ABD’de 2026 Kongre ara seçimleri, Trump’ın ikinci döneminin geri kalanını şekillendirecek kritik bir güç mücadelesine sahne olacaktır. Cumhuriyetçiler mevcut çoğunluklarını korumaya çalışırken Demokratlar Kongreyi yeniden ele geçirmeyi hedefliyor. Seçim sürecinde eyaletlerin yerel dinamiklerine ek olarak ekonomi, güvenlik, sağlık ve vergi politikaları seçmen tercihlerini biçimlendiren başlıca unsurlar olarak öne çıkıyor. Dış politika konuları ise tarihsel olarak seçmen tercihlerinde belirleyici bir rol oynamıyor. Ancak ABD’nin İsrail ile ortak hareket ederek İran’a savaş açması, bu genel eğilimin dışına çıkarak Trump’ın son iki yılını doğrudan etkileyebilecek Kongre seçimleri üzerinde önemli sonuçlar doğurabilir.
ABD/İsrail-İran savaşının Kongre seçimlerine etkisi ağırlıklı olarak ekonomi üzerinden şekilleniyor. Enerji fiyatlarındaki artış ve bir türlü hedeflenen seviyelere indirilemeyen enflasyon Cumhuriyetçilerin en zayıf noktasına dönüştü. Buna ek olarak muhafazakar Cumhuriyetçiler arasında görüş ayrılıkları ortaya çıkarken İran’a karşı savaşa girilmesi “Önce Amerika” (America First) söylemiyle bağdaşmayan bir dış politika hamlesi olarak değerlendirildi. Trump’ın kendi seçmen kitlesinde dahi ciddi bir muhalefet bloku oluştu.
Tüm bu dinamikler değerlendirildiğinde ABD/İsrail-İran savaşı, 2026 Kongre seçimlerinde yalnızca bir dış politika meselesi olarak değil Cumhuriyetçilerin oy tabanını ve kampanya söylemini doğrudan etkileyen bir iç siyaset sorunu olarak da öne çıkıyor. Savaşın seyri ve ekonomik yansımaları, Trump’ın ikinci döneminin geri kalanını hangi Kongre dengesiyle yöneteceğini belirleyecek en kritik değişkenlerden biri olmaya devam ediyor.

