Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kuveyt'te
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, resmi temaslarda bulunmak üzere geldiği Kuveyt'te, Kuveyt Emiri Meşal el-Ahmed el-Cabir es-Sabah tarafından resmi törenle karşılandı. 21.10.2025 (AA)

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Körfez Ziyareti: Türkiye-Körfez Ekonomik İlişkileri

Türkiye'nin Körfez ülkeleriyle ekonomik ilişkilerini kurumsallaştırması, sektörel çeşitliliği genişletmesi ve stratejik yatırım alanlarına odaklanması küresel ekonomideki konumunu güçlendirecektir.
Paylaş:

Türkiye’nin Körfez ülkeleriyle ekonomik ilişkileri 2000’lere kadar sınırlı bir düzeyde seyrederken Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) iktidarıyla birlikte belirgin bir ivme kazanmıştır. Bu gelişmenin arkasında hem Türkiye ekonomisinin dışa açılma süreci hem de bölgesel diplomatik dengelerdeki değişimler etkili olmuştur. Ticaret hacmindeki artış yalnızca ekonomik bir genişleme değil aynı zamanda Türkiye’nin Ortadoğu ve Körfez bölgesinde artan siyasi ve diplomatik etkinliğinin de bir yansımasıdır.

Son yıllarda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Körfez ülkelerine düzenlediği üst düzey ziyaretler bu sürecin somut örnekleridir. Geçtiğimiz yıl Katar, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Suudi Arabistan’a; bu yıl da Katar, Kuveyt ve Umman’a yapılan ziyaretlerde ekonomi ve savunma başlıkları ön plana çıkmış, stratejik iş birliklerini güçlendiren çok sayıda anlaşma imzalanmıştır. Özellikle Umman ziyareti uzun yıllar sonra gerçekleştirilen ilk üst düzey temas olması bakımından dikkat çekicidir.

2000 öncesinde oldukça sınırlı olan ekonomik ilişkiler 2000 sonrasında hızlı bir artış göstermiştir. 2024 itibarıyla Türkiye ile Körfez ülkeleri arasındaki toplam dış ticaret hacmi yaklaşık 27 milyar dolar seviyesindedir. Bu hacmin 12-13 milyar dolarını ihracat ve geri kalanını da ithalat oluşturmaktadır. Ticaretin görece dengeli bir yapıda seyretmesi olumlu bir görünüm arz etse de ülke bazında incelendiğinde Türkiye’nin Körfez ülkelerinin çoğu için halen ilk on ticaret ortağı arasında yer almadığı görülmektedir. Bu durum ise ilişkilerin henüz olgunlaşma aşamasında olduğunu göstermekle birlikte geleceğe dönük önemli bir potansiyeli de işaret etmektedir.

Türkiye’nin Körfez Ülkeleriyle Ekonomik İlişkileri

Bölge ülkeleriyle gerçekleşen ihracat verileri incelendiğinde Kuveyt ve Umman ile ticari ilişkilerin istikrarlı ancak düşük hacimli olduğu görülmektedir. Buna karşılık BAE ile ticaret hacmi son yıllarda dikkat çekici biçimde artarken Katar’a gerçekleştirilen ihracat ise gerilemiştir. 2020 sonrasında siyasal ilişkilerde yaşanan normalleşme süreci hem BAE hem de Suudi Arabistan ile gerçekleştirilen ticaretin yeniden ivme kazanmasını sağlamıştır.

Türkiye’nin bölge ülkelerinden yaptığı ithalat ise daha istikrarlı bir seyir izlemiştir. BAE ile ticaretteki artış ithalat kalemlerine de yansırken diğer ülkelerle ticaret görece durağan kalmıştır. Umman ile ithalatta 2021 ve 2022 yıllarında görülen artış 2023 ve 2024’te düşüşe geçmiştir. Bu değişimde özellikle gübre ithalatındaki dalgalanmalar etkili olmuştur.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Umman ziyareti iki ülke arasındaki ilişkilerde stratejik bir dönüm noktası olmuştur. Ziyarette 16 anlaşma imzalanırken bunların büyük bölümü ekonomi odaklıdır. Özellikle Umman Yatırım Ajansı’nın Türkiye’deki İskenderun Limanı’nın genişletilmesi ve yeni bir konteyner terminali kurulması amacıyla 500 milyon dolarlık yatırım fonu oluşturması doğrudan yabancı yatırım açısından önem taşımaktadır. Ayrıca bilişim teknolojileri, gıda, tarım ve madencilik alanlarında yapılan iş birlikleri Türkiye’nin savunma sanayii ve teknoloji politikalarıyla da örtüşmektedir.

Türkiye-Katar ilişkileri uzun süredir hem ekonomik hem de siyasi temeller üzerine inşa edilmiştir. 2020-2021 döneminde yaklaşık 3 milyar dolar düzeyinde olan ticaret hacmi 2024 itibarıyla 1,1 milyar dolara gerilemiştir. Bu düşüş Türk yatırımcıların bölgedeki stratejilerini yeniden değerlendirmelerini gerekli kılmaktadır. Savunma, inşaat, enerji ve hizmet sektörleri iki ülke arasındaki ekonomik iş birliğinin öne çıkan alanlarıdır. Türkiye’nin üretim kapasitesi ve sanayi altyapısı bu alanlarda Katar ile daha rekabetçi ortaklıkların geliştirilmesine zemin hazırlamaktadır.

Türkiye’nin Körfez politikası çerçevesinde son dönemde Orta Koridor projesi de özel bir önem kazanmıştır. Uzak Doğu’dan gelen ticaretin Basra Körfezi-Irak-Türkiye üzerinden Avrupa’ya aktarılmasını öngören bu proje Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi ile İsrail merkezli alternatif hatlara karşı bir seçenek sunmaktadır. Yeni kara ve deniz ticaret güzergahlarının oluşturulması Türkiye’nin küresel ticaret ağlarındaki stratejik önemini artıracaktır. Bu çerçevede Kuveyt ile imzalanan deniz taşımacılığı ve gemi adamı sertifikalarının karşılıklı tanınması anlaşmaları, Türkiye’nin lojistik kapasitesini güçlendirecek somut adımlar olarak değerlendirilebilir.

Bölgesel Rekabet ve Türkiye’nin Konumu

Körfez bölgesi günümüzde küresel ticaret rekabetinin merkezinde yer almaktadır. Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi’nin yanı sıra Hindistan-BAE-İsrail koridoru gibi alternatif hatların gündeme gelmesi Türkiye’nin Orta Koridor stratejisini daha da değerli kılmaktadır. Türkiye’nin Körfez ülkeleriyle kurduğu çok yönlü ekonomik iş birlikleri, bu yeni küresel ticaret ağlarında etkin bir aktör olma potansiyelini güçlendirmektedir.

Bununla birlikte mevcut ticaret hacmi henüz potansiyel düzeyin altındadır. Türkiye bölge ülkelerinin çoğunda ilk on ticaret ortağı arasında yer almasa da karşılıklı ticaretin derinleştirilmesi yönünde güçlü bir irade mevcuttur. Devlet düzeyinde yapılan anlaşmaların yanı sıra Türk sanayicileri ve profesyonellerinin bölgede daha görünür hale gelmesi stratejik önem taşımaktadır. Özellikle yönetici pozisyonlarında hakim olan Hindistan kökenli profesyonellerin varlığı dikkate alındığında Türk uzman ve firmalarının Körfez pazarına daha güçlü bir biçimde entegre olması gerekmektedir. Böylece Türkiye yalnızca diplomatik değil ekonomik düzlemde de kalıcı bir etki oluşturabilecektir.

Genel Değerlendirme

Türkiye’nin Körfez ülkeleriyle ekonomik ilişkileri 2000 sonrasında belirgin bir ivme kazanarak hem dış politika vizyonu hem de ekonomik çeşitlendirme stratejisinin temel unsurlarından biri haline gelmiştir. 2024 itibarıyla yaklaşık 27 milyar dolarlık dış ticaret hacmi bu iş birliğinin ulaştığı düzeyi göstermekle birlikte mevcut potansiyelin yalnızca kısmen değerlendirilebildiğine işaret etmektedir.

Türkiye’nin Körfez ülkeleriyle toplam ihracatının 12-13 milyar dolar ve toplam ithalatının da yaklaşık aynı seviyelerde gerçekleşmesi, ticaretin görece dengeli bir yapıya kavuştuğunu göstermektedir. Bununla birlikte ülke bazında değerlendirildiğinde Türkiye’nin halen birçok Körfez ülkesi için ilk on ticaret ortağı arasında yer almaması, ikili ekonomik ilişkilerin derinliğinin artırılması gerektiğini ortaya koymaktadır. Özellikle BAE ile 2020 sonrasında yaşanan normalleşmenin ticaret hacminde gözle görülür bir artışa yol açması, siyasal yakınlaşmanın ekonomik etkileşim üzerindeki belirleyici etkisini açıkça göstermektedir.

Umman, Kuveyt ve Katar ile yapılan yeni anlaşmalar Türkiye’nin Körfez stratejisinde sektörel çeşitliliği artırma yönünde attığı önemli adımlar olarak öne çıkmaktadır. Umman’la imzalanan 16 anlaşma arasında yer alan 500 milyon dolarlık yatırım fonu iki ülke arasındaki ekonomik iş birliğini güçlendirmesinin yanında Türkiye’nin doğrudan yabancı yatırımlar için cazibe merkezi olma potansiyelini de pekiştirmektedir. Madencilik, bilişim, gıda ve tarım gibi alanlarda geliştirilen ortaklıklar Türkiye’nin savunma sanayii ve teknoloji hedefleriyle de uyumludur.

Öte yandan Katar ile ticaret hacminin son yıllarda 3 milyar dolardan 1,1 milyar dolara gerilemesi ise iki ülke arasında uzun süredir var olan stratejik dayanışmanın ekonomik boyutunun yeniden canlandırılmasına ihtiyaç olduğunu göstermektedir. Türkiye’nin üretim altyapısı, savunma ve hizmet sektörlerindeki rekabet gücü bu süreci destekleyecek önemli avantajlar sunmaktadır.

Türkiye’nin Körfez politikası yalnızca ikili ticari ilişkilerle sınırlı kalmamakta aynı zamanda Orta Koridor projesi gibi bölgesel bağlantısallık hedeflerini de kapsamaktadır. Uzak Doğu-Basra Körfezi-Türkiye-Avrupa hattını birleştirmeyi öngören bu girişim Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi ve Hindistan-BAE-İsrail ticaret hattı gibi alternatif küresel projeler karşısında Türkiye’yi stratejik bir konuma taşımaktadır. Kuveyt ile imzalanan deniz taşımacılığı ve gemi adamı sertifikasyon protokolleri de bu hattın lojistik altyapısının güçlendirilmesi açısından ilk somut adımlar olarak değerlendirilebilir.

Bölge düzeyinde bakıldığında Körfez ülkeleri küresel ticaret ağlarının yeniden şekillendiği bir dönemde enerji, finans ve lojistik merkezleri olarak öne çıkmaktadır. Türkiye’nin bu merkezlerle kurduğu karşılıklı bağımlılığa dayalı ekonomik ilişkiler hem enerji arz güvenliğini hem de ticaret yollarının çeşitlendirilmesini desteklemektedir. Bu çerçevede Türkiye ekonomik ortaklıklarını sadece ticaret hacmiyle değil yatırım, üretim ve teknoloji transferi boyutlarıyla da derinleştirmek durumundadır.

Uzun vadede ise Türkiye-Körfez ekonomik ilişkilerinin yalnızca ekonomik değil aynı zamanda diplomatik ve jeostratejik boyutlar kazandığı da görülmektedir. Türkiye’nin Körfez ülkeleriyle kurduğu çok katmanlı ilişkiler Ortadoğu’da istikrarın korunması, enerji güvenliğinin sağlanması ve yeni ticaret koridorlarının oluşturulmasına katkı sağlayacaktır. Türk sanayicileri ve profesyonellerinin bölgeye daha etkin biçimde entegre olması ise bu sürecin kalıcılığını destekleyecektir.

Özetle Türkiye’nin Körfez ülkeleriyle ekonomik ilişkilerini kurumsallaştırması, sektörel çeşitliliği genişletmesi ve stratejik yatırım alanlarına odaklanması küresel ekonomideki konumunu güçlendirecektir. Bu süreç Türkiye’nin jeoekonomik etkisini artırmanın yanı sıra Asya-Avrupa ticaret entegrasyonunda merkezi bir rol üstlenmesini de sağlayacaktır.

Paylaş:
İLGİLİ YAYINLAR