Kemal Kılıçdaroğlu

Erken Teslimiyet

AK Parti döneminde 12 seçim yapıldı. Bu seçimler, AK Parti öncesi seçim düzenlemelerine göre gerçekleştirildi. CHP, bu seçimlerin hiçbirini kazanamadı.

AK Parti döneminde 12 seçim yapıldı. Bu seçimler, AK Parti öncesi seçim düzenlemelerine göre gerçekleştirildi.

CHP, bu seçimlerin hiçbirini kazanamadı.

1950’den bu güne kadar, 8 farklı seçim sistemi uygulandı. Bunların herhangi birinde de, CHP tek başına iktidara gelebilecek bir seçim başarısı gösteremedi.

14 Mayıs 1950 seçimlerinin yasal çerçevesini CHP kendisi oluşturmuştu. Bu yeni kanuna göre yapılan ilk seçimlerden, CHP büyük yenilgiyle çıktı.

1960 darbesi sonrasında seçim kanunu, CHP’nin 1950’lerdeki eleştirileri esas alınarak düzenlenmişti. CHP bu düzenlemeye göre de tek başına iktidar olamadı.

1965 seçimlerinde Adalet Partisi’nin tek başına iktidara gelmesini engellemek için, CHP’nin isteği üzerine Millî Bakiye sistemine geçildi. Bu sistemde, AP yüzde 52 oy alarak tek başına iktidar olurken, CHP ise ancak yüzde 28 oy alabildi.

1980 darbesi sonrası cuntacılar, yüzde 10 seçim barajını getirdi. Cuntacıların isteğinin tam aksine 1983 seçimlerini ANAP kazandı. Siyasi konumlanma olarak CHP yerine kurulan partiler bu seçimlerde bir başarı elde edemedi.

1990’larda Refah Partisi sistemde etkili hâle gelmesin diye müesses nizamın bütün savunucuları, yüzde 10 barajını “sistemin koruyucusu” olarak gördüler. Yine bu dönemde CHP siyasette anlamlı bir oy oranına ulaşamadı.

Ama her türlü kirli senaryoyu devreye sokarak sistem dışı kalması için uğraştıkları RP, 1995 seçimlerden birinci çıkmayı başardı.

***

Sözü, CHP içinde başlayan “seçimi boykot” çağrısına getirmek için bunları hatırlattım.

CHP yeni seçim düzenlemesiyle birlikte, seçim güvenliğinin olmayacağını iddia ediyor. AK Parti’nin iktidarını devam ettirmek için böyle bir yola başvurduğunu söylüyor.

AK Parti 12 seçimi kazanıp, CHP bunların hepsini kaybederken, AK Parti öncesinde getirilen seçim düzenlemeleri yürürlükteydi. O zaman sormazlar mı, geçmiş seçim düzenlemeleri de mi, AK Parti lehine CHP aleyhineydi?

Aslında CHP içinde “aşırı sol” siyaseti savunan aktörlerin esas rahatsızlığı, seçim kanunlarında yapılan değişiklikler falan değil. “Seçimleri boykot” çağrısının da “seçim güvenliği” ile ilgisi yok.

Esas rahatsızlık, yeni sistemde yüzde 50+1’in üzerinde oy almanın zorluğudur.

Yüzde 50’nin üzerinde oy almak, sadece muhalefet partileri ya da CHP için zor değil. AK Parti için de durum aynı.

Ama oy oranı olarak yüzde 25 bandına sıkışmış bir CHP için yüzde 50’ye çıkmak imkânsız gibi göründüğü için, seçim dışı yöntemlere başvuru çağrısı CHP içinden bazı gruplar tarafından sürekli yenileniyor.

Yeni siyasi sistemde seçim kazanmanın zorluğunun farkında olan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 16 Nisan’ın hemen ardından bu konuyu kendi tabanına anlatmaya başladı.

AK Parti’li bazı belediye başkanlarını istifaya davet etmesi ve partide her anlamda zorlu bir yenileşme sürecini başlatması hep bu zorluklarla ilgiliydi.

Ama CHP, AK Parti’nin aksine, yeni sistemin bir gereği olarak, geniş toplum kesimlerine ulaşmak ve yeni seçim stratejileri geliştirmek yerine, sürekli “güvensizlik” siyasetine başvurdu. Gündemi negatif bir söylemle domine etmeye çalıştı. Parti içi tartışmalara odaklandı.

***

CHP içinden seçimleri ya da Meclisi boykot çağrısı ilk değil. 16 Nisan referandumunun hemen ardından da, o zaman CHP sözcüsü olan Selin Sayek “İlan edilen bu referandumun sonucunu tanımıyoruz” açıklamasını yaparak “Meclis’ten çekilmeyi” gündeme getirmişti.

CHP kurultayına giderken Sayek’in İlhan Cihaner ile birlikte yaptıkları “Kurultay ve Gelecek İçin Çağrı” başlıklı bildiride de, “Meclis’te aktif boykot, Meclis çalışmalarından çekilme” çağrısı yapılmıştı.

Seçimleri” ya da “Meclis’i boykot” şeklindeki çağrıların uygulanma imkânı yok. Çağrıyı yapanlar da bunun farkında.

Çağrının amacı, seçim sonrası parti içindeki konumlanma siyasetine malzeme üretmek ve seçim sonuçlarının meşruiyetine yönelik tartışmayı şimdiden başlatmaya dönük.

***

CHP seçmeni tarafından “erken teslimiyet” ve “yenilgiyi peşinen kabul etmek” olarak algılanacağı için, seçimleri boykot tartışması, “Cumhur İttifakı”na yarar. Sandığa gitme konusunda konforlu davranan bir kısım CHP seçmenini bu tartışma daha da ilgisiz ve kayıtsız davranmaya iter.

CHP, seçimleri boykot etme tartışmasına harcadığı zamanı, sandıkların güvenliği için kendi parti teşkilatını seçimlerde görev almak için motive etse çok daha yararlı bir iş yapmış olur.

Ama işte birincisi kolay, ikincisi zor…

[Türkiye, 17 Mart 2018]

Etiketler: