- Sigorta ve yatırım kaygıları (jeopolitik gerilimler, Ukrayna'daki savaş, finansal belirsizlikler, de-dolarizasyon eğilimi ve ulusal fiat para birimlerini zayıflatan enflasyonist eğilimler),
- Borçlar ve (ilaç ve enerji dahil) acil ithalatı ödemek için altın gibi bir rezerv para birimi ihtiyacı,
- Pek çok GOÜ'nün rezervlerinin ABD hazine tahvilleri cinsinden (faiz oranlarına bağlı olarak değeri değişen tahvil) olması ve ABD'de faizler yükseldikçe, rezervlerin değerinin düşmesi,
- Batı'nın yaptırımlarından kaçınmanın Rusya gibi birçok GOÜ için bir başka önemli öncelik olması (hem rezervlerini dondurulmaktan kurtarmak hem de ABD dolarına dayalı uluslararası ödeme sistemini atlayarak ticaret yapmaya devam edebilmek),
Kaynak: Dünya Altın Konseyi
Elbette, Çin ve Hindistan’dan gelen talep (ithalat) de önemli bir faktör. Dünya Altın Konseyi’ne göre Çin, 2023’ün ilk yarısında 103 ton altınla yine en büyük alıcı oldu. Singapur ve Polonya da net alıcı olurken, Kazakistan, Özbekistan ve Almanya gibi ülkeler de net satıcı oldu.
Çin ve Hindistan ise küresel gümüş ve altın talebini sırtlayan iki ana ülke konumunda. Son zamanlarda ise Asya ülkelerinin geneli altın taleplerini arttırıyor. Ancak, Hindistan, Türkiye gibi bazı ülkelerde ziynet ve yatırım amaçlı altın kullanımı da oldukça yaygın. Rusya, altını, yaptırımların es geçilmesi için önemli bulurken; BRICS ülkeleri de Güney Afrika toplantısından sonra altına dayalı yeni bir küresel rezerv paraya geçmeyi düşünüyor.
Altın önemlidir. Nihayetinde, II. Dünya Savaşı sonrasının yeni Amerikan doları merkezli finansal mimarisi de o dönem ABD’nin küresel altın rezervlerinin %70’ine sahip oluşu gerçeğine dayanıyordu.

