CHP'nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce, Manisa'nın Soma ilçesinde 13 Mayıs 2014'te meydana gelen ve 301 madencinin şehit olduğu facianın yıl dönümünde, İzmir Emek ve Demokrasi Platformu tarafından düzenlenen mitinge katılarak konuşma yaptı.

Seçmen Görüntüye Oy Verir mi?

Muhalif blokta sahici olmaya ne fazla yaklaşan isimlerden birisi olan Muharrem İnce ...

Erdoğan ve AK Parti karşıtı siyasetin en büyük sorunu sahicilik.
Ne kendileri, ne siyasetleri, ne imajları ne de vaatleri sahici değil. Hepsi yapay, hormonlu, kozmetik ve yüzeysel.
Muhalif blokta sahici olmaya ne fazla yaklaşan isimlerden birisi olan Muharrem İnce bile aynı dertten mustarip. Evet, İnce bir miktar sahicilik barındırıyor. Bastırmakta sıkıntı yaşadığı öfkesi, kontrol edemediği saldırganlığı sahici en azından. Hiç olmazsa Kılıçdaroğlu gibi tepkisini önceden çalışıldığı çok belli olan yumruğunu masaya vurma gösterileriyle ifade etmiyor. Öfkeden çılgına dönüyor, suratı kıpkırmızı oluyor, etrafını görmeyecek, ne dediğini bilmeyecek kadar sinirleniyor ve avazı çıktığı kadar bağırıyor. Şüphesiz bunlar sahici olsa da iyi şeyler değil ama en azından yapay değil.
Kılıçdaroğlu’na ‘Erdoğan’ın karşısına çıkmışsın yenmiş, çıkmışsın yenmiş; yenmiş de yenmiş, yenmiş de yenmiş’ derken bir miktar samimi. En azından hakikati ifade ediyor. Kendisi genel başkan olsa kendisi de ‘çıkacak yenilecek, çıkacak yenilecek, yenilecek de yenilecek, yenilecek de yenilecek’ bunu da biliyor ama yine de genel başkanlık yarışında Kılıçdaroğlu’nu köşeye sıkıştırmak için yenilgilerini haykırmaktan geri durmuyor.
Şimdi bir miktar sahici olan Sayın Muharrem İnce’ye bir bisiklet hediye ettiler. Mitingde platforma çıkarttı ve bisiklete bindi. Daha önce de römork bağlı traktörü geri geri park edebileceğini söylemişti. Henüz o konudaki performansını canlı izlemedik ama bisiklet sürmesini biliyor. Evet uzun süredir bisiklet sürmediği bisikleti yalpalatmasından belli ama neticede sürebiliyor.
Bisiklet hayattan kopuk, yapay, yüzeysel, kozmetik siyaset yapan bize mahsus sosyal demokrasinin bir numaralı fetiş objesidir. İskandinav memleketlerinde siyasetçilerin işe bisikletle gitmesini çok eşitlikçi bulup pek özenirler. Türkiye’de de siyasetçilerin kalabalık konvoylar, korumalar eşliğinde dolaşmaması, bisiklete binmesi gerektiğini söyler dururlar.
İskandinav memleketleri ile Türkiye’nin siyasi kültür ve yapı farklılıklarına hiç girmeyeceğim.
Asansörde kendisine yer açılmadı diye sinirlenen İnce’nin nasıl olup da bisikletle binmeyi içine sindireceğine de değinmeyeceğim. Tamamen teknik bir sorum var;
Cumhurbaşkanı seçilirse parlamenter sisteme geri dönüp, Çankaya’yı tekrar cumhurbaşkanlığı konutu yapacak olan İnce, Çankaya yokuşunu bisikletle nasıl çıkmayı planlıyor?
Çankaya yokuşunu ve Ankara’daki diğer birçok yokuşu çıkamaz.
Anadolu coğrafyası genelde engebelidir, şehirlerimiz İskandinav memleketlerinde olduğu gibi eğimsiz, düz topraklara kurulmamıştır. Zaten onun için sadece politikacılar değil sıradan insanlar da bizim şehirlerimizde işlerine bisikletle gitmezler.
Ama dünyaya yüzeysel bakan solcularımız, sosyal demokratlarımız bunu anlamazlar. Akıllı, bilgili eğitimli geçinirler de şu basit gerçeği göremezler. Eğitimleri de, bilgileri de yüzeyseldir. Batıcılıkları kozmetiktir; bisiklete binerek Avrupalı olmayı umarlar. Siyasetleri de sahici değildir, yapaydır; kasket takınca halkçı olunur zannederler..

[Takvim, 21 Mayıs 2018]

Etiketler: