27 Aralık 2019 | Kocaeli'nin Gebze ilçesindeki "Bilişim Vadisi"nde düzenlenen "Türkiye'nin Otomobili Girişim Grubu Yeniliğe Yolculuk Buluşması" programında foto muhabirinin çektiği TOGG aracından bir jant detayı.

27 Aralık 2019 | Kocaeli'nin Gebze ilçesindeki "Bilişim Vadisi"nde düzenlenen "Türkiye'nin Otomobili Girişim Grubu Yeniliğe Yolculuk Buluşması" programında foto muhabirinin çektiği TOGG aracından bir jant detayı.

Yerli Oto Orta Gelir Tuzağını Bozacak

2018’de sanayide orta-yüksek teknolojili ürünlerin payı % 26.1’e çıktı. Yerli otomobil, sanayinin katma değer seviyesini yukarı çeker, orta gelir tuzağını kırmamızı sağlar

Heyecanla beklenen yerli otomobilin prototipi tanıtıldı. Tasarım anlamında iki model de çok başarılı. Bahtları açık olsun. Darısı seri üretimin başına. 5 ayrı modelde yıllık 175 bin otomobil üretilmesi planlanıyor.

Yerli otomobil için ilk önemli testlerden biri hiç kuşkusuz iç piyasada belli bir üretim ve satış ölçeğini yakalamak olacak. İç piyasada ölçek ekonomisini yakalamak için kamu hizmetine tahsis edilen araç alımlarda yerli otomobil tercih edilecek. Kamu bu doğrultuda 2035’e kadar toplam 30 bin araçlık alım garantisi verdi.

Bununla birlikte büyükşehirlerdeki taksilerin zamana yayılarak Londra’dakine benzer şekilde tek tipe geçirilmesi gündeme gelebilir. İç piyasaya yönelik yapılması gereken bir başka hamle ise Türkiye’deki bireysel tüketicilerin yerli otomobile olan ilgisini arttıracak kampanyaları ve teşvikleri devreye sokmak olacaktır.

Tüketicinin güvenini kazanmak için iki alan çok kritik: Pazarlama ve satış sonrası hizmetler. Prototipin tanıtımına yönelik olarak sosyal medya çalışmaları gerçekten merak uyandırıcıydı. Pazarlamaya dönük benzer kalitede çalışmalar sürdürülerek vatandaşlarda oluşan heyecan canlı tutulmalı. İş, üretimi yapıp satmakla bitmiyor. Üretici konsorsiyum sadece satışta değil satış sonrası hizmetlerde de yerli otomobilin yüzde yüz arkasında durmalı.

İhracat ve inovasyon odaklı strateji

Yerli otomobil üretimi sadece iç piyasayı değil ihracatı da hedefleyerek planlanmalıdır. Kısa, orta ve uzun vadede hangi ihracat pazarlarının hedefleneceği ve buna göre nasıl bir pazarlama tekniği ve dağıtım ağı oluşturulması gerektiği üzerine düşünülmesi gerekiyor. Bu konuda ticaret diplomasisine çok önemli görevler düşecek.

İlk etapta ihracat anlamında deneyim kazanacağımız bölgeler; Balkanlar, Ortadoğu, Asya ve Kuzey Afrika olacaktır. Zamanla ABD, Avrupa ve Çin gibi büyük pazarlar da radarımıza girmeli.

Tüketicilerin gözünde yerli otomobil projesinin güçlü bir marka değerine sahip olması için TOGG’un kendini sürekli geliştirdiğini göstermesi gerekir. Kullanıcı deneyimlerinin yönlendireceği Ar-Ge faaliyetleri, inovasyonların önünü açmalı. İnsan-bilgisayar etkileşimi, yapay zeka, sensörler, pil ve güç depolama teknolojileri gibi alanlarda yapılacak yenilikçi çalışmalarla performans, konfor ve güvenlik açısından kullanıcı memnuniyetinde en üst seviye hedeflenmeli.

Başarı hayal değil

Devlet, özel sektör ve vatandaşlar arasında bu projeye dair güven duygusu geliştirilir, sabırlı olunur ve küresel boyutlu bir strateji uygulanabilirse Türkiye’nin yerli otomobil projesinde başarılı olması hayal olmanın ötesine geçer.

Daha önceki yerli teknoloji projelerimiz, yabancı hayranları ve vizyon fukaraları tarafından toprağa gömülmüştü. Bu sefer aynı hataya düşmeyelim. Devlet, özel sektör ve vatandaşlar el birliğiyle bu umudu yeşertelim.

Teknolojide vites arttırmak

Yerli otomobil projesinde yakalanacak başarı, sanayinin teknoloji ve katma değer seviyesini yukarı çekerek orta gelir tuzağını kırmamız açısından oldukça belirleyici olacak. Türkiye’de sanayi ürün verilerine baktığımızda 2010’dan 2018’e geçen süre zarfında orta-yüksek teknolojili ürün grubunun payının kademeli olarak artarak yüzde 23,7’den yüzde 26,1’e yükseldiğini görüyoruz. Yüksek teknolojili ürün grubunun payı ise aynı dönemde yüzde 3,6’dan yüzde 3’e gerilemiş. Yüksek teknolojili sanayi ürünleri, 2019’un ilk 10 ayında yüksek en hızlı büyüyen üretim grubu olmuştu. Dolayısıyla 2019 verileri tamamlanıp TÜİK tarafından açıklandığında büyük ihtimalle yüksek teknolojili ürünlerin payının yüzde 3,5’e yaklaştığını göreceğiz.   

Türkiye’nin gelişmiş ülkeler ligine yükselebilmesi için orta-yüksek teknolojili sanayi ürünlerinin payını yüzde 40’lara, yüksek teknolojinin payını ise yüzde 5-6 seviyesine çekmeliyiz. Üretim yapımızı dikkate aldığımızda öncelikle orta-yüksek teknolojili sanayi ürünlerinde güçlenmemiz gerektiğini görüyoruz. Bu grupta çıtayı yükseltmemizin yüksek teknolojili üretime pozitif yansımalarını zamanla muhakkak görürüz. Yerli otomobil projesi gibi orta-yüksek teknoloji grubunda 2023’e kadar yakalayacağımız ivme çok önemli. Aynı şey savunma sanayii için de geçerli.

Orta-yüksek ve yüksek teknolojili sanayi ürünlerinde yerlileştirmeyi merkeze alan bir stratejiye sahip 11. Kalkınma Planı’ndaki yapısal reformları ve yatırımları gerçekleştirmek bu açıdan büyük önem taşıyor.

Tekonoloji düzeyine göre üretimden yapılan satışların payı (TUİK)

Başarı, hayal olmanın ötesine geçer

Devlet, özel sektör ve vatandaşlar arasında bu projeye dair güven duygusu geliştirilir, sabırlı olunur ve küresel boyutlu bir strateji uygulanabilirse, Türkiye’nin yerli otomobil projesinde başarılı olması hayal olmanın ötesine geçer. Daha önceki yerli teknoloji projelerimiz, yabancı hayranları ve vizyon fukaraları tarafından toprağa gömülmüştü. Bu sefer aynı hataya düşmeyelim. Devlet, özel sektör ve vatandaşlar el birliğiyle bu umudu yeşertelim.

[Sabah, 29 Aralık 2019]

Etiketler: