Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu

Saadet Partisi Feda mı Ediliyor?

Ayasofya Camii’nin tekrar ibadete açılması, Saadet Partisi’nin Millet İttifakı içindeki konumunu zora soktu. Parti yöneticileri, caminin ibadete açılmasını olumlu karşıladıklarını söyleseler de kendi tabanlarındaki coşkuya, “dostluk zarar görür” endişesi ile pek iştirak edemediler.

Ayasofya Camii’nin tekrar ibadete açılması, Saadet Partisi’nin Millet İttifakı içindeki konumunu zora soktu. Parti yöneticileri, caminin ibadete açılmasını olumlu karşıladıklarını söyleseler de kendi tabanlarındaki coşkuya, “dostluk zarar görür” endişesi ile pek iştirak edemediler.

Parti Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’na bir televizyon programında mealen şöyle bir soru soruldu: “Millî Görüş’ün lideri rahmetli Erbakan, yıllarca Ayasofya’nın ibadete açılması için mücadele verdi. Taksim’e cami yapma vaadinden dolayı, partisi kapatıldı. Başörtüsü mücadelesindeki kararlılığından milim geri adım atmadığı için kendisine siyaset yasağı getirildi. Bugünden geriye bakıldığında, Erbakan’ın hemen hemen tüm hayallerini Erdoğan gerçekleştirdi. Siz tüm bunlar ortada iken niçin Erdoğan’a ve iktidarına karşısınız?..”

Karamollaoğlu bu soru karşısında önce biraz durakladı. Ardından, “evet bu dediklerinizi Erdoğan gerçekleştirdi” dedi. Sonra niye Erdoğan’a karşı çıktıklarını biraz da zorlanarak, CHP siyasetinin kavram setleri ile açıklamaya çalıştı.

Parti yönetimi, Millet İttifakı’ndaki yerini ve “kilit” konumunu kaybetmemek için geleneksel siyasetinden çok uzaklara savrulsa da, bugünlerde CHP çevrelerinden Saadet Partisi’nin “kullanım değerinin” sonuna gelindiğine ilişkin analizler yükseliyor.

Son CHP kurultayı öncesi ve sırasında parti içi muhalefet Kılıçdaroğlu yönetimine, “ittifak düşünmekten siyaset üretemiyor” argümanı üzerinden sert eleştiriler yöneltmişlerdi.

Hatta Kılıçdaroğlu’na, kurultay konuşmasında ittifak içinde bulunan Saadet Partisi ve potansiyel ittifak adayı olan Gelecek Partisi’ni üzmemek ve bu partilerin destekçilerinden çekindiği için “kadın-erkek eşitliği”“Cumhuriyet değerleri”,  “Mustafa Kemal’in mirası” ve “laiklik” gibi konulara yeterince yer vermediği tezleri üzerinden parti çevrelerinden itirazlar yükseldi.

Bu eleştirilerin daha da artma ihtimaline karşı, CHP’nin iç bütünlüğü açısından Kılıçdaroğlu’na “Saadet Partisi’ni feda etmesi gerektiği” tavsiye ediliyor. CHP yönetiminin ittifak siyasetine “ince ayar” yapmasının tam zamanı olduğu da bu bağlamda dile getiriliyor.

Saadet Partisi’nin dünya görüşü olarak; kadın erkek eşitliği, laiklik anlayışı ve eğitim gibi birçok başlıkta AK Parti’den bile geri olduğu, CHP’li bazı gazeteciler tarafından gündemde tutuluyor. Ne de olsa bu gazeteciler, 28 Şubat döneminden antrenmanlılar.

Bu tartışmada esas sorusu şu: “İlk seçimde dostlarımızla birlikte iktidar olacağız” sloganı ile kurultay yapan ve parti yönetimini “her türlü ittifak stratejisine itiraz etmeyecek” isimlerden oluşturan Kılıçdaroğlu, parti bütünlüğünü sağlamak için Saadet Partisi’ni feda eder mi?

Bu soruya iki değişken üzerinden cevap üretmek mümkün. İlki, Ayasofya ve İstanbul Sözleşmesi gibi farklı tartışmada Saadet Partisi yönetiminin nerede konumlanacağı ile ilgili.

İkincisi ise, bloklar arası oy geçişkenliğinin sağlanmasında Deva Partisi ve Gelecek Partisi’nin millet ittifakı açısından “kullanım değeri”nin ne düzeyde olduğu…

Örneğin Ayasofya’nın tekrar ibadete açılması tartışmasında Ali Babacan, Ayasofya’da namaz kılmanın kendisinin “gençlik hayali olmadığını” söyleyerek, CHP tabanı açısından maliyetsiz olduğunu gösterdi. Yine Davutoğlu, Ayasofya konusunda Karamollaoğlu’ndan çok daha eleştirel bir yerde durdu.

Dolayısıyla, Saadet Partisi’nin bundan önceki son iki seçimde gördüğü işlevin daha fazlasını Deva ve Gelecek partilerinin yerine getireceğinden emin olurlarsa, Temel Karamollaoğlu’nun Ayasofya konusunda bile sessizliği işe yaramayabilir.

Hatta Saadet Partisi’nin tabanından bir kısım seçmenin yeni kurulan partilere geçerek bu yeni partilerin güçlenmesi için farklı siyasal mühendisliklerin denenme ihtimali hiç de düşük değil.

Sonuç olarak Kılıçdaroğlu, “Erdoğan karşıtı” olmak kaydıyla herkesi “dostu” ilan etse de 2023’e kadar bu “dostluklar” epeyce sınamadan geçecek. Hem parti bütünlüğünü sağlamak hem de parti içinde yeni dönemde yükselebilecek eleştirileri biraz yatıştırabilmek ve hatta daha maliyetsiz olan yeni partileri güçlendirmek için Saadet Partisi feda edilebilir. İzleyip göreceğiz..

[Türkiye, 30 Temmuz 2020]

Etiketler: