• 24 Haziran seçimleri, ‘Eski Türkiye’ ile ‘Yeni Türkiye’ arasındaki iktidar mücadelesinin oylanacağı, Türkiye tarihinin en politik seçimleridir. Değişimin aktörü konumundaki Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Cumhur İttifakı’na/AK Parti’ye verilecek oylar milletin kendisine vereceği oylardır. Bu oylar, millet iradesine dayalı bir siyasi düzenin inşasının ve bağımsızlık mücadelesinin devamına sunulacak destek niteliğindedir.
  • Aslında Erdoğan karşıtlığının büyük ölçüde Türkiye karşıtlığını örtmenin yöntemlerinden biri olarak kullanıldığını belirtmek gerekir. 24 Haziran seçimlerine verilen ilk tepkilerde böylesi yoğun bir eleştirel dilin kullanılması, Batı medyasının seçim yaklaştıkça giderek daha hırçın ve saldırgan bir aşamaya geçeceğinin işaretidir.
  • Muhalefet için en doğru yol Cumhurbaşkanlığı sistemini kabullenmek ve Cumhur İttifakı’nın karşısına toplumun değerlerine saygılı ve farklı toplumsal kesimlerin taleplerini merkeze alan sol bir adayla çıkmaktır. Cumhur İttifakı’nın gerçek anlamda alternatifi ancak yerli-milli sol bir aday olabilir.

Bu Konuda Daha Fazla

  • Son günlerin önemli gündem maddelerinden olan "seçim ittifak(lar)ı"nı düzenleyen 26 maddelik kanun teklifi geçtiğimiz hafta Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu'nda kabul edildi ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğantarafından onaylanarak yürürlüğe girdi.

  • Türkiye siyasetinde ittifaklar döneminin açıldığı artık siyasette ittifak diye bir gerçekliğin olduğu çokça yazıldı çizildi. Ancak meselenin bir noktası eksik kaldı.

  • Amacı her ne olursa olsun, Gül’ün post-politik siyaset tercihi milletin iktidarının ve dolayısıyla demokratik siyasetin sınırlandırılması sonucunu doğuracaktır. Öte yandan, bürokratik vesayetin ortadan kalkıp milli iradenin hâkim olduğu demokratik bir siyasi ortamda, post-politik siyasetin seçmende ciddi bir karşılık bulması mümkün değildir.

  • Kasım'da AK Parti teşkilatları Anıtkabir ziyareti gerçekleştirdi. Partinin farklı kademelerinden Atatürk vurgulu mesajlar daha fazla duyulur oldu...

  • CHP bir zamanlar elitist bir partiydi. Elitliği tartışılır ama kerameti kendinden menkul bir elitist iddiası vardı. Kılıçdaroğlu CHP'si ise halka yaklaşmak iddiasında. Görüntüde de olsa elitizm terkediliyor. Ortaya çıkan ürün de böyle oluyor..