Çağatay Özdemir

ABD Grand stratejisi Obama’dan Trump’a Değişmedi

SETA Araştırmacısı Dr. Özdemir, "Kudüs meselesi Obama'dan Trump'a devam diyor. Trump'ın Kudüs'te aldığı pozisyon aynı sertliği korudu. Hatta artarak da devam etti." dedi.

Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) Araştırmacısı Dr. Çağatay Özdemir, “Obama, İsrail’le son dönemde soğukluk yaşamış başkanlardan biri. Buna rağmen Filistinlilerin haklı davalarında onların yanında yer almadı. Onun için İran’la nükleer müzakerelerin bir aracı haline geldi. Dolayısıyla Kudüs meselesi, Obama’dan Trump‘a devam ediyor. Trump’ın Kudüs’te aldığı pozisyon aynı sertliği korudu. Hatta artarak da devam etti.” dedi.

AA muhabirine açıklama yapan Özdemir, “Amerikan Grand Stratejisi Obama’nın Ortadoğu Mirası” ismiyle yayımlanan kitabı ve ABD-Türkiye ilişkileri ile Ortadoğu’daki yakın geçmişle ilgili değerlendirmede bulundu.

Grand stratejinin devamı olması nedeniyle Trump’ın Obama’dan kalan politikayı değiştirmediğine dikkati çeken Özdemir, “Trump’ın söylemleri ve yaptıkları arasında ciddi farklılıklar var ama bu sadece Trump’a özgü değil. Obama da böyleydi. Bugün Trump yönetiminde bir ABD gördüğümüz için sadece Trump’ın böyle olduğunu düşünüyoruz. Geçmiş dönem de böyleydi. Söz konusu durum bu iki başkana da özgü değil. Amerika tarihi hep böyle olmuştur. Trump’ın seçimde söylediği şeyler, önüne gelen konjonktür, uluslararası alanda attığı adımlar, farklı paradigmalar ortaya çıkardı. Küresel sistemde güvenlik paradigmasını değiştiren sonuçlar ortaya çıktı. ABD’nin Obama döneminde kendi içinde kapanması, küresel dünyada diğer bölgeler de farklı paradigmaları ortaya çıkardı. Bunun örneği olarak Avrupa ordusunun kurulma tartışmasını, NATO’dan Trump’ın çekilme söylemini gösterebiliriz. Bu NATO’dan çekilme söylemi Obama’ya kadar gider. Çünkü burada maliyet bölüşümü Obama döneminde de tartışma konusuydu.” diye konuştu.

Özdemir, akla gelen sorulardan birinin de “Trump grand stratejiyi değiştirir mi?” olduğunu dile getirerek, bu adımın küresel sistemin gidişatıyla doğrudan ilgili olduğunu söyledi.

Dünyada güçlenen farklı ülkelerin söz konusu olduğunu anımsatan Özdemir, şöyle devam etti:

“Türkiye’nin küresel lige doğru yol alması ve bölgesel güç haline gelmesi bu dönüşümü ciddi şekilde etkileyebilir. Asya’da Çin’in yükselişinin ciddi etkileri var. Rusya, Avrasya’da ciddi ve güçlü bir konumda. Bu üç ülkeye bakıyoruz. İran’ın Basra’daki gücü ve etkisi önemli. Avrupa’ya baktığımızda ise Almanya, Fransa ve İngiltere arasında ‘Avrupa’nın lideri kim olacak? tartışması’… Trump’ın belirlediği politikanın önümüzdeki 10-20 yılda küresel sistemin inşasını da etkileyeceğini görüyoruz. Amerika’nın burada bir denge içerisinde olacağını iddia etmek mümkün. Fakat bu dengeyi belirleyecek olan da az önce saydığımız ülkelerin alacağı pozisyonlardır.”

Özdemir, grand stratejiyi belirleyen unsurun sadece küresel sistemde ülkelerin aldığı pozisyonu olmadığını belirterek, ABD başkanlarının kendi gelecekleri hakkındaki adımlarının da bu konuda çok etkili olduğunu kaydetti.

Kitap: Amerikan Grand Stratejisi  Obama'nın Ortadoğu Mirası
Kitap: Amerikan Grand Stratejisi Obama’nın Ortadoğu Mirası

“ABD, Filistin konusunda hiçbir zaman samimi adımlar atmadı”

ABD’nin Kudüs ve Filistin konusunda en baştan beri samimi bir adım atmadığına vurgu yapan Özdemir, “İnsani bir dram var. Filistinlilerin yaşadığı büyük baskılar ve İsrail’in işgalleri var. Bunlar kademeli olarak devam ediyor. Obama, İsrail’le son dönemde soğukluk yaşamış başkanlardan biri. Buna rağmen Filistinlilerin haklı davalarında onların yanında yer almadı. Onun için İran’la nükleer müzakerelerin bir aracı haline geldi. Dolayısıyla Kudüs meselesi Obama’dan Trump’a devam diyor. Trump’ın Kudüs’te aldığı pozisyon aynı sertliği korudu. Hatta artarak da devam etti. Gazze ablukası, Kudüs’ün İsrail’in başkenti olarak tanınması… Amerikalılar Kudüs meselesinde başından beri samimi davranmadı. İsrail’in yanında durdular. BM de burada pozisyon alamadı. Türkiye burada ne yaptı? Burada Cumhurbaşkanımızın ‘Dünya beşten büyüktür.’ söylemi o nedenle çok önemliydi. Burada mazlum bir halk var. Cumhurbaşkanımızın öncülüğünde atılan adımlarla her zaman bu coğrafyadaki acılara ‘dur’ denildi.” değerlendirmelerinde bulundu.

Özdemir, Türkiye’nin bölgesinde yükselen bir güç olmasının ABD’nin grand stratejisinde değişiklilere neden olabileceğini anlatarak, konunun yükselen güçlerin dünya sistemini nereye götürebileceğiyle alakalı olduğunu söyledi.

“Türkiye’nin küresel lige gittiğini görüyoruz”

Türkiye’nin dik duruşunun ABD’nin dönüşüm gerçekleştirmesine neden olduğuna dikkati çeken Özdemir, şunları kaydetti:

“20-30 yıl önce ABD’nin FETÖ’yü, PKK’yı desteklemesine Türkiye’nin refleks vermesi beklenirdi. Eski Türkiye yok. Şimdi FETÖ ile de PKK/PYD ile de mücadele ediyoruz. Amerika’nın yanlış politikalarıyla da mücadele ediyoruz. Mazlumların da yanındayız. Suriye iç savaşını bitirmek için gerekli adımları da atıyoruz. Irak’ı istikrara kavuşturuyoruz. İran ve Basra’daki süreçlerle ilgili pozisyon alıyoruz. Rusya’yla yakınlık çerçevesinde Avrasya’da açılım gerçekleştiriyoruz. Büyük resme bakıldığında bölgesel güç Türkiye’nin küresel lige nasıl gittiğini görüyoruz. Trump, Obama’dan devraldığı stratejiyi sürdürebilir mi, Trump bu stratejiyi dönüştürür mü? Bu konuda Türkiye üzerinden tahminler yapmak mümkün olacak.”

Özdemir, Trump’ın attığı adımlarla transatlantik ve transpasifikle olan ilişkileri sarstığını ifade ederek, ABD’nin yalnızlaşma ihtimalini ortaya çıkarıyor. Akıllardaki sorunun “Trump’tan sonra ABD yalnız mı kalacak?” olduğunu belirtti.

ABD’nin stratejik belgelerine bakarak bunları söylediklerini anlatarak, şöyle devam etti:

“Baktığımızda bu yalnızlaşma giderek artabilir. Türkiye gibi bir müttefikin kaybı, köken bağlarının olduğu transatlantikte yaşananlar, serbest piyasanın bu tarz bir gerilim yaşaması yeni bir grand stratejiye yönelinmesi ihtimalini ortaya çıkarabilir. Çok güçlü ülkeler çok farklı projeksiyonlarla yeni bir küresel sistem inşa ediyorlar. Burada en önemli örnekler, Astana süreçleri, Türkiye’nin Suriye iç savaşında aldığı pozisyonlar. ABD olmadan atılan adımlardır. ABD bunları görüp birlikte hareket etme yönünde irade sergiler mi? Bunu da zaman gösterir.”

[AA, 18 Eylül 2018]

Etiketler: