• Koronavirüs (Covid-19) virüsünün aşısı veya tedavisi bulunarak kesin yaygınlaşması önleninceye kadar sosyal hayatın tüm alanlarında "yeni normalin" inşası kaçınılmazdır. Bu kaçınılmaz durum eğitim için de geçerlidir.
  • Adalet Bakanlığı ile Hakimler ve Savcılar Kurulu henüz salgının başlarında Bilim Kurulunun görüşleri doğrultusunda, Türkiye Barolar Birliği, Türkiye Noterler Birliği ve STK'lar gibi paydaşlarıyla istişare içerisinde hızlı bir reaksiyon gösterdi.
  • 11 Mayıs itibarıyla Türkiye koronavirüse karşı kontrollü normalleşme dönemine girdi. Alışveriş merkezlerinin, kuaförlerin ve güzellik merkezlerinin açıldığı; sokağa çıkma yasağına tabi vatandaşların belli gün ve saatlerde dışarıya çıkabildiği bu yeni dönem virüse karşı en katı tedbirlerin alındığı dönemin geride bırakıldığını gösteriyor. Fakat bu "normalleşme" dönemi, virüsten önceki gündelik hayatın rutinine geri dönüleceği anlamına da gelmiyor.

Bu Konuda Daha Fazla

  • Birçok ülke gibi Avusturya da koronavirüs (Covid-19) sonrası döneme adım adım geçmektedir. Bu çerçevede ülkede ilk olarak 13 Nisan’da Başbakan Sebastian Kurz tarafından bir plan açıklanmıştır.

  • Türkiye son yıllarda savunma sanayii başta olmak üzere teknoloji gelişiminde büyük mesafe kat etmiştir. Ülkenin dışa bağımlılığı her geçen gün azalmış ve üretilen araçlar/platformlar Türkiye'nin askeri savunma kapasitesini çok ileri bir noktaya taşımıştır.

  • Covid-19 salgını nedeniyle yaşanan krizin bütün dünyayı çok önemli oranda etkileyeceği, kriz sonrasında oluşacak “yeni normalin alıştığımız normal olmayacağı” neredeyse herkesin ortak kanaati.

  • Ülkeler virüsün sonbaharda olası bir ikinci dalga yapabileceğini hesaba katarak planlamalarını yapacaklar. İlk dalgadan çıkarılacak derslerle birlikte ‘yeni normal’de ülkeler, bir taraftan halk sağlığını korumaya bir taraftan da ekonomik aktiviteyi canlı tutmaya çalışacaklar

  • Koronavirüs (Covid-19) krizi şüphesiz dünyada istihdam piyasalarını derinden etkileyecek, işsizlik oranlarında ciddi sıçramaların yaşanmasına neden olacaktır. Gelecek bir-iki yıllık süreçte işsizlik oranlarının birçok ülkede yüzde 20’ler ve hatta yüzde 30’lar düzeyine çıktığını görme ihtimalimizin hiç de düşük olmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz.