Devrim Karşıtı Güçler Sudan’da ’Mısır Senaryosu’ Peşinde

Devrim Karşıtı Güçler Sudan’da ’Mısır Senaryosu’ Peşinde

Sudan'da bölgesel karşı-devrimci güçlerin de yönlendirmesiyle protestoculara kanlı bir müdahalede bulunan Askeri Geçiş Konseyi, devrim hareketine öldürücü darbeyi indirerek gösterilerin tamamen sonlanmasını hedefledi.
Paylaş:
Sudan

 

2013 yılında Mısır’ın Rabiatul Adeviyye Meydanı’nda gerçekleştirilen ve birkaç saat içerisinde binden fazla sivil göstericinin öldürüldüğü müdahaleyle ciddi anlamda benzerlik gösteren bu olay, Sudan’daki devrim süreci açısından bir dönüm noktası olarak görülebilir.
Askeri Geçiş Konseyi

Öte yandan müdahalenin zamanlamasının da dikkatle seçildiği görülmektedir. Protestocuların toplandığı meydandaki kalabalık Ramazan ayı dolayısıyla ve uzun oruç saatleri ile sıcak havanın da etkisiyle görece azalmıştı. Protestocular bayram sonrasında düzenlenecek büyük gösteriler nedeniyle Ramazan ayında evlerine çekilmiş ya da memleketlerine gitmişlerdi. Bu durumu fırsat bilen Askeri Geçiş Konseyi de meydanın ulusal güvenlik için bir tehdit oluşturduğunu duyurarak, göstericilere dağılmaları çağrısında bulundu. Devrimci aktörlerin bu çağrıyı reddetmesi üzerine kanlı müdahale gerçekleşti.

Sudan istihbarat birimleri tarafından 2013 yılında ülkenin farklı bölgelerindeki isyan girişimlerini bastırmak amacıyla kurulan ve uluslararası kuruluşlarca sık sık eleştirilen Acil Destek Timi (Rapid Support Force), özellikle 2019’un nisan ayından itibaren ülke genelinde gerçekleştirilen protestoların bastırılmasında önemli rol oynuyor. Uzun yıllar liderlik koltuğunda oturan Ömer el-Beşir’i devirerek ülke tarihinde önemli bir dönüm noktası başlatan protestocuların etkisini kırmak amacıyla Askeri Geçiş Konseyi tarafından görevlendirilen Acil Destek Timi öncülüğünde gerçekleştirilen 3 Haziran müdahalesinde gerçek mermiler kullanılırken, bazı askerlerin çevredeki binalara çıkarak göstericileri hedef aldığı görüldü.

Dış aktörlerin müdahalesi

 

Sudan’da el-Beşir’in devrilmesinin ardından yönetimi eline geçiren Askeri Geçiş Konseyi’nin en etkili ikinci ismi Acil Destek Timi lideri Muhammed Hamdan Dagalo’dur. Hemeti olarak isimlendirilen Dagalo özellikle Mısır, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri ile olan yakın ilişkileriyle bilinmektedir.

Sudan’da yaşanan gelişmelerle ilgili dikkat çeken hususlardan bir diğerinin de dış aktörlerin sürece müdahalesi olduğu söylenebilir. Mısır’daki askeri darbe ve karşı-devrim sürecine benzer bir şekilde Sudan’da ordunun müdahalesi öncesinde de askeri kadroların özellikle Körfez bölgesindeki bazı ülkelerden destek aldığı görüldü. Arap devrimleri sürecinin başarısız olması için yoğun çaba sarf eden ve bu anlamda karşı-devrimci aktörler olarak tanımlanan Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri yönetimleri Sudan'daki devrim sürecini baltalamak amacıyla Askeri Geçiş Konseyi ile iş birliğine gitmiş ve olası bir dönüşümü kendi kontrollerine almak istediler. Nitekim Sudan Askeri Konsey Başkanı Abdulfettah Burhan, mayıs ayının son haftasında Birleşik Arap Emirlikleri Veliaht Prensi Muhammed bin Zayed, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Mısır’da darbeyle göreve gelen eski genelkurmay başkanı Abdulfettah es-Sisi ile bir araya geldi.

Bu üç ülke Sudan’daki geçiş sürecinde etkili olabilmek amacıyla farklı enstrümanları da işlevselleştirmeye çalıştı. Mısır yönetimi Sudan’daki askeri figürlere siyasi destek açıklaması yaparken, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri yönetimleri de nisan ayında Sudan geçiş hükümetine 3 milyar dolarlık mali yardımda bulunacağını duyurmuştur. Protestocular ise Askeri Geçiş Konseyi’nin bu temaslarını sert bir şekilde eleştirerek, dış aktörlerin Sudan devrimine müdahalesinin kabul edilemez olduğunu belirtti.

Katliama uluslararası tepkiler

 

Sudan’ın kalkınması için demokratik bir yönetimin zaruri olduğunu belirten protestocuların, ordunun müdahalesine rağmen gösterilerine devam etme kararlılığında oldukları görülüyor.

Öte yandan Sudan’daki protestocular kendilerine yönelik şiddet olaylarına rağmen geri adım atmadılar. Ülkede uzun yıllardır Ömer el-Beşir yönetimi altında yaşayan milyonlarca kişi ülkelerinde demokratik bir düzenin kurulması taleplerini sürdürüyor. Nitekim devrim gösterilerinde önemli rol oynayan ve ülke nüfusunun yüzde 75’ini oluşturan gençler, sivil bir yönetimin kurulmasını, ordunun siyasetten çekilmesini ve ülkenin dış aktörlerin müdahalelerinden kurtulmasını istiyor. İşsizlik ve fakirliğin yaygın olduğu, altyapı ve sosyal hizmetler bakımından zayıf bir durumda olan Sudan’ın kalkınması için demokratik bir yönetimin zaruri olduğunu belirten protestocuların, ordunun müdahalesine rağmen gösterilerine devam etme kararlılığında oldukları görülüyor.

Ülkedeki devrimci gruplar Ramazan bayramını izleyen süreçte yeniden harekete geçerek Askeri Geçiş Konseyi’ne karşı sivil itaatsizlik eylemlerine başlama kararı aldılar. Devrim sürecinin en önemli aktörlerinden olan Sudan Meslek Odaları yaptığı çağrıda halkı ülke genelinde sivil itaatsizlik eylemleri yapmaya davet etti. Bu çerçevede gazeteci, öğretmen, mühendis, veteriner, pilot, şoför ve eczacı gibi meslek gruplarına bağlı onbinlerce kişi iş bırakma eylemi gerçekleştidi. 10 Haziran’da başlayan sivil itaatsizlik eylemlerine özellikle başkent Hartum’da geniş çaplı katılım olurken, protestocular dükkanlarını kapalı tuttu, yollara barikatlar kuruldu ve küçük çaplı gösteriler gerçekleştirildi. Sudan Doktorlar Komitesi tarafından yapılan açıklamada, sivil itaatsizlik eylemleri sırasında güvenlik güçlerinin olaylara müdahalesinde en az 4 kişinin hayatını kaybettiği kaydedildi. Öte yandan Askeri Geçiş Konseyi’nin sivil itaatsizlik eylemlerine katılan birçok kişiyi göz altına aldığı bildirildi. Ayrıca sivil itaatsizlik eylemlerini organize ettiği tespit edilen birçok muhalif liderin sınır dışı edildiği ve istihbarat birimlerinin operasyonuyla farklı ülkelere götürüldüğü ifade ediliyor.

 

Protesto ve sivil itaatsizlik eylemleri karşısında meşruiyet sıkıntısı yaşayan Askeri Geçiş Konseyi, ülke içinde ve uluslararası toplumda büyük infiale yol açan tasarruflarıyla Sudan’ı istikrarsızlığa ve kaosa doğru sürüklüyor.

Sudan’da gerek askeri gerekse de sivil güçlerin bir araya gelerek ülkede demokratik ve sivil bir yönetimin kurulması konusunda uzlaşması hem ülkede istikrarın sağlanması hem de toplumsal barışın tesis edilmesi bakımından hayati önem taşımaktadır. Sudan bu devrim sürecini başarılı bir şekilde yöneterek Afrika kıtasında sivil güçlerin liderliğinde gerçekleştirilen rejim değişikliği ile demokratik bir yönetime kavuşan ilk Afrika ülkesi olma yolunda ilerleyebilecektir. Aksi takdirde ülke, çatışma ve istikrarsızlık ortamına girecek, baskıcı askeri bir rejimin yönetiminde devrimin ilk günlerindeki hedeflerinden giderek uzaklaşacaktır.

[AA, 11 Haziran 2019]

Paylaş:
İLGİLİ YAYINLAR