10 Ekim 2018 | Suudi Arabistan Başkonsolosluğu'na 2 Ekim'de giden ve bir daha kendisinden haber alınamayan Washington Post yazarı Cemal Kaşıkçı'nın kaybolması ile ilgili ABD Başkanı Donald Trump açıklama yaptı.  Cemal Kaşıkçı konusunu üst düzey bir Suudi liderle görüştüğünü belirten Trump, “Bu çok kötü bir durum.” ifadelerini kullandı. Gazeteci Cemal Kaşıkçı konusunun kendileri için "çok önemli bir mesele” olduğunu kaydeden Trump, “Sonuna kadar gideceğiz.” dedi.

10 Ekim 2018 | Suudi Arabistan Başkonsolosluğu'na 2 Ekim'de giden ve bir daha kendisinden haber alınamayan Washington Post yazarı Cemal Kaşıkçı'nın kaybolması ile ilgili ABD Başkanı Donald Trump açıklama yaptı. Cemal Kaşıkçı konusunu üst düzey bir Suudi liderle görüştüğünü belirten Trump, “Bu çok kötü bir durum.” ifadelerini kullandı. Gazeteci Cemal Kaşıkçı konusunun kendileri için "çok önemli bir mesele” olduğunu kaydeden Trump, “Sonuna kadar gideceğiz.” dedi.

İsrail Lobisi

'Amerikan dış politikası ABD'ye değil İsrail'e hizmet ediyor.' Bu hikâye aslında bilinen bir gerçekti. Fakat anlatmaya kimse cesaret edemiyordu.

Bundan on yıl kadar önceydi. Amerikalı iki ünlü isim bir rapor yazdı. Sonra bunu kitap haline getirdi. Yazarlar John Mearsheimer ve Stephen Walt. Uluslararası İlişkilerin en prestijli isimlerinden. Biri saldırgan realizmin öncüsü diğeri o dönem Harvard dekanı.
Akademik kariyerlerinin zirvesindeki bu iki isim kabaca şu iddiayı dile getirdiler: “ABD dünyanın tek süpergücü. Çok daha akılcı ve gerçekçi bir dış politika izleme şansına sahip. Fakat İsrail lobisi nedeniyle Amerikan dış politikası ABD’ye değil İsrail’e hizmet ediyor.” Bu hikâye aslında bilinen bir gerçekti. Fakat anlatmaya kimse cesaret edemiyordu.
Ne mi oldu? Hemen saldırılar başladı. İkisi de neo-nazi olmakla suçlandı. Yahudi düşmanı ilan edildi. Hâlbuki yazarlar kılı kırk yarmıştı. Yahudi lobisi başlığını bile kullanmamış özellikle İsrail lobisi sözünü tercih etmişti. Ama yine de bu tür saldırılardan kurtulamadılar.
O tarihlerde yine Uluslararası İlişkilerin efsane isimlerinden biri olan Robert Gilpin’le özel bir sohbet etme şansına sahip olmuştum. Gilpin “bu adamların Tanrı yardımcısı olsun. Büyük bir işe kalkıştılar. Ve üzgünüm ama cezalandırılacaklar. Başlarına çok şey gelecek” demişti. Tam o sıralarda Walt dekanlığı bırakmak zorunda kalmıştı. Bunu hatırlattığımda Gilpin “bu daha bu başlangıç. Devamı gelecektir” diye eklemişti. Gilpin’in korktuğu kadar olmadı. İkisi de pozisyonlarını büyük oranda korudular ancak bir daha hiçbir hükümete yakın olma şansı bulamadılar. Özellikle Walt siyasi çevrelere yakın durmasına rağmen kendisine Obama döneminde bile şans verilmedi.

***
Kaşıkçı olayında bunu tekrar hatırladım. Dikkat ederseniz Prens’e vurduğumuzda ses İsrail’den geliyor. İsrail gazetelerinde “bulabileceğimiz en iyi Arap lider. Bunu kaybetmeyelim” mealinde yazılar çıkıyor. Kushner Prens’i kurtarmak için çaba sarf ediyor. Netenyahu Trump’ı arayıp “aman Prens’e sahip çıkalım” diyor.
Neresinden bakarsanız bakın İsrail Prens’in iktidarda kalması için elinden geleni yapacak. Ve Prens sıkıştıkça İsrail daha fazla görünür hale gelecek. Ve aslında Amerikan toplumunda sayıları çok olmasa da bu işi gündeme getirebilecek kimseler var. Konu artık bu boyutuyla ele alınabilecek kıvama geldi. Birileri Prensi savunmanın kime yaradığını sorabilir.
Kaşıkçı meselesi sadece Suudla sınırlı kalmayacaktır. Prens aklı sıra kurnazlık yaparak Kaşıkçı’nın “tehlikeli bir siyasal İslamcı” olduğunu söylemiş. Ama aslında Kaşıkçı Washington Post yazarı. Öyle damgalayıp geçebilecekleri bir isim değil.
Trump ise Prens’in kendine ödeme yaptığını anlatıyor. Prens’i bu yolla kurtarmaya çalışıyor. Fakat Kushner meselesi daha fazla gündeme geldikçe Prens’in ABD’ye ödeme yapsa da maliyet oluşturduğu fikri yaygınlaşabilir. Hatta İsrail bağlantısı daha fazla konuşulacaktır. Ve sanırım şu sıralar özellikle Trump karşıtları arasında bunu yapacak yeterli sayıda isim var. Bu kez suçüstü yakalanan sadece Prens değil. İsrail de yakalandı. Bakalım tartışmalar ne kadar ileri gider?[Sabah, 3 Kasım 2018]

Etiketler: