Perspektif: İran’ın Füze Saldırısı Neden Ciddiye Alınmalı?

Perspektif: İran’ın Füze Saldırısı Neden Ciddiye Alınmalı?

İran, Kasım Süleymani’nin ABD tarafından öldürülmesinin ardından nasıl bir misilleme yapmıştır? Misillemenin askeri boyutu nasıl yorumlanmalıdır? ABD ve İran arasındaki gerilim Türkiye için ne anlama geliyor?

ABD’nin Kasım Süleymani’yi öldürmesine misilleme olarak İran 8 Ocak 2020’de Irak’ta Amerikan askerlerinin bulunduğu iki ayrı üsse balistik füze saldırısı düzenledi. Saldırı ilk etapta ufak bir şok etkisi yaratsa da sis perdesi dağıldıktan sonra birçok kişi saldırının İran’ın görüntüyü kurtarma ve gaz alma girişimi olarak değerlendirdi.

Ancak saldırının hedefi, zamanlaması, kullanılan silah türü ve İran’ın “neyi yapmadığı” dikkate alındığında farklı bir fotoğraf ortaya çıkmaktadır. Saldırı gayet net bir politik amacı olan ve askeri gücün başarıyla kullanıldığı bir misilleme girişimidir. Tabii ki saldırı ABD’nin canını acıtmamış ancak bu gibi krizlerde amaç rakibe zarar vermek değildir hatta ne kadar zarar verildiğinin bir önemi de yoktur. Bir devletin asıl amacı kendine risk ve maliyet yükleyip daha fazla maliyeti göze alacağına rakibini inandırmaktır. Bu misillemenin politik amacıdır. Bu amaç ise en net şekilde söylemlerle değil askeri eylemle yerine getirilebilir.

Misillemenin Politik Amacı

Öncelikle Süleymani’nin öldürülmesi bugüne kadar sözlü tehditlerle süren gerginliğin ABD tarafınca ilk ve doğrudan askeri hamlesidir. Şimdiye kadar her iki taraf da niyet ve yeteneklerini sözlerle birbirine iletmeye çalışmıştır. Ancak bu tarz bir iletişim durumunda tarafların birbirine inanmamak için geçerli nedenleri vardır.2 Sözlü tehditler abartılı olabilir ve blöf özelliği taşıyabilir. Örneğin İran’ın geçmişi arkasını getirmediği onlarca üst perdeden yapılmış tehditlerle doludur. Ayrıca bir devletin sözlü tehdidini yerine getirecek askeri kapasitesi olsa bile bu riski alacak iradesi olmayabilir. Örneğin ABD son derece ileri askeri kapasitesine rağmen birçok konuda isteksiz bir tutum sergilemektedir. Tüm bu faktörler yanlış algılara dayalı yanlış hesaplamalara neden olabilir.3 Bu durum da savaşın önündeki en büyük engel olan caydırıcılığın başarısız olmasına neden olarak devletleri askeri çatışmaya sürükleyebilir..

Etiketler: