Bağdat ve Şam yönetimleri bölgede değişen jeopolitik dinamikler ve istikrarsız küresel enerji piyasaları ortasında Irak petrolünü Akdeniz’e taşıyacak Kerkük-Baniyas Petrol Boru Hattı’nı yeniden aktifleştirmeyi gündemine aldı.
Aralık 2024’te Baas rejiminin çökmesinin ardından Suriye’de Ahmet Şara liderliğinde kurulan yeni düzen açısından komşu ülkelerle ilişkilerin geliştirilmesi ve enerji ihtiyacının karşılanması zirve önemdeyken Irak Başbakanı Muhammed Şiya Sudani de hükümetinin ihracat kanallarını çeşitlendirmek ve rafinaj kapasitesini artırmak amacıyla boru hattını yeniden canlandırma çalışmalarına başladıklarını açıkladı. Bu gelişmeler iki ülke arasındaki enerji iş birliği potansiyelini yeniden gündeme taşıdı ve bölgesel enerji dengelerinde yeni bir sayfa açılabileceğine işaret etti.
Suriye’de Sünni bir yönetimin iş başına gelmesinin Irak’ta Şii liderliğin farklı fraksiyonlarında rahatsızlık ve endişeye yol açtığı dikkate alındığında Bağdat ve Şam yönetimlerinin Esed rejiminin devrilmesinin üzerinden bir yıl geçmeden enerji görüşmelerine başlaması, ikili ilişkilerin geleceği açısından umut verici bir gelişme oldu. Ancak boru hattının uygulama aşamasındaki teknik, ekonomik ve siyasi engelleri aşmak kolay değil.
Kerkük-Baniyas Hattı: 2009’dan Günümüze
Mazisi 1950’lerin başına kadar uzanan boru hattı Bağdat ile Şam arasındaki sorunların yanı sıra bölgesel gerilimlerin gidişatından da doğrudan etkilendi. Irak’taki petrol zengini Kerkük’ten Suriye’nin Akdeniz limanı Baniyas’a uzanan ve tam kapasiteye erişmesi halinde günlük 1,4 milyon varile kadar taşıma kapasitesi bulunan bu hattan geçmişte bir süre Avrupa’ya petrol taşındı.
Şam’ın İran-Irak Savaşı’nda (1980-1988) Tahran’ın yanında yer almasıyla 1982’de durdurulan hat, Saddam Hüseyin’in Kuveyt’i işgalinin ardından ise 1990’larda Birleşmiş Milletler (BM) yaptırımları nedeniyle minimum akışa indirildi. Boru hattı 2000’de kısa bir süre faaliyet gösterse de 2003’teki ABD işgalinin ardından teknik sorunlar ve bakımsızlık nedeniyle tamamen kapatıldı.
Şu anda kullanılamayacak durumda olan 850 kilometre uzunluğundaki boru hattının canlandırılması yönündeki girişimler yeni değil. Aslında hattın yeniden aktive edilmesi düşüncesi Suriye iç savaşının başlamasından önce 2009’da da gündeme gelmişti. Özellikle Paris’teki Uluslararası Tahkim Merkezinin Türkiye aleyhine sonuçlandırdığı dava sonrası Mart 2023’te akışı durdurulan ve 27 Eylül 2025’te yeniden açılan Kerkük-Ceyhan Boru Hattı’na ilişkin tartışmaların yaşandığı dönemlerde bu hattın aktivasyonu ara ara gündeme geliyor. Hatta Esed’in devrilmesinden kısa bir süre önce de görüşmeler yapılmıştı.
Hattın yeniden açılması 600 kilometrelik sınırı paylaşan Irak ve Suriye’ye güvenlik, stratejik ve ekonomik açılardan avantajlar sağlayacak. Hattın geçmişteki gibi günlük 300 bin varil kapasiteyle faaliyete geçmesi Suriye’nin on dört yıllık iç savaşın ardından ekonomisini canlandırması ve zayıflamış enerji sektörünü yeniden inşa etmesine önemli ölçüde katkı sunacak. Enerji uzmanları boru hattının ıslah edilmesi halinde Suriye’ye yıllık 150-200 milyon dolar gelir sağlayacağını öngörmekte.
ABD’nin Suriye Petrol Bakanlığına ve denizcilik otoritesine yönelik yaptırımları kaldırması ve Şara’nın BM Genel Kurulunda boy göstermesi yeni Şam yönetiminin küresel anlamda siyasi ve ticari meşruiyetini pekiştirmekte. Şam, iç savaştan önce Humus ve Baniyas’taki iki rafinerisinden ürün ihraç edebiliyordu. İç savaşla birlikte ekonomik altyapısı ağır darbe alsa da halen işlevsel olan Baniyas Limanı’na uzanacak hat, Irak petrolünü Avrupa’ya kısa yoldan nakletme imkanı sunacak. Bağdat ile Şam arasında itidalli bir gerginlik sürse de komşusunun adeta bir petrol denizinin üzerinde oturuyor olması, düzenli elektrik hizmeti bile sağlayamayan Suriye açısından siyasetin ötesine geçen ve görmezden gelinemeyecek bir gerçeklik.
Irak’ın Seçeneklerini Çeşitlendirme Arayışı
Ağustos’ta Bağdat’ta Irak Petrol Bakanı Hayyan Abdulgani ile Suriye Enerji Bakanı Muhammed Beşir enerji konularını ele aldıkları görüşmede hattın durumunu incelemek ve kullanılabilirliğini belirlemek üzere ortak bir komite kurulması hususunda anlaştı.
Kerkük-Baniyas Petrol Boru Hattı’nın yeniden canlandırılması, Bağdat’a Avrupa pazarlarına doğrudan bir çıkış sağlayarak Körfez limanları ve Hürmüz Boğazı’na olan bağımlılığı azaltabilir. Özellikle yeni bir İran-İsrail çatışmasının güney limanlarından Körfez’e yapılan sevkiyatları aksatma ihtimali, ekonomisinin yüzde 90’ı petrole endeksli olan Irak’ın alternatif ihracat rotaları arayışına çarpan etkisi yapıyor.
Özellikle iki yılı aşkın zamandır kapalı olan ve 27 Eylül’de yeniden açılan Kerkük-Ceyhan Boru Hattı’na alternatif olan Kerkük-Baniyas, Irak’a Kerkük’te ürettiği ham petrolü Akdeniz pazarlarına ihraç etmesi için yeni bir yol sunacak.
Bağdat ayrıca boru hatlarını çeşitlendirerek enerji akışlarını güvence altına almak ve pazarlama esnekliğini geliştirmeyi arzuluyor. Suudi Arabistan’dan sonra OPEC’in en büyük ikinci üreticisi olarak günde 4 milyon varili aşkın ürettiği petrolle küresel enerji piyasasında kritik bir aktör olan Irak, ihracatının yüzde 85’ini Basra Körfezi’nden gerçekleştiriyor.
İran’ın Haziran'da İsrail ile on iki gün süren hava savaşı sırasında Hürmüz Boğazı’nı kapatma tehdidinde bulunduğu göz önünde bulundurulduğunda, bu stratejik noktadaki gerilimin tırmanması petrol gelirlerine büyük oranda bağımlı olan Bağdat’ın milyarlarca dolarlık ekonomik çıkarını ciddi şekilde tehdit edebilir.
Bu bağlamda Kerkük-Baniyas Petrol Boru Hattı, Irak’ın Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı’na bağımlılığını azaltacağı gibi kendi petrolünü pazarlama konusunda manevra kabiliyetini de pekiştirecek ve enerji güvenliğini güçlendirecek stratejik bir tercih.
Hattın Onarımı Gerçekçi mi?
Kerkük-Baniyas Petrol Boru Hattı’nın yeniden canlandırılması bölgesel güç dengelerini nispeten etkileyebilme ve Bağdat-Şam ilişkilerini güçlendirme kapasitelerini haiz ancak bazı iddialı yorumlar bu hattın Ortadoğu’nun enerji haritasını değiştirebileceğini ve Türkiye üzerinde ciddi etkiler oluşturabileceğini ileri sürüyor. Elbette bölgesel gücünün yanı sıra küresel etki kapasitesi ve artan bir enerji üssüne dönüşen Türkiye’nin Irak ve Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) ile enerji ilişkilerini daha da güçlendirmesi gerekiyor.
Kerkük-Ceyhan Boru Hattı’nın günlük kapasitesi iyileştirilmesi halinde 1,5 milyon varile ulaşabilecek. Sevkiyatın durduğu dönemde bu hat üzerinden günde 450 bin varil petrol taşınıyordu. Hattın yeniden açılmasıyla mevcut rakam şimdilik 230 bin varil olarak belirlendi. Ancak bu rakam Kerkük-Ceyhan Petrol Boru Hattı’nın kapasitesinin çok altında.
Öte yandan Basra Körfezi’ni Türkiye üzerinden Avrupa’ya bağlayacak Ankara ve Bağdat yönetimleri liderliğindeki Kalkınma Yolu Projesi’nin aynı zamanda bir enerji nakil hattı olacağı ve Irak’ın güneyindeki petrolün kolaylıkla Avrupa’ya ulaşmasını sağlayabileceğini de hatırda tutmak gerekiyor.
Kerkük-Baniyas hattının Irak petrolü için Türkiye ve Basra Körfezi dışında yeni bir ihracat kapısı olması dikkate alındığında muhtemel bir gerilimde Bağdat’ın bu hattı Ankara’ya karşı siyasi bir karta dönüştürme ihtimali de bulunuyor. Zira Esed rejiminin çöküşü sonrası Şam-Bağdat ilişkilerine rezerv koyan İran yanlısı Iraklı Şii siyasiler ve milis gruplarının böylesi bir projeden rahatsızlık duyacağı unutulmamalı.
Ancak hattın ıslahı hem yüksek ekonomik maliyetler hem de Irak ve Suriye’de siyasi istikrarın henüz sağlanamamış olması nedeniyle birtakım zorluklar barındırmaktadır. Ayrıca Irak’taki siyasi yapının belirleyici aktörü olan Şiilerin, Suriye’deki yeni yönetime yönelik mesafeli duruşu dikkate alındığında taraflar arasında güvenin yeniden tesis edilmesinin kolay olmayacağı da aşikardır.
Bağdat’ın Kerkük’te üretim performansını artırmaya yönelik olarak BP gibi büyük bir enerji şirketiyle anlaşması, Kerkük merkezli boru hatlarının ek ihracat kapasitesinin yeniden değerlendirilmesine yol açmıştır. Hattın Irak’ın kuzey enerji sektöründe yabancı yatırım çekme potansiyeli bulunmaktadır. Ancak bu potansiyelin hayata geçirilebilmesi için hem ciddi altyapı tahribatının silinmesi hem de güzergah üzerindeki güvenlik tehditleri ve siyasi risklerin aşılması gerekmektedir.
Irak Başbakanı Sudani’nin 11 Kasım 2025 seçimleri öncesinde Kerkük-Ceyhan Boru Hattı’nı açabilmesi bir başarı olarak görülürken bu süreçte Ankara ve Erbil’in yanı sıra Washington’ın diplomatik baskıları da etkilidir. Öte yandan Kerkük-Baniyas hattının onarımı için gerekli finansal desteğin sağlanabilmesi ise istikrarın oturmadığı Suriye’de şu an için zor görünüyor.
Suriye’de güvenlik ve siyasi stabilizasyonun belirsizliği Türkiye’yi halen en uygun seçenek kılıyor. Ancak Kerkük-Ceyhan hattının modernizasyonu için geç kalınmayarak Türkiye’nin en uygun rota olduğu konusunda Bağdat yönetimindeki bütün siyasi aktörler ikna edilmeli. Özellikle Kalkınma Yolu Projesi kapsamında ortak rafineri projeleri, serbest ticaret ve enerji bölgeleri hayata geçirilerek Türkiye enerji açısından bir cazibe merkezine dönüştürülmeli.
Bununla birlikte Ankara’nın Suriye’nin inşasına katkı sunacağı bilinciyle Baniyas gibi bir projeyi alternatif değil tamamlayıcı olarak değerlendirmesi akılcı olacaktır. Nitekim Türkiye, Suriye’nin yeniden yapılandırılması konusunda da aktif bir tutum sergiliyor. Eğer Kerkük-Baniyas gibi bir hattın yeniden açılması gündeme gelecekse bu konuda Türkiye’nin de sürecin içerisinde yer alması kritik önemde olacaktır. Ayrıca Ankara ve Bağdat yönetimlerinin öncülüğünde yürütülen Kalkınma Yolu Projesi’ne Şam’ın da eklemlenmesi konuşuluyor. Türkiye’nin bu proje kapsamında tamamlayıcılık ve bağlantısallık üzerinde bölgesel bir sinerji oluşturması farklı sektörlerdeki iş birlikleriyle de mümkün olabilir. Bu minvalde mevcut koşullar itibarıyla Kerkük-Baniyas Petrol Boru Hattı şimdilik kağıt üstünde bir proje olarak gözükse de Türkiye’nin çıkar, hedef ve öncelikleri bakımından bu projeye uzak kalmaması gerekiyor.

