İran’da Yeni Liderlik Eşiği: Mücteba Hamaney’in Seçilmesi ve Muhtemel Sonuçları

İran’da Yeni Liderlik Eşiği: Mücteba Hamaney’in Seçilmesi ve Muhtemel Sonuçları

Mücteba Hamaney'in seçilmesi, İsrail ve ABD'ye rejimin geri adım atmayacağı, aksine savaşı daha sert bir iradeyle sürdüreceği yönünde verilmiş açık bir siyasi-stratejik mesaj olarak okunmalıdır.
Paylaş:

İran’da Ali Hamaney sonrası dönemde Mücteba Hamaney’in dini liderliğe getirilmesi, yalnızca rejimin savaş koşullarında hızlı bir liderlik boşluğunu doldurma refleksi değil; aynı zamanda devletin ideolojik sürekliliğini, askeri-komuta bütünlüğünü ve çatışmayı tırmandırma iradesini koruma yönünde verilmiş bilinçli bir stratejik karar olarak okunabilir. İran’da dini lideri seçmek ve denetlemekle yükümlü olan Uzmanlar Meclisi, 9 Mart sabahı erken saatlerde, ABD ve İsrail saldırılarında öldürülen Ali Hamaney’in oğlu Mücteba Hamaney’i yeni dini lider olarak seçtiğini duyurmuştur.

Ülkenin aktif savaş durumu içinde bulunması ve Mücteba Hamaney’in özellikle Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) ile kurduğu güçlü ilişkiler dikkate alındığında, bu tercih rejimin güvenlik öncelikleri açısından son derece anlaşılırdır. Çünkü mevcut konjonktürde asıl mesele yalnızca siyasi halefiyetin sağlanması değil aynı zamanda düzenin bütünlüğü, karar alma mekanizması ve savaş kapasitesinin kesintisiz biçimde sürdürülmesidir. Bunun ötesinde Mücteba Hamaney’in bu savaşta babası, eşi ve kız kardeşini kaybetmiş olması, onun liderliğini yalnızca kurumsal değil aynı zamanda derin biçimde kişiselleşmiş bir intikam ve misilleme hattına da yerleştirmektedir. Bu nedenle Mücteba Hamaney’in seçilmesi, İsrail ve ABD’ye rejimin geri adım atmayacağı, aksine savaşı daha sert bir iradeyle sürdüreceği yönünde verilmiş açık bir siyasi-stratejik mesaj olarak okunmalıdır. Nitekim ilk yazılı açıklamasında savaşta öldürülenlerin intikamının alınacağını özellikle vurgulaması da bu hattın teyidi niteliğindedir.

Mücteba Hamaney, uzun zamandan beri babasının yürüttüğü siyasetin arka planında aktif olarak faaliyet göstermiş ve sistemin işleyişine doğrudan dahil olmuştur. Bu nedenle Uzmanlar Meclisi, Mücteba Hamaney’i dini lider olarak seçerek mevcut düzenin devam etmesini amaçlamıştır. Uzmanlar Meclisi bu yolla savaşın daha iyi yönetilebileceğini ve geçiş sürecinin minimum sarsıntıyla gerçekleştirilebileceğini öngörmüştür. Nitekim Mücteba Hamaney’in dini lider olarak seçilmesiyle birlikte İran medyasında “Allah elini gösterdi, Hamaney gençleşti” sloganları sıkça paylaşılmaya başlamıştır. Ayrıca Mücteba Hamaney’e biat niteliğinde yürüyüşler düzenlenmiş; bu gösterilerde ABD ve İsrail karşıtı sloganlar atılmıştır.

İç Siyasi Dengeler

İran, ülke içerisinde siyasi olarak iki ana gruba ayrılmıştır. Bunlardan ilki ağırlıklı olarak cumhurbaşkanlığı makamı etrafında toplanan ve değişim talep eden reformcular diğeri de mevcut düzenin devamını savunan muhafazakarlardır. Mevcut savaş durumu dikkate alındığında, söz konusu ayrımın keskinliğinin azaldığı ve Mücteba Hamaney’in seçilmesine karşı ciddi bir muhalefetin ortaya çıkmasının pek muhtemel olmadığı görülmektedir.

Ancak reformcuların geçmiş dönemlerde Mücteba Hamaney ile çeşitli sorunlar yaşadığı bilinmektedir. Örneğin 2005 cumhurbaşkanı seçiminde adaylardan biri olan Mehdi Kerrubi, dini lider Ali Hamaney’e bir mektup göndererek oğlu Mücteba Hamaney’in seçim sürecini Muhammed Bakır Galibaf lehine etkilediği yönünde itirazda bulunmuştur. Fakat Ali Hamaney o dönemde oğlunu desteklemiş ve Kerrubi’yi ülkeyi kaosa sürüklemekle suçlamıştır.

Mücteba Hamaney’in reformcularla yaşadığı bir diğer sürtüşme ise 2009 seçiminde meydana gelmiştir. Bu seçimde de bir önceki sürece benzer şekilde Mücteba Hamaney’in seçim sürecine müdahil olduğu yönünde tartışmalar patlak vermiştir. Öyle ki dönemin İçişleri Bakan Yardımcısı Mustafa Taczade, 2009 seçimini bir “seçim darbesi” olarak nitelemiş ve seçim sonucunda Mücteba Hamaney’in etkisi olduğunu söylemiştir. Mahmud Ahmedinejad’ın cumhurbaşkanı seçildiği söz konusu seçim, İran modern tarihinin en tartışmalı olaylarından birine sahne olmuş; seçim sonrasında ülke çapında geniş çaplı protestolar düzenlenmiştir. Yeşil Hareket olarak bilinen reformcu dalga bu protestolarla şekillenmiş, gösterilerin bastırılmasında da Mücteba Hamaney’in etkili olduğu ileri sürülmüştür.

Mücteba Hamaney’in reformcularla olan bu tartışmalı geçmişinin, savaş sonrası iç politikaya yansıması kaçınılmazdır. Zikredilen örnekler dikkate alındığında; Mücteba Hamaney’in tıpkı babası gibi muhalif gruplara fazla alan tanımayacağı, muhaliflerin ise seslerini duyurmak için farklı yollar arayacağı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla iç politika açısından benzer bir döngü devam edecektir.

Ayrıca Mücteba Hamaney’in DMO ile yakın ilişkileri bulunmaktadır. Bu nedenle dini lider olarak seçilmesinde DMO’nun etkili olduğu iddia edilmektedir. Dolayısıyla yeni dönemde ABD ve İsrail’e yönelik daha sert tutumlar sergilenmesi muhtemeldir.

Diğer taraftan ülkenin muhafazakar kesiminin, Mücteba Hamaney’in dini lider olarak seçilmesine oldukça olumlu yaklaştığı anlaşılmaktadır. Bu kesimi ağırlıklı olarak mevcut dini liderin çizgisinde olanlar veya fiili yönetim kadrolarında yer alan isimler oluşturmaktadır. Başta Ayetullah Mekarim Şirazi, Ayetullah Suphani, Ayetullah Şahrudi ve Ayetullah Arafi olmak üzere ülkenin önde gelen dini figürleri, yaptıkları açıklamalarla seçime yönelik memnuniyetlerini bildirmişlerdir. Dini figürlerden oluşan bu kesimin temel gayesi ise ülkedeki “velayet-i fakih” sisteminin sürdürülmesidir. Söz konusu kesim sıklıkla devrimin kurucu lideri Humeyni’nin “Düzenin korunması vaciplerin vacibidir” sözüne atıfta bulunmaktadır.

Ali Hamaney sonrasında ülkeyi fiilen yönettikleri ileri sürülen Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf ve Milli Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreteri Ali Laricani de yayımladıkları bildirilerle Mücteba Hamaney’i desteklemiş; onu babasının yolundan giden bir lider olarak nitelendirmişlerdir. Bu kesimin temel amacını ise savaş durumunda birliğin korunması ve ülkenin mümkün olan en iyi şekilde savunulması oluşturmaktadır. Dolayısıyla iç politika açısından Mücteba Hamaney’in seçilmesine itirazı olan kesimler bulunsa da bu gruplar ya sessiz kalarak ülkenin bütünlüğünü bozmamaya çalışmakta ya da sembolik bir biatle ülkeyi savaş meydanında daha güçlü göstermeyi amaçlamaktadır. Gerçek tutumlar ise ancak savaş sonrası dönemde netleşecektir.

Mücteba Hamaney’in 28 Şubat’ta dini liderlik ofisine yönelik saldırıda yaralandığı da iddia edilmektedir. Nitekim seçilmesinden bu yana henüz bir konuşma gerçekleştirmemiş olması, bu meseleyle ilgili bir belirsizliği de beraberinde getirmiştir. Ancak 12 Mart Perşembe günü yazılı bir açıklamada bulunmuştur. Açıklamasında her yıl Ramazan ayının son cuma günü düzenlenen Kudüs Günü’nün kutlanması gerektiğini ve rejim taraftarlarının sahada aktif kalmasının önemini belirtmiştir. Ayrıca devam eden savaşla ilgili olarak Hürmüz Boğazı’nın kapalı tutulmasının önemli bir koz olduğunu ve “direniş cephesi”nin İran İslam Devrimi’nin ayrılmaz değerlerinden biri olduğunu vurgulamıştır.

Dış Aktörlerin Yaklaşımları

Mücteba Hamaney’in dini lider olarak seçilmesinden en fazla rahatsız duyanlar ABD ve İsrail olmuştur. Zira ABD ve İsrail, rejim değişikliği amacıyla İran’a saldırı düzenlemiş ancak Mücteba Hamaney’in yeni dini lider seçilmesiyle adeta başladıkları noktaya geri dönmüştür. Nitekim ABD Başkanı Donald Trump, Mücteba Hamaney’in seçilmesinden kısa süre önce verdiği bir röportajda, İran’ın yeni liderlik sürecine dahil olmak istediğini ve Mücteba Hamaney’in kendisi için uygun bir isim olmadığını belirtmiştir. Trump’ın bu söylemleri Uzmanlar Meclisinin tavrını değiştirmemiş aksine seçim üzerinde ters yönlü bir etki meydana getirmiş olması muhtemeldir.

Üstelik savaşın ilk gününde Ali Hamaney’in öldürülmesinin, Mücteba Hamaney’in dini lider seçilmesinde ABD açısından niyetlenmemiş bir etkisi olmuştur. Böylesi kritik dönemlerde gerçekleştirilen suikastların, kamuoyunda hedeflenenin aksine bir etki oluşturmasının uluslararası politikada örnekleri bulunmaktadır. 2008 Pakistan genel seçim kampanyası sırasında Benazir Butto’nun öldürülmesinin ardından seçimi eşi Asıf Ali Zerdari’nin kazanması bu duruma somut bir örnek teşkil etmektedir.

Diğer taraftan Trump, istemediği bir kişinin lider olması durumunda onu da ortadan kaldıracağı yönünde açıklamalarda bulunmuştur. Trump’ın önceki ifadeleri dikkate alındığında, Mücteba Hamaney’in kendisi için ideal bir seçim olmadığı açıktır. Bu nedenle Netanyahu ve Trump’ın Mücteba Hamaney’e yönelik suikast girişimlerinde bulunabileceği değerlendirilmektedir. Ancak bunca kayıp verdikten sonra İran’ın, lider kadrosunun güvenliğini sağlamak amacıyla muhakkak çok daha ciddi önlemler alacağı öngörülebilir.

Nitekim 12 Gün Savaşı’ndan bu yana Mücteba Hamaney’in sıkı bir koruma altında olduğu ifade edilmektedir. Dolayısıyla İsrail ve ABD; ya İran’ın balistik füze ve İHA kapasitesine verdikleri zararı kanıt göstererek fiili tehdidi yok ettiklerini ve rejimi felç ettiklerini iddia edip geri çekilecekler ya da savaşı uzatarak rejim değişikliği yönündeki amaçlarını sürdüreceklerdir. İlk seçenek dahilinde, Ali Hamaney ile yürütemedikleri diplomasiyi Mücteba Hamaney ile devam ettirmeleri gerekecektir. İkinci seçenek olan savaşın sürdürülmesi durumunda ise Rusya’nın Ukrayna’da takılıp kalması gibi ABD’nin de İran’da benzer bir kaderi paylaşması muhtemeldir.

Mücteba Hamaney’in dini lider olarak seçilmesine dış aktörler arasında olumlu tepki verenler de olmuştur. Yemen Husileri ve Irak Kataib Hizbullahı bildiriler yayımlayarak tebrik mesajlarını iletmiştir. Irak El-Ahd lideri Haşim Haydari de Mücteba Hamaney’e biat ettiğini açıklamıştır. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de bir mesaj yayımlayarak Mücteba Hamaney’i tebrik etmiş ve Moskova’nın Tahran’a yönelik desteğini vurgulamıştır.

Yurt dışından gelen bu destek mesajları mevcut düzenin devam edeceğine delalet etmektedir. Ancak Ali Hamaney’in 37 yıl boyunca inşa ettiği karizmatik liderlik ve bölgesel ağların aynı düzeyde sürdürülmesi kısa vadede beklenmeyebilir. Nitekim Kasım Süleymani’nin ardından göreve gelen İsmail Kaani ile Hasan Nasrallah’ın yerine geçen Naim Kasım seleflerinin etkinlik düzeyine henüz ulaşabilmiş değildir.

Paylaş:
İLGİLİ YAYINLAR