Yusuf Özkır

Kriter Dergisi Yayın Koordinatörü
Doç. Dr. Yusuf Özkır Trabzon’un Araklı ilçesinde doğdu. 2003 yılında Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümünden mezun oldu. Yüksek lisans ve doktora çalışmalarını Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Gazetecilik Anabilim Dalında tamamladı. 2016 yılından bu yana İstanbul Medipol Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümünde akademik hayatını sürdürmektedir. SETA Vakfı tarafından yayınlanan Kriter dergisinde Yayın Koordinatörü olarak görev yapan Özkır’ın Hürriyet Gazetesi 1948-2012 ve FETÖ, Medya ve Darbe isimli iki kitabı bulunmaktadır.
Yazar siyasal iletişimin seçim süreçlerinde partiler tarafından uygulanma biçimlerine, toplumların yönlendirilmesinde medyanın bir aygıt olarak nasıl kullanıldığına ve iletişim araçlarında yer verilen içeriklerin analizi gibi konularda kafa yormaktadır.
  • Türkiye’nin Batı karşısındaki hiyerarşiyi reddeden arayışına yönelik tepki, kuşkusuz en açık şekilde medya bağlamında görünür olmaktadır.
  • Muharrem İnce’nin CHP genel başkanlığını isteme gerekçesi salt o koltuğa oturarak CHP’yi yönetmek değil de ülkeyi yönetmek ise bunun yolunun CHP’den geçmesinin çok zor olduğunu tarihi gerçekler göstermektedir. Bu yüzden İnce’nin CHP koltuğuna oturma konusunda ısrar etmek yerine ikinci bir yol arayışına girmesi daha rasyonel gibi görünmektedir.
  • Türkiye’nin siyasal alanda ABD ve AB ülkeleriyle gerilim yaşadığı süreçlerde, ekonominin Türkiye’ye karşı bir silah olarak kullanıldığı aşikar.
  • Sağ-muhafazakar-dindar kesimler açısından, parçalanmanın önlenebildiği ve kapsayıcılığın genişleyebildiği dönemlerde Türkiye’yi yönetme iradesinin daha güçlü olduğu görülmektedir. Bunu kısmen başarabilen isimler arasında Adnan Menderes, Süleyman Demirel ve Turgut Özal isimleri zikredilebilse de Erdoğan liderliğindeki AK Parti kendinden önceki dönemleri aşabilmeyi başaran bir hikaye ortaya koymuştur.
  • 11 Eylül saldırılarının ardından başlatılan ve dünya genelinde bir şiddet sarmalını tetikleyen teröre karşı savaşın belki de en önemli tahribatı, bilinçli bir propaganda faaliyetiyle Müslüman imajının terörizmle özdeşleştirilmesi oldu.