2 Temmuz 2019 | Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Çin Halk Cumhuriyeti Devlet Başkanı Şi Cinping bir araya geldi.

Büyük Halk Salonu'nda basına kapalı gerçekleştirilen baş başa ve heyetler arası görüşmeler, 1 saat 10 dakika sürdü.

2 Temmuz 2019 | Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Çin Halk Cumhuriyeti Devlet Başkanı Şi Cinping bir araya geldi. Büyük Halk Salonu'nda basına kapalı gerçekleştirilen baş başa ve heyetler arası görüşmeler, 1 saat 10 dakika sürdü.

Potansiyelini Arayan Türkiye-Çin İlişkileri

Çin, son yıllarda Türk dış politikasında adından sık söz ettirse de iki ülke arasındaki ilişkiler yeni değildir. Sahip oldukları kültürel farklılıklar ve birbirlerinden uzak coğrafi konumları nedeniyle tartışmalara konu olan ilişkiler 1970'lere uzanmaktadır.

Çin, son yıllarda Türk dış politikasında adından sık söz ettirse de iki ülke arasındaki ilişkiler yeni değildir. Sahip oldukları kültürel farklılıklar ve birbirlerinden uzak coğrafi konumları nedeniyle tartışmalara konu olan ilişkiler 1970’lere uzanmaktadır. Temelde ekonomi ve ticaret ekseninde şekillenen ilişkiler sıklıkla karşılıklı olarak verilen iş birliklerini artırma beyanatları ile pekiştirilmeye çalışılmıştır. Ne var ki arzu edilen düzeyde ilerleme bir türlü sağlanamamıştır. Her iki ülkenin de ticari ilişkilerinde uzun yıllar yakın coğrafyalarındaki ülkelere öncelik vermesi bu durumun en temel nedeni olarak gösterilebilir.

Türkiye özelinde coğrafi konumun sağladığı bir avantaj olan Avrupa, Ortadoğu, Afrika ve Orta Asya başta olmak üzere farklı pazarlara yakınlık uzunca bir süre etkili kullanılamamıştır. Bu da ticaret yapılan ülke portföyünün genişlemesinin önündeki en büyük engellerden biri olmuştur. İhracat ve ithalatta belirli pazarlara ağırlık vermenin ve sınırlı sayıdaki ülkeye bağımlı olmanın o ülkelerden gelecek siyasi ve ekonomik şoklara karşı kırılgan olmak anlamına geldiğinin bilincindeki 2000’ler Türkiyesi ise durumun değiştirilmesi çalışmalarına öncelik vermiştir. AK Parti iktidarlarının izlediği çok boyutlu dış politika anlayışı dış ticaret ve yabancı yatırımcılarda çeşitlendirme adımlarına hız kazandırmıştır.

Dünya ekonomisinin ağırlık merkezinin Batı’dan Asya’ya doğru kaymasını doğal bir sonucu olarak Türkiye’nin de bu coğrafyaya olan ilgisi artırmıştır. Bunun sonucunda ilk kez 2000’de 1 milyar dolarlık ticaret hacmini yakalayan Türkiye-Çin ticari ilişkileri o tarihten itibaren artmaya başlamıştır. Bu rakam 2005’te 7,4 milyar dolar, 2010’da 19,5 milyar dolar ve 2018’de de 23,6 milyar dolar olarak kayıtlara geçmiştir. Bugün Çin, Türkiye’nin en fazla ithalat yaptığı ülkedir. Ancak ikili ilişkilerde arzu edilen seviyeye halen ulaşılabilmiş değildir. Hızla artan ticaret hacmi ihracatın ithalata göre zayıf kalmasına ve Türkiye aleyhine dış ticaret açığının artmasına neden olmuştur. Devam etmekte olan bu açığın giderilebilmesi adına her iki tarafın da atması gereken bazı adımlar söz konusudur.

Kuşak ve Yol Girişimi bu anlamda iki ülke açısından da ciddi fırsatlar sunmaktadır. Türkiye, Çin’in geliştirdiği ve 2015’te uluslararası kamuoyu ile paylaştığı girişimin ilk günlerinden beri en büyük destekçilerinden biridir. Planladığı Orta Kuşak Hattı’nı girişime dahil etme kararlılığı sergileyerek de Antik İpek Yolu’nda olduğu gibi Modern İpek Yolu’nda da aktif bir rol üstlenme arzusunu ortaya koymuştur.

Bugün Çin’in Türkiye’de 15 milyar dolardan fazla yatırımı bulunmaktadır. Bilhassa 2005-2018 arasında ağırlık kazanan yatırımların enerji sektöründe yoğunlaştığı bilinirken hem İpek Yolu Ekonomik Kuşağı hem de 21.Yüzyıl Deniz İpek Yolu için hayati önem arz eden demir yolları, gemicilik ve liman işletmeciliği alanlarında da ağırlığı bulunmaktadır.

Ancak Türkiye’nin artık “Yeter ki yabancı yatırım gelsin” anlayışı ile hareket etmediği, üretim sanayii, teknoloji yoğun ürünlerin üretilmesi ve geliştirilmesi ve know-how transferine önem verdiği bir gerçektir. Bu noktada Türkiye’nin söz konusu alanlarda Çin’den yatırım çekmesi “kazan-kazan” durumu ortaya çıkarabilecektir. Türkiye açısından ulusal sanayi ve endüstrinin gelişimine katkıda bulunulurken Çin’e de Türkiye’nin yakın coğrafyasındaki pazarlara rahatça ulaşma fırsatı sunulacaktır.

İki ülkenin ortaklaşa üçüncü ülkelere yatırım yapması konusu da sıkça gündeme gelmektedir. Çin, Türkiye’nin geçmişinden gelen Batı’nın sömürgeciliğinden uzak yardımsever ve iş birlikçi anlayışı sayesinde yakın ilişkilere sahip olduğu birçok Afrika ülkesine daha güvenilir bir imaj çizerek ulaşabilecektir. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın G20 zirvesi sonrası gerçekleştirdiği Çin ziyaretinde de öne çıkardığı gibi, Türkiye’nin Çin ile ilişkilerini pekiştirme noktasındaki kararlılığı sürmektedir. Ancak ticaret dengesinin Türkiye lehine iyileştirilmesi adına Çin’in Türkiye’deki yatırımlarının artırılması yalnızca Türkiye’ye fayda sağlamakla kalmayacak, Çin açısından da kazançlı durumlar ortaya çıkaracaktır.

[Sabah, 6 Temmuz 2019]
Etiketler: