihtiyacı için Davud Sapanı alımları seslendirilmiştir. Ancak nihai konfigürasyonun tüm detayları henüz ilan edilmemiş; bilinen tek gerçek bütçenin parlamentodan geçirilmiş olmasıdır.

Yunanistan’ın Aşil Kalkanı kapsamında hava savunma modeli MMR/ELM-2084 radarla takviye edilmiş ve dronesavar elektronik harp sistemleriyle desteklenen SPYDER, BARAK MX, Davut Sapanı ve PATRIOT ailesine yönelmesi beklenmektedir. S-300 ve TOR-M1’ler ise muhtemelen müstakil nokta ve bölge hava savunmasına tahsis edilebilecek veya ABD/Avrupa silahı talep edilebilecektir. Bu yolla komuta kontrol ve raporlama bağlamında, hedef çeşidine göre maliyet etkin tepkinin verilmesi amaçlanmaktadır. Hava savunma topları bağlamında ise mevcut sistemlerin korunması mümkündür.

Bu noktada Yunan yapımı Kentavros dronesavar sisteminin İsrail menşeli hava savunma sistemlerine entegre edilmesi de planlanmaktadır. Yunan hava sanayii açısından önemli bir kazanım olacak bu gelişme İsrail’in teknoloji transferini de gündeme taşımaktadır. BARAK MX ile entegre kullanılacak dronesavarlar, Yunanistan’ın Türk İHA’larına karşı yetenek kazanması amacını yansıtmaktadır. Ortak üretim ve teknoloji aktarımı boyutuyla İsrail hava savunması dahil tüm savunma alımlarında Yunan şirketlerinin yaklaşık yüzde 25 pay alması beklenmektedir. Bu girdiyle Yunanistan’ın sadece kullanıcı olmak değil bakım-idame, alt bileşen, yazılım ve entegrasyon tarafında kazanımı da hedeflediği görülmektedir.

Yunanistan’ın Milli İmkanlarıyla Ürettiği Sistemler

Yunanistan’ın ürettiği sistemlerden en dikkat çekici olanı yerli unsur Kentavros dronesavarlarıdır. Yunanistan Savunma Bakanlığı bu sistemler tarafından Kızıldeniz’de bir AB görevi sırasında gerçek tehdit ortamında dronelar tespit edilerek ikisinin düşürüldüğü, ikisinin ise elektronik karıştırmayla geri çekilmeye zorladığını açıklamıştır. Bu çerçevede 150 kilometreye kadar tespit ve 25 kilometreye kadar etki kapasitesine sahip olan sistemin Yunan savaş gemilerine entegre edilmesi planlanmaktadır. Bu sistemin yanında Iperion ve Telemachus taşınabilir dronesavar sistemleri ile Archytas İHA projesi de yerli ekosistemin önemli parçalarıdır. Sonuç olarak Türk İHA’larına odaklı bu projelerle Aşil Kalkanı’nın yerli unsuru “sert darbe” (hard-kill)  füzeler yerine dronesavarlar, elektronik destek, alt sistemler, yazılım, bakım-idame ve entegrasyon katmanına yoğunlaşmaktadır.

Sonuç

Yunanistan’ın çok kaynaklı, farklı dönemlerden “miras” alınmış, kısmen entegre ancak bütünleşik olmayan muharebe ve muharebe destek sistemleri Aşil Kalkanı projesiyle değiştirilecektir. Bu çerçevede Aşil Kalkanı’nın sadece hava ve hava savunma sistemlerinden ibaret olmadığı aynı zamanda Kara, Deniz ve Hava kuvvetlerinin farklı fonksiyonlarına yönelik kapsamlı bir modernizasyon öngördüğü dikkate alınmalıdır. Toplam 12 yıla yayılan bu proje 2036’da tamamlandığında müstakil kuvvet yapısıyla bir taraftan Türkiye’yi dengelemeyi diğer taraftan da Doğu Akdeniz’de İsrail ve diğer devletlerin desteğiyle ayakta kalmayı amaçlamaktadır.

Yunan Parlamentosunun bütçeyi onaylamasının ardından Aşil Kalkanı projesi ve Yunan hükümetinin Türkiye’ye karşı üstünlük tesis etme argümanları özellikle siyasi seçimler öncesi siyasi söylemde dillendirilebilecektir. Bu nedenle hava ve hava savunma projeleri ile Türk İHA’larına karşı tedarik edilecek somut hava savunma ve dronesavar sistemler Aşil Kalkanı projesinin öncelikli unsurları olarak konumlandırılmıştır.

Hava savunma sistemleri bağlamında Amerikan, Rus, Fransız, Alman ve milli imkanlarla üretilmiş sistemler halen lojistik, sürdürülebilirlik, ağ merkezlilik ve maliyet etkin angajman bakımından sınırlıdır. Özellikle Rus sistemlerinin bakım-idame ve mühimmat tedariki Yunanistan açısından potansiyel riskler barındırmaktadır. Bu nedenle Yunan hava savunma sistemlerinin Türk KAAN ve SİHA’larına karşı güçlendirilmesi hedeflenmiştir.

Bu projelerle hedeflenen yapıyı özetleme gerekirse; sensör füzyonu yapılmış, tek hava resmi üreten, tehdit türüne göre otomatik/yarı otomatik angajman seçebilen, düşük maliyetli hedeflere karşı elektronik destek faaliyetleriyle “yumuşak darbe” (soft-kill) tesis etme amaçlanmaktadır. Yüksek değerli tehditlere karşı ise “sert darbe” (hard-kill) etkisi tasarlanmaktadır. Böylece Yunanistan ana karası ve Ege Denizi üzerinde çok katmanlı bir hava savunma ağının tesis edilmesi öngörülmektedir. Bu yapıda Patriot ve İsrail’den tedarik edilen hava savunma sistemlerinin entegrasyonu ve yerli dronesavar sistemleriyle de Türk SİHA ve füzelerine maliyet etkin çözümler geliştirilmesi planlanmaktadır. Öte yandan Yunanistan, İsrailli savunma firmaları marifetiyle yapay zeka tabanlı hedef tespit, teşhis ve takip yetenekleri kazanma arayışındadır.

Aşil Kalkanı projesinin en bariz zafiyeti ise Rus sistemleri envanterden çıkarılırken İsrail hava savunma sistemlerinin envantere dahil edilmesidir. Yunanistan’ın hava ve füze savunmasının İsrail’e teslim edilmesi anlamına gelen bu eylem Atina’yı Tel Aviv’in inisiyatifine ve provokasyonuna teslim etmektedir. Nitekim Türkiye’yi tehdit olarak algılayan İsrail, Yunanistan’ı gelecekte araçsallaştırabilecek ve bir vekil unsur haline getirebilecek senaryoları uygulayabilecektir. Nitekim İsrail ile müzakeresi yürütülen silah alım antlaşmaları Yunanistan’ı İsrail’in uzun vadeli hedeflerinin bir aracı haline getirmek üzere tasarlanmıştır. Bu nedenle İsrail siyasi, askeri ve finansal bağlamlarda Yunanistan’a dikte ettiği modernizasyonla Türkiye’ye karşı denge kurma amacı güderken “Yunanistan, hayali ‘kabus’ senaryolarına hazırlandığı yanılsaması” içindedir.

Paylaş:
İLGİLİ YAYINLAR