Avrupa Güvenlik Mimarisi: Ayrışan Tehditler, Askeri Gerçeklikler ve NATO 2026

Avrupa Güvenlik Mimarisi: Ayrışan Tehditler, Askeri Gerçeklikler ve NATO 2026

2022 sonrası Avrupa devletlerinin yayımladıkları ulusal güvenlik ile askeri ve savunma stratejisi raporlarını derlemekte, bu raporları mümkün olduğunca orijinal dillerinden okuyarak ve gerektiği yerlerde resmi açıklamalarla destekleyerek, Avrupalı devletlerin beyan ettikleri tehdit ve kapasite taahhütlerini tespit etmekte ve onları veriye dönüştürerek görselleştirmektedir.
Paylaş:
Dosya
Avrupa Güvenlik Mimarisi: Ayrışan Tehditler, Askeri Gerçeklikler ve NATO 2026
(5.31 M)
Gözat

Kurallara dayalı düzenin hasar gördüğü ve transatlantik bağların sarsıntıya uğradığı bir dönemde, Avrupa devletleri 7-8 Temmuz 2026’da Ankara’da düzenlenen 36. NATO Zirvesi’ne; parçalanmış tehdit algıları ile endüstriyel ölçeklerindeki ve askeri insan gücündeki ciddi eksikliklerin yükü altında gelmektedir. Bu rapor temel bir soruya işaret etmektedir: Kırılgan küresel sistemde Avrupa devletleri neleri tehdit olarak algılamakta, bu tehditler coğrafi hatlar boyunca nasıl şekillenmekte ve ekonomik ağırlık ile endüstriyel kapasite hesaba katıldığında Avrupa devletlerinin ulusal askeri hesaplamaları bu tehdit algılarıyla ne ölçüde örtüşmektedir?

Bu rapor, 2022 sonrası Avrupa devletlerinin yayımladıkları ulusal güvenlik ile askeri ve savunma stratejisi raporlarını derlemekte, bu raporları mümkün olduğunca orijinal dillerinden okuyarak ve gerektiği yerlerde resmi açıklamalarla destekleyerek, Avrupalı devletlerin beyan ettikleri tehdit ve kapasite taahhütlerini tespit etmekte ve onları veriye dönüştürerek görselleştirmektedir. Rapor genel olarak Rusya eksenindeki görünür olan tehdit mutabakatının daha dikkatli bir okumayla üç alt bölgesel güvenlik kompleksine ayrıştığını tespit etmektedir: Rusya odaklı bir Doğu Avrupa, göç ve istikrarsızlık ile şekillenen toplumsal ve ulus aşırı karakterli bir Güney Avrupa ve daha büyük güçlerden oluşan geniş yelpazeli bir diğer grup.

Kuvvet inşasına bakıldığında ise bu algıların tehditlerden ziyade kapasite tarafından sınırlandırıldığı görülmekte; bu durum kıtayı tam kapsamlı hedefler, tüm toplumu içine alan topyekün savunma ve niş uzmanlaşma arayışları arasında bölmektedir. Kurumsal düzlemde ise askeri tedarik modelleri ve Fransız-İngiliz nükleer eşleşmesinin sınırları, tam bir stratejik otonomiye değil ABD’ye olan bağımlılığın kontrollü bir şekilde azaltılmasına işaret etmektedir. Ankara Zirvesi öncesinde Avrupa’nın önündeki temel görev, bu parçalanmış tehdit matrisini tutarlı bir stratejik vizyona dönüştürebilmektir.

Paylaş: