Küresel ticaret sistemi son yıllarda artan jeoekonomik rekabet, korumacı politikalar ve tedarik zinciri dönüşümleriyle yapısal bir değişim sürecine girmiştir. ABD'nin uyguladığı tarifeler ve ticaret politikalarındaki belirsizlikler küresel ticaret sisteminin işleyişini zayıflatmaktadır. Bu nedenle serbest ticaret anlaşmaları (STA) artık ekonomik anlamının ötesinde siyasi ve güvenlik boyutları da bulunan çok katmanlı politika enstrümanlarına dönüşmüştür.
AB küresel ekonomideki gelişmeler doğrultusunda ticaret ve sanayi politikalarını yeniden ele almaktadır. Yakın dönemde AB ile Hindistan arasında imzalanan STA, küresel belirsizliklerin arttığı bir dönemde Birliğin riskleri dağıtma stratejisinin somut bir yansıması olarak öne çıkmaktadır. Anlaşma, taraflar arasındaki gümrük vergilerinin büyük ölçüde kaldırılmasını hedeflemektedir. Hindistan açısından anlaşma, Avrupa pazarına ayrıcalıklı erişim sağlayarak küresel değer zincirlerindeki konumunu güçlendirme noktasında önemli bir adım olma özelliği taşımaktadır. AB için ise öncelikli olarak Çin merkezli üretim ve tedarik yapısına alternatifler geliştirme noktasında önemlidir. Bu yönüyle anlaşma, ticari kazanımların ötesinde jeoekonomik bir yeniden konumlanma sürecine işaret etmekte ve AB bu tür hamlelerle küresel gelişmelere cevap vermektedir.
Anlaşma AB ile yoğun ticari faaliyete sahip ülkeler açısından da doğrudan ya da dolaylı sonuçlar doğurmaktadır. Türkiye açısından bakıldığında ise Hindistan ile AB pazarına yönelik ihracat yapısındaki benzerlik çeşitli sektörlerde rekabet baskısının artabileceğine işaret etmektedir. AB ile Gümrük Birliği anlaşması olmasına rağmen Türkiye'nin AB'nin STA'larındaki karar alma süreçlerine dahil olmaması asimetrik etkiler oluşturma potansiyeli barındırmaktadır. Bu durum Türkiye'nin hem AB pazarındaki konumu hem de üçüncü ülkelerle ticaret dengesi açısından dikkatle izlenmesi gereken bir alan oluşturmaktadır. Bu noktada Türkiye'nin AB'nin değer zincirine entegrasyonu, Birliğin yeşil dönüşümüne uygun adımları atmaya başlamış olması, lojistik avantajı ve mevzuat uyumu rekabet avantajı sağlayabilecek noktalar olarak öne çıkmaktadır.

