Halife Hafter

Halife Hafter

Hafter’in Savaş Suçlarına Karşı Türkiye’nin Barış Misyonu

Türkiye'nin Kasım 2019'da Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti ile Doğu Akdeniz'de yetki sınırlandırması ve karşılıklı işbirliğini içeren iki muhtıra imzalaması çerçevesinde UMH'ye destek vermeye başlaması ile birlikte sahada da ciddi değişimler meydana gelmeye başladı.

Türkiye’nin Kasım 2019’da Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti ile Doğu Akdeniz’de yetki sınırlandırması ve karşılıklı işbirliğini içeren iki muhtıra imzalaması çerçevesinde UMH’ye destek vermeye başlaması ile birlikte sahada da ciddi değişimler meydana gelmeye başladı.

Özellikle son bir ayda UMH’ye bağlı güçler Hafter güçlerini geriletmeye devam ediyor. Trablus’tan Tunus sınırına kadar olan bölgenin ele geçirilmesinin ardından mücadele Trablus’un güneyinde yoğunlaşmaya başladı. Vutye hava üssü ve Tarhuna’nın kontrol edilmesi için yürütülen mücadele, yakın geleceği belirleyecek önemli bölgeler.

Özellikle Vutye hava üssünün stratejik düzeyde önem taşıdığını ifade etmek gerekiyor. Kral İdris döneminde ABD ve İngilizlerin katkıları ile inşa edilen üs Libya’nın en büyük askeri üssü. Dolayısıyla ele geçirilmesi çok kolay değil. Haftar güçleri de burayı elde tutmak için özel çaba sarf ediyor.

UMH’nin bu askeri üssü ele geçirmesi durumunda hava üstünlüğü için önemli bir koz elde etmiş olacak. Türkiye’nin de hava desteği daha kritik bir önemi haiz olacak ve buna bağlı olarak sahada hızlı değişimlerin olması daha olası hale gelecek.

Buna karşın Hafter radikal ve fakat sonuçsuz adımlar atmaya devam ediyor. 27 Nisan’da Temsilciler Meclisi de başta olmak üzere bütün yetkili kurulları feshederek kendini devlet başkanı ilan etti. Ancak kendisine destek veren Temsilciler Meclisi ile birçok aşiret ile şehir konseyleri itirazını dile getirdi. ABD açıktan, Rusya da dolaylı olarak bu adımı onaylamadığını dile getirdi.

Bu adımı boşa çıkan Hafter ateşkes ilan ederek imajını kurtarmaya çalıştı ancak bu adımdan sonra bile sivillere yönelik saldırılarını sürdürdü.

Dahası hastane, insani yardım ekipleri ve sivil bölgelere yönelik saldırılarını yoğunlaştırdı. 14 Mayıs’ta Trablus’un en işlek caddelerinden birine yapılan saldırıda aralarında kadın ve çocukların da olduğu on dört kişi hayatını kaybetti. Trablus merkezi hastanesine yaptığı saldırı sonucunda da hastane ciddi hasar aldı.

Ayrıca Türkiye ve İtalya büyükelçiliklerinin yakınına düşen roketler de dikkat çekici.

Bu saldırılar birer savaş suçu olarak kayıtlara giriyor.

Kısacası Hafter sahada gerilerken hırçınlaşıyor. Kayıplarının maliyetini Libya halkına fatura etmeye çalışıyor. Bu durum yalnızca Trablus’la sınırlı kalmayabilir. İlerleyen günlerde kaybettiği diğer bölgelerde de benzer adımlar atacağının işaretleri bunlar. Dolayısıyla bu adımlarına yönelik caydırıcı cezalar uygulanmadığı takdirde Libya halkına yönelik bu düşmanca tavırları devam edecektir. Meşru bir hükümete darbe ve Libya halkına karşı işlediği bu suçlar uluslararası aktörlerden de destek görüyor. Zaten bu destek olmasa ayakta durması mümkün değil.

Bu aktörlerin başında da Yemen’i bölen, halkını da açlığa mahkum eden BAE geliyor. Hafter’e silah ve yabancı savaşçı desteğinin bütün finansmanı bu ülkeden geliyor. Ayrıca Hafter’in uluslararası diplomatik mecralarda görünürlüğünün arkasında da lobi faaliyeti yürüten yine BAE. Rusya Wagner üzerinden savaşçı ve eğitim desteği ile Hava Kuvvetlerinin modernizasyonu noktasında işlev görüyor. Mısır ise ana tedarikçi konumunda.

Son zamanlarda en çok dikkat çeken iki unsur ise BAE’nin finansörlüğünde ve Rusya’nın organizatörlüğünde Suriye’den sağlanan militan desteği ile Mısır sınırına yapılan yığınak. BAE’ye ait savaş uçaklarının Mısır-Libya sınırına konuşlanması ve Sirte’ye yapılan yığınak tırmanmanın ayak sesleri olarak yorumlanabilir. Bu ortamda Rusya’nın Hafter’e yönelik ihtiyatlı açıklamaları ise kafa karıştırmamalı. Rusya elinde tuttuğu Hafter kozunu kolay kolay bırakmayacaktır.

Ne Hafter’in katliamlarına ne de ülkenin bölünmesine göz yuman Libya halkı ve meşru hükümeti desteği hak etmektedir. Türkiye’nin Doğu Akdeniz sonrasında da Libya’da üstlendiği misyon ve Doğu Akdeniz’de elde ettiği kazanımlar önümüzdeki yılların en önemli hamlesi olacaktır. Libya kıyılarında enerji kaynakları arama faaliyetine yönelik anlaşma ve İsrail’in Mısır-Yunanistan-GKRY bloğundan uzaklaşarak Türkiye ile çalışmaya yönelik sinyaller vermesi Türkiye’nin kısa sürede elde ettiği kazanımlar. Orta ve uzun vadede devam edecektir. 

[Sabah, 16 NMayıs 2020]

Etiketler: