Belém’de geliştirilmesine karar verilen adil geçiş mekanizması, Antalya’daki COP31’in önemli başlıklarından biri. Mekanizmanın ne iş göreceği halen belirsiz; Antalya’dan beklenebilecek gerçekçi sonuç, işlevlerini ve kuruluş takvimini netleştiren bir karar olacak.
5 Ekim’de Fiji’nin Nadi kentinde COP31 öncesi bakanlar toplantısı açıldığında ev sahibi Fiji, gelişmiş ülkeleri adil geçişi ve iklim değişikliğinden en çok etkilenen ülkeleri finansmanla desteklemeye çağırdı. Fiji Enformasyon, Çevre ve İklim Değişikliği Bakanı Lynda Tabuya, fosil yakıtlardan adil bir geçiş için ülkelerin iklim finansmanı ve proje desteği taahhüt etmesini istedi. Bu çağrı Kasım’da Antalya’da toplanacak COP31’in önemli başlıklarından birini özetliyordu. İklim değişikliğiyle mücadele, kömür madenlerinden termik santrallere ve karbon yoğun fabrikalara kadar birçok sektörün dönüşmesi anlamına geliyor. Adil geçiş ise bu dönüşümün bedelinin işçilere, belirli bölgelere ve yoksul kesimlere yüklenmemesini hedefleyen yaklaşımın adı.
Uluslararası müzakerelerde kavramın iki boyutu var. Ülke içindeki boyut, işini kaybetme riski taşıyan çalışanların ve ekonomisi tek bir sektöre bağlı bölgelerin korunmasıyla ilgili. Uluslararası boyut ise ülkeler arasındaki imkan farkından doğuyor. Belém’deki COP30 kararının ifadesiyle gelişmekte olan ülkeler adil geçişi kendi başlarına gerçekleştirecek kurumsal ve mali kapasiteden yoksun olabilir. Kasım 2025’te Belém’de taraflar adil geçiş için bir mekanizma geliştirilmesine karar verdi. COP30 Başkanlığı, Mart 2026’daki yönetici raporunda mekanizmanın kurulmasını konferansın başlıca kazanımları arasında sayıyor. Sivil toplum kuruluşları ise mekanizmaya Belém’den Antalya’ya uzanan bir ad bile verdi. Takvim de belliydi. Mekanizmanın hayata geçirilme sürecine ilişkin taslak karar Haziran 2026’da Bonn’daki ara müzakerelerde hazırlanacak ve Kasım’da Antalya’da kabul edilecekti.
Bonn’da beklenen gerçekleşmedi. Müzakereciler mekanizmayı konuşmaya ancak başlayabildi. İklim Eylem Ağı’ndan (CAN) bir temsilciye göre on günlük müzakerenin bir haftası mekanizma yerine usul tartışmasıyla geçti. Müzakere grubunu yöneten iki yetkilinin hazırladığı not da müzakerelere temel metin olarak kabul edilmedi. Taslağın yazılması da Kasım’daki müzakerelere kaldı.
Türkiye COP31’in başkanı ve Avustralya arasındaki ortaklık düzenlemesi gereği müzakereleri Avustralya adına Müzakereler Başkanı Chris Bowen yönetiyor. COP31 Başkanı Murat Kurum ile Bowen, Fiji toplantısı öncesinde taraflara gönderdikleri ortak mektupta çıtayı yüksek tuttu. Mektup Antalya’da mekanizmanın hem ne iş göreceği hem de nasıl yönetileceği ve hangi kurallarla çalışacağı üzerinde uzlaşılmasını hedefliyor. COP31 Başkanı Kurum COP31’i bir “uygulama COP’u” olarak tanımlıyor. Adil geçiş mekanizması da bu iddianın sınanacağı yerlerden birisi. Bu yazı Antalya’da adil geçiş başlığında neyin karara bağlanacağını, ülkeleri neyin ayırdığını ve ev sahibinin elindeki araçları ele almaktadır. Ortak mektuptaki hedefe ulaşılırsa Antalya önemli bir başarıya imza atacak. Ülkeler arasındaki ayrılıklar düşünüldüğünde ise asgari başarı ölçütünü daha gerçekçi koymak gerekir. Bu ölçüt ise mekanizmanın ne iş göreceğini ve hangi takvimle kurulacağını netleştiren bir karar olacak.
Belém’de Karar Var, Biçim Yok
Adil geçiş, 2022’den beri iklim müzakerelerinde ayrı bir başlık. 2022’de Şarm el-Şeyh’te taraflar bir adil geçiş çalışma programı kurdu. Program, ülkelerin yılda en az iki kez bir araya gelip adil geçiş deneyimlerini tartıştığı bir diyalog süreci olarak işliyor. Belém’de bu sürece ek olarak bir mekanizma geliştirilmesine karar verildi. Kararda mekanizmanın amacı uluslararası iş birliği, teknik yardım, kapasite geliştirme ve bilgi paylaşımını güçlendirmek, hakkaniyetli ve kapsayıcı adil geçişleri mümkün kılmak olarak tanımlanıyor. Ancak karar bu amacı somut işlevlere dökmüyor. Mekanizmanın nasıl bir yapı olacağı, kim tarafından yönetileceği ve nasıl finanse edileceği de belli değil.
En hassas konu ise finans. Belém kararı finansı mekanizmanın amaç cümlesine yazmadı. Finans dili kararın ayrı bir paragraflarında, mekanizmaya bağlanmadan geçiyor. Bunun arkasında ülke grupları arasında bir ayrılık var. Gelişmekte olan ülkeler en az 2023’ten beri yüksek borç yükü altında adil geçiş için hibe ve düşük maliyetli finansmana ihtiyaç duyduklarını söylüyor. Gelişmiş ülkelerin önemli bir kısmı ise mekanizma önerisi masaya geldiğinden beri yeni bir yapının mevcut kurumları tekrarlayacağını ve BM sistemine ek yük getireceğini savunuyor. Kabaca söylemek gerekirse bir taraf için mesele yeni bir mali yükümlülük doğmaması iken diğer taraf için dönüşümü mümkün kılacak kaynağa erişim.
Antalya’da bu başlıkta iki karar bekleniyor. İlki mekanizmanın hangi yoldan ve hangi takvimle hayata geçirileceğine dair bir karar. Belém kararı Antalya’dan mekanizmanın kurulmasını değil bu süreç üzerinde uzlaşılmasını istiyor. İkincisi de 2022’de kurulan çalışma programının işe yarayıp yaramadığının değerlendirilmesi ve sürecin devam edip etmeyeceğine karar verilmesi. Bu iki karar birbirine bağlı. Mekanizmanın bu diyalog sürecinin bir parçası mı olacağı yoksa ayrı bir organ olarak mı kurulacağı da tartışmalı. Soru teknik görünse de özünde mekanizmanın bir tartışma platformu mu yoksa ülkelere somut destek veren bir yapı mı olacağıyla ilgili. Müzakere grubunu yöneten yetkililerin notunda derlenen seçeneklerden biri aşamalı bir takvim. Buna göre 2026’da tasarım bir kararla sonuçlanacak, 2027’de kurumsal yapı oluşturulacak ve 2028-2030 döneminde ise uygulama genişletilecek. Bu notun resmi bir statüsü yok. Yine de bu takvim ve Belém kararının dili, Antalya’nın mekanizma için bir varış noktasından çok başlangıç noktası olacağını düşündürüyor.
Masadaki Ayrılık: Bilgi Platformu mu, Uygulama Aracı mı?
Bonn’daki tartışmalar bu ayrılığın ne kadar derin olduğunu gösterdi. Avrupa Birliği (AB), İngiltere, Norveç ve Japonya mekanizmayı yeni bir yapı kurmak yerine mevcut kurumlar üzerine oturan, bilgi ve araç paylaşımıyla sınırlı bir platform olarak görüyor. İngiltere bir adım ileri giderek finans ve uygulama araçlarına ilişkin önerilerin bu süreçte başarılabileceklerin çok ötesinde olduğunu, bir fon ya da fon penceresi için yetki bulunmadığını söyledi. Ayrıca bütçe kısıtlarını gerekçe göstererek yeni bir organ ya da finans mekanizması kurulmasına da karşı çıktı. Afrika Grubu, Suudi Arabistan’ın sözcülüğünü yaptığı Benzer Düşünen Gelişmekte Olan Ülkeler grubu ve Hindistan ise mekanizmanın finans, teknoloji ve kapasite desteğini harekete geçirmesini istiyor. Afrika Grubu bu desteğin hibe ve borç oluşturmayan araçlarla sağlanmasını, mekanizmanın da biri politika yönlendirmesi diğeri teknik destek veren iki katmanlı ayrı bir organ olarak kurulmasını talep ediyor.
İkinci ayrılık kapsamla ilgili. Tartışmanın özünde ise adil geçişin daha çok emisyon azaltımıyla mı yoksa kalkınma, gıda güvenliği ve iklim değişikliğine uyumla mı ilgili olduğu sorusu var. Bonn’da bu soru tarım üzerinden somutlaştı. AB adil geçiş tartışmasında emisyon azaltımı ve fosil yakıtlardan uzaklaşmaya daha fazla yer verilmesini istedi. İngiltere tarım kaynaklı emisyonlara atıf yapılmasını ve 2023’te Dubai’de fosil yakıtlardan uzaklaşma çağrısı yapan küresel durum değerlendirmesinin sonuçlarının bu sürece taşınmasını savundu. Suudi Arabistan’ın sözcülüğünü yaptığı grup ise azaltım merkezli yaklaşımları ve küresel durum değerlendirmesinin bu sürece taşınmasını kabul edilemez buldu; ikincisini yukarıdan dayatmacı olarak nitelendirdi. Hindistan da tarımın ele alınış biçimini kırmızı çizgi olarak nitelendirdi. Hindistan’a göre küçük üreticilerin ağırlıkta olduğu bu sektörde öncelik emisyon azaltımı değil uyum ve dayanıklılık. Bu itirazların ardında adil geçişin bir destek aracı olmaktan çıkarak yeni azaltım baskılarına dönüşmesi kaygısı okunabilir.
Üçüncü ayrılık ticaret. Gelişmekte olan ülkeler adına G77/Çin, AB’nin sınırda karbon düzenleme mekanizması gibi iklim gerekçeli tek taraflı ticaret önlemlerinin kendilerine ek yük getirdiğini adil geçiş tartışmasına taşıdı. AB bunların ticaret değil iklim önlemi olduğunu savunuyor. İngiltere de ticaretin bu başlığın konusu olmadığını düşünüyor. Belém’de ticaret için ayrı bir diyalog öngörülmüştü ancak Bonn bu ayrımın adil geçiş masasında tutmadığını gösterdi.
COP31 Başkanlığının Hedefi ve Araçları
Kurum ile Bowen adil geçişi ilk ortak mektuplarından itibaren müzakere gündeminde tuttu. İlk ortak mektupta adil geçiş, tarım ve şeffaflıkla birlikte kesişen alanlar arasında sayıldı. Mektubun Türkçe metnine göre “hiç kimseyi geride bırakmayan düzenli ve kapsayıcı bir geçişi desteklemek amacıyla Adil Geçiş Mekanizmasının geliştirilmesi” de COP31 Başkanlığının kullanacağı mevcut ve yeni yetkiler, diyaloglar ve girişimler arasında yer alıyordu. Fiji toplantısı öncesindeki ikinci ortak mektup hedefi somutlaştırdı. Mektup Antalya’da mekanizmanın hem işlevleri hem de yönetimi ve kuralları üzerinde uzlaşılmasını istiyor. Bu, Belém kararının Antalya’dan istediğinden daha kapsamlı bir hedef. Aynı mektupta iklim finansmanı, azaltım ve uyumla birlikte adil geçiş için de erkenden ikişer bakandan oluşan ekipler atanacağı duyuruldu. Bu ekipler taraflarla istişare edecek ve olası uzlaşma alanlarını Kurum ile Bowen’a raporlayacak. 30 Eylül-2 Ekim arasında Avustralya’nın ev sahipliğinde Sidney’de yapılan gayriresmi adil geçiş çalıştayının gündemi de Antalya’da mekanizmanın hangi unsurlarına karar verilmesi gerektiği sorusuyla kapanıyordu.
Ortaklık düzenlemesine göre COP31 Başkanlığı Türkiye’de. Müzakerelerin yürütülmesi ve taslak metinlerin hazırlanması ise Avustralya’nın üstlendiği müzakereler başkanının sorumluluğunda. Türkiye ev sahipliğini, 11-12 Kasım arasındaki Liderler Zirvesi’ni, konferansa ilişkin iletişimi ve müzakere dışındaki gündemi oluşturan Aksiyon Ajandası’nı yürütüyor. İki ülke ayrıca Bowen’ın Fiji’deki toplantıda duyurduğu üzere COP31 Başkanlığı önderliğinde hazırlanacak bir çatı karar üzerinde anlaştı. Aksiyon Ajandası’nın öncelikli on teması arasında adil geçiş ayrı bir tema olarak yer almıyor. Bunun yerine mevcut temaların hedef tanımlarında karşımıza çıkıyor. Örneğin beceri ve kapasite geliştirme forumlarının hedefi “adil, kapsayıcı ve iklime dayanıklı bir geçiş” olarak belirlenmiş. Bu dağılımda ev sahibinin adil geçişe etkisi, taslak metinlerden çok kendi yürüttüğü araçlar üzerinden şekillenecek.
Antalya için Üç Öneri
İlk öneri başarının iki katmanlı tanımlanması. Ortak mektupta hedeflendiği üzere mekanizmanın hem işlevleri hem de yönetiminde uzlaşılması tam başarı olur. Asgari eşik ise mekanizmanın amacı ve işlevlerinin, mevcut diyalog süreciyle ilişkisi ve kuruluş takviminin netleşmesi. Kurumsal işleyişin ayrıntıları ise bir sonraki yıla bırakılabilir. Washington merkezli düşünce kuruluşu C2ES de ana bileşenlerin COP31’de ve ayrıntıların ise 2027’deki COP32’ye kadar kararlaştırılmasını seçeneklerden biri olarak sunuyor. Bu yaklaşım, mekanizmanın COP31’de işler hale gelmesini bekleyen gelişmekte olan ülkeleri ve Antalya’da kurulmasını isteyen sivil toplumu tatmin etmeyebilir. Oysa ne iş göreceği netleşmeyen bir mekanizmanın nasıl yönetileceği üzerinde uzlaşmak daha da zor olacaktır.
İkinci öneri finansı işlevler üzerinden konuşmak. Tartışma fon kurulup kurulmayacağı sorusuna sıkışırsa uzlaşma zorlaşır. Masadaki seçenekler arasında ara yollar da var. Bunlardan biri mevcut BM iklim kuruluşlarındaki teknik ve mali desteğe erişimi kolaylaştırmak ve bu desteği talep eden ülkelerle eşleştirmek. Bir diğeri kalkınma bankaları ve uluslararası finans kuruluşlarına adil geçiş konusunda yol göstermek. Bu işlevler yeni bir fon kurmadan finansa erişimi mekanizmanın gündemine taşıyor. Ev sahibinin elinde bu mantığın bir örneği de var. Türkiye’nin Aksiyon Ajandası’ndaki İklim Uygulama Köprüsü, ortak mektuba göre yeni bir iklim fonu değil. Bu köprü, ülkelerin iklim önceliklerini ve somut projelerini finans kaynakları, teknik uzmanlık ve uygulama ortaklarıyla buluşturmayı amaçlıyor. Adil geçiş için atanacak bakan ekibinin istişarelerinde bu deneyim, iki tarafın konuşabileceği bir zemin olarak kullanılabilir.
Üçüncü öneri ise ev sahibinin kendi alanını kullanması. Adil geçiş Aksiyon Ajandası’nda ayrı bir tema olmasa da Antalya’da müzakerelere paralel düzenlenecek Tematik Günler, ülkelerin adil geçiş deneyimlerini paylaşması için uygun bir zemin. Nitekim programda 18 Kasım’daki İnsani ve Sosyal Kalkınma gününün alt başlıkları arasında adil geçiş de yer alıyor. Sidney çalıştayında Avustralya’nın deneyimine bir oturum ayrılmıştı. Antalya’da benzer bir alan farklı bölgelerden ülkelere açılabilir. Liderler Zirvesi’nde adil geçişe yer verilmesi de bakan ekibinin istişarelerine siyasi destek sağlayabilir. Bu zemin ev sahibine kendi hazırlığını anlatma imkanı da veriyor. Bu bağlamda Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı koordinasyonunda hazırlanan Ulusal Adil Geçiş Stratejisi, Türkiye’nin Antalya’da paylaşabileceği somut bir örnek olabilir.
Sonuç
Antalya’nın adil geçiş sınavı, mekanizmanın bütün ayrıntılarını çözmekle değil ne iş göreceğini ve hangi takvimle kurulacağını netleştirmekle geçilecek. Ortak mektuptaki hedef ise bunun ötesinde. Bu hedefe ulaşılırsa Belém’in mirası somut bir yapıya kavuşmuş olur. Asgari eşiğin altında kalan bir sonuç ise mekanizmayı bir yıl daha usul tartışmalarına kilitler ve COP31’in uygulama iddiasını zayıflatır. Ev sahibinin adil geçiş masası ise yalnızca müzakere salonunda kurulmuyor. Türkiye adil geçişi İklim Kanunu’nda tanımladı ve ulusal stratejisini COP31 öncesinde tamamlamayı hedefliyor.

