• Muhalefet bloku, bugüne kadar konforlu bir alanda siyaset yapmaktaydı. Artık bu konfora sahip değil. Eskiden bir konuda iktidara yönelik eleştiri getirdiğinde, söylediklerinin sorumluluğunu üstlenmeye ihtiyaç duymuyordu. Demokrasi, hizmet anlayışı, ayrımcılık, işçi hakları, liyakat, adalet gibi konularda hiç düşünmeden konforlu bir alanda rastgele eleştirilerini sıralayabiliyordu. Sınanmadan muhalefet yapmak kolaydı.
  • Batı medyasında güçlenmekte olan yeni bir eğilim var. "Madem Erdoğan gitmiyor, dört yıl daha iktidarda, o halde ne yapmalıyız?" sorusuna cevap aranıyor.
  • İstanbul seçimlerini kazanan CHP’nin Batı’da kendisine karşı oluşan bu destek konusunda çok dikkatli olması gerekiyor. Uzun zaman sonra ilk defa ordudan, vesayetçi bürokrasiden, siyaseti ipotek altına alan yüksek mahkemelerden medet ummadan halkın taleplerine yönelik söylemlerle bir seçim kazanan CHP’nin AK Parti karşıtlığı konusunda birleşmiş Batı’dan gelen ayartmalara karşı ciddi bir imtihan vermesi gerekiyor.

Bu Konuda Daha Fazla

  • Bu sebeple Batı medyasının Erdoğan karşıtlığı kimseyi şaşırtmıyor. Zira 16 Nisan referandumunda da 24 Haziran seçimlerinde de aynı yerdeydiler. "Türkiye'de demokrasi yıkıldı" söylemini yıllardır tekrarlamaktan yorulmadılar. Şimdi de İstanbul seçim iptalini malzeme olarak kullanıyorlar. Ankara veya Antalya'da başkanın değişmesini görmezden gelerek "sandığa güveni" hedef alıyorlar. "Diktatörlük" hikayesini yeniden piyasaya sürüyorlar. CHP adayı lehine moral üstünlük kurmaya çabalıyorlar.

  • Yine Türkiye’de seçimler var ve yine Avrupa medyasını bir heyecan: “Bu defa Tayyip Erdoğan’ın işi zor” türünde başlıklar Türkiye haberlerini süslüyor..

  • Dahası, Christchurch katliamı tüm Batı dünyasındaki Müslümanların ölümcül bir tehdit altında olduğunu göstermekle kalmıyor. Gittikçe güçlenen bir olguyu tespit etmek durumundayız. Batı dünyasında aşırı radikal bir fanatizm fırtınası esiyor.

  • Bir siyasal parti, kampanyasının ağırlığını dijitale yönlendirdiğinde bu alanı yeterince takip etmeyen seçmen grupları kendilerini ihmal edilmiş olarak görecektir. Türkiye seçmeni hâlâ bir siyasi partinin kendi ilinde miting yapmasını önemsemekte, mutlu ve hüzünlü günlerinde siyasilerin bilfiil yanlarında olmasını beklemektedir.

  • Millet İttifakı partileri bir aya yakındır, Mansur Yavaş’ın Ankara’da hangi partiden aday olması gerektiğini görüşüyor.