Türk Medyasında Terörün Ele Alınışı

Türk Medyasında Terörün Ele Alınışı

Sadece Türkiye’de değil, dünyada da bu tartışmanın geçmişi epeyce eskiye dayanır. Dünyada, özellikle 11 Eylül saldırılarının ardından terör ve medya konusu daha geniş çalışmalara konu oldu.

Sadece Türkiye’de değil, dünyada da bu tartışmanın geçmişi epeyce eskiye dayanır. Dünyada, özellikle 11 Eylül saldırılarının ardından terör ve medya konusu daha geniş çalışmalara konu oldu.

BBC ve Reuters gibi dünyaca ünlü haber mecraları yeni bir yayın politikası geliştirdi. Terörle ilgili yaşananların nasıl haberleştirileceği ile ilgili kılavuz hazırladı. Ama hazırladıkları kılavuzlara önce kendileri uymadı.

Bu medya kuruluşları, çifte bir standart geliştirerek, Batı dışı toplumlarda yaşanan terör saldırıları ile Batıda gerçekleşen terör eylemlerini farklı bir içerik ve görsel sunumu ile haberleştirdiler.

Sadece terör eylemlerinin hangi coğrafyada gerçekleştirildiğine bağlı olarak haber sunumunu farklılaştırmadılar. Aynı zamanda terör örgütünün kimliğine, ideolojisine ve hangi ülkeye zarar verdiğine bağlı olarak da haber içeriklerini kendi koydukları standardın dışına çıkardılar.

Örneğin, İstanbul ya da Londra’da gerçekleşen terör saldırılarının görsel kullanımını ve haber dilini farklılaştırdılar. Yine terör saldırısı, PKK tarafından gerçekleştirildiyse farklı DEAŞ tarafından düzenlendiyse farklı bir tutum takındılar.

            ***

Batı medyasının bu çifte standardını daha farklı boyutlarla Türk medyasının bir kısmında da görmek mümkün…

Bugüne kadar, zaman zaman Türk medyasında “terör haberciliği” tartışmaya açıldı. Tartışma, sıcak gündemin olduğu dönemlerde olay merkezli olarak yapıldı.

Ama habercilik dili ve somut veri haritası üzerinden medyanın terör saldırılarına ya da terörizme yönelik tutumu, geniş bir çalışma ile bugüne kadar ele alınmadı.

Bunun bir istisnası, İsmail Çağlar, Kevser Hülya Akdemir ve Metin Erol tarafından, SETA için hazırlanan, Türk medyasında terörün ele alınışı başlıklı rapor. Söz konusu rapor bugüne kadar Türk medyasında “terör haberciliği” üzerine verilere dayanarak hazırlanmış en geniş çalışma özelliğini gösteriyor.

Rapor, 7 Haziran 2015 genel seçimlerinden başlayarak Eylül 2017’ye kadar devam eden süre içerisinde gerçekleşen terör eylemleri arasından seçilen beş DEAŞ ve beş PKK saldırısının dokuz farklı gazetede nasıl haberleştirildiğine odaklanmış.

Gazeteler,  Kemalist-Sol Medya, Muhafazakâr-Merkez Medya ve Seküler-Merkez Medya olarak gruplandırılarak seçilmiş ve incelenmiş.

Söz konusu gazetelerin, terör saldırılarını nasıl haberleştirdiğini anlamak ve karşılaştırmak için 6 farklı kriter seçilmiş. Bu kriterler, devletin konumunun “başarı-başarısızlık” temelinde nasıl ele alındığı, terör saldırısının açıktan “kınanıp-kınanmadığı”“kurban hikâyesi”nin nasıl sunulduğu, “birlik mesajı” ya da “nefret söylemi”nin kullanılıp kullanılmadığı, haberde infial oluşturabilecek ifade ve görüntülere yer verilip verilmediği ve haberde teröristler ve terör örgütlerine dair nasıl bir terminoloji kullanıldığının tespiti gibi çok önemli başlıklardan oluşmakta.

Çalışmada, büyük dataların incelenmesinde kullanılan farklı yazılım programlarından da faydalanılmış.

Raporu yazan uzmanlar analizlerinde şu sonuçlara ulaşmışlar: Kemalist-Sol Medya yoğun bir şekilde devleti başarısızlıkla suçlamış. Raporda bu durumun nedeninin, “bu gruptaki gazetelerin habercilik eksikliğinden ziyade sahip oldukları devlet karşıtı siyasi pozisyon” olduğu sonucuna varılmış. İncelenen gazeteler arasında, Kemalist-Sol Medya gazeteleri dışında devleti başarısızlıkla suçlayan tek gazete Hürriyet. Yine Cumhuriyet ve Birgün gazeteleri terör eylemlerini açıktan kınayıp-kınamama konusunda kötü bir performans sergilemişler. Bu gazeteler ayrıca, terör eylemlerini haberleştirirken “nefret söylemi”ne diğer gazetelere oranla daha çok başvurmuşlar.

Kurban hikâyesine olumlu anlamda ağırlık verme konusunda bütün gazeteler, diğer kriterlere nazaran, daha özenli davranmışlar. Bu, olumlu anlamda altı çizilmesi gereken bir husus olarak öne çıkıyor.

Hakikatin algılanmasında ve toplumsal birlikteliğin kırılganlaşmasında, ülkenin bekasını ilgilendiren haber içeriklerinin sunum şekli diğer haberlere nazaran daha büyük önem arz ediyor.

Terör eylemleri aynı zamanda, medyalar üzerinden söz konusu örgütlerin politik amacının duyurulması, toplumsal infialin artırılması, devletlere gözdağı verme ve toplumu sindirme amacına matuftur.

Bu açıdan, medyanın terörü nasıl ele aldığı devletlerin terörle mücadelesi açısından önemlidir. Bu bağlamda, burada kısaca ele almaya çalıştığım raporun öneriler kısmında medyaya, devlete ve sivil topluma yönelik olarak, haber dilinin nasıl oluşturulması gerektiği ile ilgili kılavuz niteliğinde öneriler bulunmakta.

Rapora internet üzerinden kolayca ulaşmak mümkün

 

[Türkiye, 29 Mart 2018]

Etiketler: