Başkanlık Tartışmalarını Önyargılara Teslim Etme(me)k

Başkanlık Tartışmalarını Önyargılara Teslim Etme(me)k

Türkiye’deki başkanlık sistemine getirilen eleştirilerin bağlamını başkanlık sisteminin ontolojisinden çok dizaynı üzerine odaklamak, hükümet sistemi tartışmalarının önyargılara teslim edilmesini engelleyebilir.
Paylaş:

Türkiye’de başkanlık sistemine dair yapılan tartışmalarda tarafların aldığı pozisyonun olası bir sistem değişikliği durumunda sistemin fren ve denge mekanizmalarından yoksun olacağı üzerinden belirlendiği görülmektedir. Başka bir ifadeyle yasama, yürütme ve yargı organları arasındaki ilişkiyi belirleyecek anayasal tercihin, fren ve dengeyi yürütmenin, yani başkanın lehine bozacağı yönündeki endişelerden beslenen bir halet-i ruhiye söz konusudur. Buna karşılık söz konusu psikolojiyi şekillendiren zihinsel altyapının ciddi akademik tartışmalardan çok "inşa edilen" algılar ve ezberler üzerinden temellendirildiği söylenebilir. Bu temellendirmede Amerika Birleşik Devletleri tecrübesi dışındaki örneklerden çıkarılabilecek dersler konusunda yeterince çaba gösterilmemesinin de etkisinin olduğu kabul edilmelidir. Aslında Türkiye’deki başkanlık tartışmalarında yapılan temel hatalardan biri de bu noktada ortaya çıkmakta, ABD modelinin otantikliği mutlak bir gerçeklik gibi kabul edilmektedir.

Kuşkusuz ABD tecrübesi başkanlık sistemine dair en özgün ve başarılı örnektir. Ama unutulmamalıdır ki bu sistemi uygulayan tek örnek değildir. En azından akademik çevreler açısından bu gerçekliğin başkanlık sistemini uygulayan başta Latin Amerika olmak üzere diğer örneklerin akıllara getirdiği kötü çağrışımlarla birlikte bir kenara not edilmesi tartışma zeminini daha sağlıklı bir yere konumlandırabilir.

Başkanlık sisteminde fren-denge mekanizmalarına dair yapılacak tartışmalara bu pencereden yaklaşılması, "evrensel olan"ın yerel ihtiyaçlara dayalı anayasal tercihler üzerindeki etkisini daha geniş bir bağlam içinde ele almayı kolaylaştıracaktır.

GÜÇ İLİŞKİSİ DENGELENMELİ

Başkanın yasama organındaki çoğunluk desteği, yürütmenin politikalarını uygulanmasındaki etkinliği yanında, yasama ve yürütme arasındaki uyumu belirlemesi açısından önemlidir. Bunu belirleyen parametrelerin başında yasama ve yürütme organlarının seçimlerinin zamanlaması ile başkanın seçiminde uygulanan sistemin geldiği söylenebilir. Özellikle başkanlık seçimleri ile yasama organı seçimlerinin birlikte yapılmasına karşı çıkanlar, böylesi bir durumun kuvvetler ayrılığı açısından sorun teşkil edeceğini, çünkü bunun başkan ile yasama organındaki çoğunluğun aynı siyasi görüşten çıkmasına imkân sağlayacağını iddia edilmektedir. Haklılık payı olmakla birlikte söz konusu durumun cumhurbaşkanının halkoyu ile seçildiği ve tek bir partinin çoğunluğu sağladığı yasama meclislerinin varolduğu parlamenter sistemler açısından da geçerli olduğu unutulmamalıdır. Dolayısıyla seçimlerin zamanlamasına dair tartışmalar, yasamada başkanın sahip olacağı çoğunluk desteğinin seviyesine dair yorumlar yapmak için tek başına yeterli görülmemelidir.

BÖLÜNMÜŞ HÜKÜMET

Başkanın yasama organında elde edeceği çoğunluk desteği, hükümetin tekli ya da bölünmüş bir karaktere bürünmesi ve buna bağlı olarak sistemin istikrarlı işleyebilmesi için önemlidir. Bölünmüş hükümet, yasama ve yürütmenin kontrolünün farklı siyasal partilerin (çoğunlukların) elinde olduğu bir duruma işaret etmektedir. Kuvvetlerin katı ayrılığına dayanan başkanlıkta hükümetin bölünmüş bir şekilde işlemesinin doğuracağı sonuçlar, görece olarak diğer sistemlerden daha önemli sonuçlar ortaya koyacak başkanlık sisteminin işleyişini zorlaştıracaktır.

Başkanın kararname çıkarma yetkisi fren-denge mekanizmaları açısından öne çıkan bir diğer başlıktır. Başkana kararname çıkarma yetkisi veren örneklere bir bütün olarak bakıldığında, bu yetkinin, yasama meclisleri tarafından verilen yetki ile kullanılabilen ve sonlandırılabilen bir araç olduğu görülmektedir. Nitekim bu örneklerde aynı zamanda kararname yetkisinin hem konu hem de zaman bakımından sınırlandırılması yönünde güçlü bir eğilimin olduğu söylenebilir.

BAŞKANA VETO YETKİSİ

Kuşkusuz başkanlık sistemlerinin önemli bir zaafı kuvvetlerin sert ayrılığının sistemsel tıkanıklıklara yol açabilmesidir. Zira hem yasama hem de yürütme organları birbirlerinin varlıklarına son verememektedir. Bunu aşmak noktasında getirilen önemli bir araç, başkana yasama organını feshetme yetkisinin tanınmasıdır.

Söz konusu uygulamanın görüldüğü bazı örneklerde rejim krizlerinin yaşandığı ileri sürülebilir. Ancak bu riskin, başkanın özellikle siyaset dışı aktörler arasından seçildiği dönemlerde arttığı görülmektedir.

Başkanın yasama organını feshetmesine dair uygulamalara sınırlı örneklerde rastlanılmasına rağmen, yasamanın başkanın görevini sona erdirmeye yetkili olduğu örneklerin sayısı daha fazladır. Örneğin ABD’nin yanı sıra Brezilya, Meksika ve Arjantin gibi ülkelerde de senato, suçlandırma (impeacment) yoluyla başkanın cezai sorumluluğunu işletebilmektedir.

FREN-DENGE MEKANİZMASI

Başkanlık sistemlerinde yürütme gücünü elinde bulunduran başkanın yasama ve yargı karşısında sahip olduğu önemli araçlardan bir diğeri kamu yöneticilerini atamak ve gerektiğinde görevlerine son vermektir.

ABD başkanlık sistemi denilince ilk akla gelen uygulamaların başında "ganimet sistemi" gelmektedir. Buna göre her seçim sonrası kamu yönetimindeki kadrolara başkanın partisinden gelen kişiler atanmaktadır. Kuşkusuz yürütme organının daha rahat çalışabilmesi için uygulanan bu yöntem, ABD özelinde olumlu sonuçlar vermekle birlikte, sanılanın aksine sınırsız bir biçimde uygulanmamaktadır. Son dönemlerde memurlar için tanınan güvencelerdeki artışa paralel olarak bu sistemde de sınırlamalara gidilmiştir.

ABD dışında başkanlık sistemini uygulayan ülkelerde kamu yöneticilerinin atanması ve görevden alınmasında, başkanın sahip olduğu yetkilerde farklı uygulamalara rastlanılmaktadır. Örneğin Arjantin, Brezilya ve Meksika anayasalarında üst düzey kamu yöneticileri, yasama organının önerisi veya onayının alınması ile başkan tarafından atanmaktadır. Atamalar konusunda özellikle yargıya ilişkin olanlar kuvvetler ayrılığı noktasında önem taşımaktadır. Yasama ve yürütme karşısında hakem rolü üstlenen bu kuvvetin nasıl dizayn edildiği özellikle başkanlık kararnamelerinin denetimi açısından dikkate alınmaktadır. Söz konusu riskin ortadan kaldırılması adına birçok örnekte yüksek mahkemelere başkan tarafından yapılan atamalarda yasama organının onayının bir şart olarak koşulduğu gözlenebilir.

Fren ve denge mekanizmalarından yoksun bir başkanlık sisteminin kişi hak ve özgürlükleri önünde ciddi bir tehdit olacağı aşikârdır. Yukarıda sayılan mekanizmalar ABD sisteminin birer icadı olmakla birlikte sanılanın aksine diğer birçok örnekte, geçmişte yaşanılan kötü tecrübelerden çıkarılan derslerle reforme edilmiş ve halen kullanılmaktadır. Dolayısıyla Türkiye’deki başkanlık sistemine getirilen eleştirilerin bağlamını başkanlık sisteminin ontolojisinden çok dizaynı üzerine odaklamak, hükümet sistemi tartışmalarının önyargılara teslim edilmesini engelleyebilir.

[Star Açık Görüş, 21 Şubat 2016].


Paylaş:
İLGİLİ YAYINLAR