Faruk Yaslıçimen

The New Turkey Editörü
Faruk Yaslıçimen, İstanbul Bilgi Üniversitesi Tarih ve Uluslararası İlişkiler bölümlerinden 2004 yılında mezun oldu. 2008 yılında Bilkent Üniversitesi Tarih Bölümü’nde yüksek lisansını “Sunnism versus Shiism? Rise of the Shiite Politics and of the Ottoman Apprehension in Late Nineteenth Century Iraq” başlıklı teziyle tamamladı. 2015 yılında Münih Ludwig Maximilian Üniversitesi’nde hazırladığı “Being Shiite in the Late Ottoman Empire: Communities, Identities and State–Society Relations” başlıklı doktora çalışmasıyla doktor ünvanını almaya hak kazandı. Akademik ilgi ve araştırma alanları arasında Osmanlı Devleti’nde mezhep ve siyaset, 19. Yüzyıl Ortadoğu tarihi ve Osmanlı tarihyazımı gibi konular bulunmaktadır. Faruk Yaslıçimen SETA İstanbul bünyesinde Türkiye’de kültür politikaları alanında araştırmalar yapmaktadır.
  • Son yıllarda gerek yurtiçi gerekse yurtdışında yaşayan Türkiyeli akademisyen, sanatçı ve entelektüel bir kesimin giderek kronikleşen ve makul eleştiri düzeyini aşarak siyasi aktörlük sınırına dayanan yaklaşımlarıyla karşı karşıyayız.
  • Mağdur olanın hesap sorması belli kurallar dâhilinde adalete hizmet eder. Ancak siyasi konjonktürün etkisiyle bu hesap sormanın başka şiddet biçimleri doğurabileceğini de hesaba katmak gerekir.
  • Nisan 2014 tarihinde okunan taziye mesajı kamuoyunda nasıl bir etki yarattı? Taziye açıklamasının uluslararası alandaki yankıları ne oldu? Bundan sonra hangi adımlar atılmalı?
  • “Yeni Türkiye” kavramına nasıl yaklaşmalıyız? “Yeni Türkiye” kavramı “post-Kemalizm”, “eski Türkiye” ve “devr-i sabık” kavramlarından nasıl farklılaşır? “Yeni Türkiye” kavramının içi nasıl doldurulabilir?
  • “1000 yıllık damar”la bağlantı kurup “100 yıllık parantez”i kapatma vizyonuna sahip olmak Erdoğan'ın özellikle ürettiği bir şey de değil, tersinden Erdoğan ve AK Parti'yi üreten bu topraklara mahsus merkezi bir olgu.
  • Son yıllarda gerek yurtiçi gerekse yurtdışında yaşayan Türkiyeli akademisyen, sanatçı ve entelektüel bir kesimin giderek kronikleşen ve makul eleştiri düzeyini aşarak siyasi aktörlük sınırına dayanan yaklaşımlarıyla karşı karşıyayız.
  • Mağdur olanın hesap sorması belli kurallar dâhilinde adalete hizmet eder. Ancak siyasi konjonktürün etkisiyle bu hesap sormanın başka şiddet biçimleri doğurabileceğini de hesaba katmak gerekir.
  • “1000 yıllık damar”la bağlantı kurup “100 yıllık parantez”i kapatma vizyonuna sahip olmak Erdoğan'ın özellikle ürettiği bir şey de değil, tersinden Erdoğan ve AK Parti'yi üreten bu topraklara mahsus merkezi bir olgu.