Zeytin Dalı Harekatı

Yar ve Süpür

Türkiye'nin ulusal güvenlik stratejisinde en temel hedefi güney sınırlarını terörden temizlemek.

Türkiye’nin ulusal güvenlik stratejisinde en temel hedefi güney sınırlarını terörden temizlemek.
Uluslararası şartların bir sonucu olarak Irak ve Suriye’de yıkılan devlet otoritesi sayesinde bu bölgelere yerleşen PKK terör örgütü içeride yenilgiye uğratılsa dahi dışarıda kendine bulduğu alan sayesinde ayakta kaldı. Şimdi Türkiye yeni terörle mücadele stratejine göre mücadeleyi sınır ötesinde vermeye başladı. Belki on yıllar sürebilecek de olsa net bir hedefe kenetlendi. Bu hedef tüm güney sınırıdır.
Peki nasıl bir yöntem uygun görünüyor?
Muhtemelen bu mücadelenin yöntemi yarma ve süpürme operasyonlarının birleşimi olacak.
Türkiye sınırındaki terör bölgelerini önce yarma operasyonlarıyla bölecek sonra tecrit ettiği bölgeleri teker teker süpürecek. Fırat ve Dicle’deki köprüler yarılacak Kandil ve Afrin gibi kaleler süpürülecek. Fırat ve Dicle arasındaki PYD varlığı önce sınırlandırılmış olacak sonra da çökertilecek.
Tüm sınır bölgesini üç ayrı cephe halinde düşünmek mümkün. Birincisi Kuzey Suriye’de Fırat’ın batısı. İkincisi yine Suriye’de Fırat-Dicle arası.
Üçüncüsü ise Kuzey Irak. Türkiye öncelikle bu üç bölgeyi birbirinden ayrı parçalara ayırmanın peşinde olacaktır.
Çeşitli yarma operasyonlarıyla bu üç bölge birbirinden ayrılacak ve sonra küçük parçalar haline getirilen hedefler teker teker temizlenecektir.
Bu anlamda yapılan ilk yarma işlemi Fırat Kalkanı Harekatı’ydı.
Cerablus’tan giren Türk birlikleri Fırat’ın batısını doğusundan ayırmak istedi. Fırat-Mare-Azez üçgeni bunu başarıyla elde etti. Aslında gerçek planda Membiç de buna dahil olacaktı.
Ve kalkan PYD’nin Fırat’ın batısına geçişini engelleyecekti. Fakat öncelikle siyasi ve diplomatik nedenlerle Membiç ertelenmek durumunda kaldı.
İkinci olarak bu yarma operasyonunu Afrin’de bir süpürme operasyonu takip etti. Zeytin Dalı ile Türkiye Fırat’ın doğusundan ayırdığı bu bölgeyi süpürdü. Teröristleri temizledi.
Membiç’e yönelik şimdi atılacak her adım yine bu süpürme operasyonunun bir parçası olacaktır. Böylece Fırat’ın tüm batı yakası önce bölünmüş sonra temizlenmiş olacak.
Devamında Türkiye’yi yeni bir yarma operasyonu bekliyor. Bu kez Dicle’nin doğu yakasından yapılacak bir çeşit yarma işlemi Silopi’den Sincar’a kadar olan bölgeyi yarmak zorunda. Adı da Dicle Kalkanı olabilir. Suriye’nin kuzeyindeki Fırat-Dicle arası Irak cephesinden yani Kandil’den kopartılmış olacak. Bunun için Bağdat hükümetiyle koordinasyon çalışmalarının yürütüldüğünü tahmin edebiliriz. Sincar’dan Musul’a, Musul’dan da Türkiye sınırına kadar olan bölgede yapılacak bu işlem tüm PKK varlığını tecrit etmek anlamını taşır. Eğer Membiç’in diplomatik yöntemlerle çözüleceğini düşünürsek bu Dicle Kalkanı üçüncü askeri operasyon olacak diyebiliriz.
Dicle Kalkanı’nı Kandil’e yönelik dördüncü bir operasyon takip edebilir. Bu da bir süpürme operasyonu olacaktır. Kandil tıpkı Afrin gibi bir kale. Ama Afrin’e oranla çok daha güçlü bir kale. Onun temizlenmesi için de ciddi bir askeri ve diplomatik hazırlık gerekecek. İran ve Irak ikna edilebilirse askeri operasyon çok daha kolay olacaktır.
Kerkük’te Barzani’ye karşı elde edilen bir tür uzlaşı burada da doğabilir.
İran çok isteme de Irak razı edilebilir.
Olmasa bile Türkiye son dönemdeki şartlara bakılırsa bir yolunu bulacaktır.
Çünkü teröre karşı kalıcı zaferin adresi Kandil’dir. Diğer bölgesel aktörler de buna uymak zorunda kalacaktır.
Eğer Kandil çökertilebilirse, geriye tecrit edilmiş ve kanatları kırılmış bir Fırat-Dicle hattı kalır.
Amerikan koruması altındaki bu bölgeye yakın dönemde açıktan bir askeri operasyonun zorluğunu hepimiz görüyoruz. Bu nedenle Türkiye bu bölgeye bir çevreleme stratejisi uygulayıp istikrarsızlaştırcı yöntemleri takip edecektir. Farklı yöntemlerin devreye sokulduğu uzun vadeli bir strateji kuşatılmış bu bölgenin devletleşmesini engellediği gibi çöküşünü de garanti edecektir.
[Takvim, 27 Mart 2018]
Etiketler: