Şerif Mardin Batıcılık ideolojisini şu şekilde tanımlar: "Batı Avrupa'nın toplumsal ve fikirsel bileşimini erişilmesi gereken bir hedef olarak gören yaklaşım..." Ona göre bu görüşün bazen ılımlı bazen de çok köktenci, yani geleneksel kültürün tamamıyla karşısında konumlanan temsilleri söz konusu olmuştur. Batıcıların mümeyyiz vasfı, Batı'yı her hususta örnek almak gerektiğine inanmalarıdır. Batıcı ideoloji bu topraklarda ortaya çıktığı, kök saldığı dönemlerden bu yana ilk defa bu denli etkisiz, ilk defa bu denli zayıf... Giderek marjinalleşen bir yaklaşımdan söz ediyoruz. Batıcılık, toplumun ve siyasetin özgüven kazanmasına paralel olarak zayıflıyor. Onun yerine yerli ve milli düşünce geçiyor. Her ne kadar henüz yerli ve milli tefekkür yeterince kökleşememiş, eğitimden kültüre, felsefeden sanata kadar her alanda yeterince güçlü temsilciler üretememişse de süreç olumlu seyrediyor, doğru adımlar atılıyor. Türkiye'de Batıcılığın taşıyıcı unsuru siyasal elitler ve kültür endüstrisinin başat aktörleri oldu. Gazeteler, televizyonlar, yayınevleri, kitapçılar, dağıtımcılar, dergiler. Ve pek tabii eğlence sektörü, popüler kültürün ana üreticileri. Bir de bunları kayıtsız şartsız destekleyen kamu otoritesi. Bütün bu araçlar ve aktörler yıllarca Türkiye'de Batıcı ideolojinin kökleşmesi, yaygınlaşması için çalıştılar. Siyasi elitlerin kahir ekseriyeti de bu sürece destek verdi.
***
Batı'nın bir işgal girişimi[Sabah, 18 Nisan 2018].

