Avrupa Parlamentosu Araştırma Servisi'nin hazırladığı AB-NATO-PESCO üye ülkelerini gösteren infografik (ortada)

Avrupa Parlamentosu Araştırma Servisi'nin hazırladığı AB-NATO-PESCO üye ülkelerini gösteren infografik (ortada)

PESCO ve NATO: Hangisi Daha İleri İş Birliği?

NATO üyesi Türkiye’nin PKK ve FETÖ terör örgütleri karşısındaki mücadelesine bu örgüt çatısı altındaki müttefiklerinin nasıl tepki verdiğine baktığımızda ise, AB çatısı altındakine benzer dayanışmayı kesinlikle göremiyoruz. Başta ABD, Almanya ve Fransa olmak üzere NATO’nun birçok üyesi, güvenlik ortaklığının gereğini yerine getirmek yerine bu örgütlere doğrudan ya da dolaylı destek veriyorlar.

Yazıya hemen başlıktaki sorunun cevabını vererek başlayalım.

PESCO kesinlikle NATO’dan daha ileri bir güvenlik iş birliğine işaret ediyor. Ancak NATO’nun “hükûmetlerarası” bir iş birliği platformu, PESCO’nun ise temel karakteri “ulusüstü” yani “hükûmetlerüstü” olan Avrupa Birliği çatısı altında yürütülen bir iş birliği mekanizması olduğunu hatırladığımızda, hedefleri açısından PESCO’nun başarı şansının NATO’dan daha az olduğu şerhini düşelim.

PESCO (Daimi Yapılandırılmış İşbirliği-Permanent Structured Cooperation), Avrupa Birliği’nin üç temel sacayağından biri olan Ortak Dış ve Güvenlik Politikasının (ODGP) alt ayaklarından biri olan Avrupa Güvenlik ve Savunma Politikası (AGSP) çerçevesinde atılmış adımlardan biri.

Hükûmetlerarası bir savunma örgütü olan NATO çok daha mütevazı iş birliği hedefine sahipken, PESCO’yu ileri süren AB ülkeleri daha sıkı bir askerî iş birliği öneriyorlar.

Ya da bu konuda kafaları 1952 yılından beri karışık.

1952 yılında, yani NATO’nun kurulmasından 3 yıl sonra, AB’nin çekirdeğini oluşturan Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu’nu kuran 6 ülke Avrupa Savunma Topluluğu (AST) Anlaşması’nı imzaladılar. Fransa’nın, ABD’yi “dışarıda” ve Almanya’yı “kontrol altında” tutmak için NATO’ya alternatif olarak kurmayı hedeflediği AST, bu 6 ülke arasında ulusüstü bir askerî ittifak yapısı oluşturmayı hedefliyordu. Ama başta Fransız kamuoyu olmak üzere Avrupa halkları, ileri egemenlik devri öngören böyle sıkı bir iş birliğine hazır olmadıkları için bu savunma topluluğu kurulamamış ve anlaşma çöpe atılmıştı.

O zaman AST Anlaşması imzalanmasına rağmen, bu ulusüstü ittifak yapısının hayata geçirilmesi hangi sebeplerden dolayı mümkün olamamışsa, şimdi de PESCO çerçevesinde NATO’ya alternatif bir “Avrupa Ordusu” kurulması ya da “Avrupa’ya özgü bir güvenlik mimarisi” oluşturulması çabaları aynı sebeplerden dolayı başarılı olamayacak.

Nedir o sebepler?

Avrupa’daki Atlantikçiler ve egemenlik kaygılarından dolayı ulusüstü yapıya şüpheci yaklaşanlar buna izin vermeyecek.

AB ülkelerinin neredeyse tamamında, ABD ile sıkı güvenlik ortaklığını savunan Atlantikçilerin varlığı ve etkinlikleri biliniyor. Bazı AB ülkelerinde iktidarda, bazılarında ise muhalefette olan Atlantikçilerin Avrupa güvenliğine ilişkin temel yaklaşımları, güvenlik iş birliğinde NATO ile yola devam etmek ve NATO’ya alternatif olacak yeni kurumsal yapılardan uzak durmaktır. Zira bunlar, Rusya gibi tehditlere karşı ABD ile iş birliğinin Almanya ve Fransa ile iş birliğinden daha rasyonel olduğunu düşünüyorlar.

Geçmişte İngiltere’nin başını çektiği Atlantikçilerin bugün de Danimarka, Hollanda, Çekya, Polonya ve Macaristan gibi birçok Avrupa ülkesinde iktidarda olduğu hatırlanırsa, bütün AB’yi kapsayacak sıkı bir güvenlik ortaklığının oluşturulmasının çok zor olduğu görülür. Bu ülkeler NATO’ya alternatif olarak gördükleri bu tür girişimleri bloke edeceklerdir ve ediyorlar da.

İkinci olarak, bazı ülkeler egemenlik devri konusunda isteksiz oldukları için AB yerine NATO çatısı altında bir güvenlik ortaklığını tercih ediyorlar. Zira “hükûmetlerarası” NATO çatısı altındaki güvenlik iş birliği egemenlik devrini gerektirmiyor, ancak hükûmetlerüstü/ulusüstü karakteri de olan AB çatısı altında güvenlik iş birliğinin onları bu alanda da egemenlik devrine zorlayacağını düşünüyorlar.

Ama bu hâliyle bile PESCO/AGSP’nin, NATO’dan daha başarılı bir güvenlik ortaklığı olduğunun altını çizmek gerekir.

Birkaç örnek verelim.

İspanya’nın ayrılıkçı Bask bölgesi ve ETA terörü sorununu çözmesinde AB içerisindeki müttefiklerinin verdiği desteğin çok belirleyici olduğu biliniyor. AB çatısı altında kurdukları siyasi, ekonomik ve güvenlik ortaklığının gereğini yerine getiren Birlik üyesi devletler İspanya’ya bu konuda tam destek vererek Bask/ETA sorununu çözmesini sağladılar.

Aynı şekilde Katalonya sorunu sırasında da müttefikleri İspanya’ya tam destek vererek Madrid’in gerektiğinde şiddete başvurarak bu meseleyi çözmesine sessiz kaldılar.

NATO üyesi Türkiye’nin PKK ve FETÖ terör örgütleri karşısındaki mücadelesine bu örgüt çatısı altındaki müttefiklerinin nasıl tepki verdiğine baktığımızda ise, AB çatısı altındakine benzer dayanışmayı kesinlikle göremiyoruz. Başta ABD, Almanya ve Fransa olmak üzere NATO’nun birçok üyesi, güvenlik ortaklığının gereğini yerine getirmek yerine bu örgütlere doğrudan ya da dolaylı destek veriyorlar.

Eğer İspanya, AB içerisindeki müttefiklerinin desteğine Türkiye’nin NATO’daki müttefiklerine güvendiğinden daha fazla güvenebiliyorsa PESCO/AGSP’nin NATO’dan daha etkili bir güvenlik iş birliği mekanizması olduğu açıktır.

 

[Türkiye, 24 Kasım 2018]

Etiketler: