Son yıllarda küresel güvenlik ortamında yaşanan dönüşümler, savunma sanayiini milli güvenlik politikalarının bir unsuru olmanın yanı sıra ekonomik büyüme, teknolojik dönüşüm ve uluslararası rekabet gücü açısından stratejik bir sektör haline getirmiştir. Küresel ölçekte yaşanan savaşlar ve jeopolitik gerilimler, tedarik zincirlerinde yaşanan kırılmalar ve büyük güç rekabetinin yeniden yükselişe geçmesi, dünya genelinde savunma harcamaları ve savunma sanayii yatırımlarının hızlanmasına neden olmuştur. Bu yeni konjonktürde ülkeler savunma harcamalarını yerli üretim kapasitesi, teknoloji geliştirme ve ihracat performansının hızlandırıcısı olarak değerlendirmektedir.
Türkiye son yirmi yılda savunma sanayiini ekonomik ve teknolojik kalkınma stratejisinin önemli bileşenlerinden biri olarak konumlandırmıştır. Özellikle 2000-2010 döneminin ortalarından itibaren uygulanan yerlileşme politikaları, araştırma ve geliştirme (Ar-Ge) yatırımları ve geniş bir yelpazedeki projeler sonucunda sektörün üretim kapasitesi, ihracat kabiliyeti ve uluslararası görünürlüğü belirgin biçimde artmıştır. Savunma sanayiinde elde edilen kazanımlar güvenlik alanıyla sınırlı kalmayarak yüksek teknoloji üretimi, nitelikli istihdam, mühendislik kapasitesi, ihracat gelirleri ve sanayi ekosisteminin gelişimi üzerinde de pozitif etkiler meydana getirmiştir. Bu nedenle Türk savunma sanayiinin performansı savunma politikalarının yanı sıra sanayileşme ve kalkınma perspektifleriyle de değerlendirilmesi gereken önemli bir başarı hikayesidir.
Bu analiz, Türk savunma sanayiinin 2009-2025 dönemindeki performansını küresel savunma harcamalarındaki eğilimler ve Türkiye'nin savunma politikalarındaki dönüşüm çerçevesinde ekonomik açıdan incelemektedir. Çalışmada öncelikle savunma harcamalarının ekonomi üzerindeki etkileri ve aktarım mekanizmaları ele alınmakta ardından Türkiye'nin savunma harcamalarındaki gelişimi NATO ve küresel eğilimlerle karşılaştırmalı olarak değerlendirilmektedir. Ayrıca savunma ihracatı, yerlilik oranı ve uluslararası rekabet göstergeleri üzerinden sektörün yapısal dönüşümü analiz edilmekte ve son olarak ASELSAN, TUSAŞ, ROKETSAN, HAVELSAN ve TUSAŞ Motor gibi sektörün önde gelen kuruluşlarının üretim, satış, ihracat ve kurumsal performansları incelenmektedir.
Analizin temel amacı, Türk savunma sanayiinin son dönemdeki yükselişinin arkasındaki ekonomik dinamikleri ortaya koymak ve sektörün Türkiye ekonomisindeki değişen konumunu veriler ışığında değerlendirmektir. Bu doğrultuda geniş ölçekli bir veri seti ile kapsamlı bir değerlendirme sunulmaktadır.

