Vladimir Putin

Doğu Avrupa’da Korkutan Senaryo

Rusya ile Ukrayna arasındaki kriz dünyanın gündeminde yeni ve sıcak bir pencere açtı. Bir yanda Ukrayna ve Gürcistan'ın NATO ve AB üyeliği tartışmaları sürerken Rusya'nın Kırım ve Ukrayna'nın bir bölümünü işgal etmesi ilişkileri daha da gerdi. Rusya ise, bu krizin ABD'nin jeopolitik oyunları olduğunu belirtiyor.

Rusya ile Ukrayna arasındaki kriz dünyanın gündeminde yeni ve sıcak bir pencere açtı. Bir yanda Ukrayna ve Gürcistan’ın NATO ve AB üyeliği tartışmaları sürerken Rusya’nın Kırım ve Ukrayna’nın bir bölümünü işgal etmesi ilişkileri daha da gerdi. Rusya ise, bu krizin ABD’nin jeopolitik oyunları olduğunu belirtiyor. Doğu Avrupa’da yaşanan Rusya-Ukrayna krizi ve bu olaylardaki ABD etkileri hakkında merak edilen soruları Dr. Enes Bayraklı sabah.com.tr için yanıtladı.

Rusya Ve Ukrayna Arasındaki Gerilim Hangi Sebeple Ve Ne Zaman Başladı?

Soğuk savaşın sona ermesinden sonra Rusya Sovyetler Birliği’nin etkin olduğu bölgelerden geri çekildi. Ortaya çıkan yeni devletler zaman içinde tedricen AB’ye ve NATO’ya girdiler. En sonunda Ukrayna ve Gürcistan’ın NATO ve AB üyeliği gündeme geldi. Tabi Rusya Ukrayna’yı hem tarihi olarak Rus kültürünün neşvünema bulduğu bölge olarak görüyor hem de stratejik açıdan doğrudan kendisine sınır olan bir bölgenin NATO’ya ve AB’ye girmesini istemiyor. Dolayısıyla bu gerilim özellikle 2000’li yıllardan sonra iki ülke arasında iyice arttı. Putin’in iktidara gelmesinden sonra Rusya askeri ve ekonomik olarak güçlendikçe Ukrayna’yla arasında gerilimler başladı. Özellikle Ukrayna Rus gazının Avrupa’ya ulaştırılmasında transit bir bölge olduğu için gazın kullanımı ve fiyatı konularında yaşanan gerginlikler Ukrayna tarafından gaz transferinin durdurulması gibi meseleler etrafında sürekli bir gerginlik yaşandı. Neticesinde olaylar Rusya’nın Kırım’ı ilhakı ve vekilleri üzerinden Ukrayna’nın önemli bir bölümünü işgali ile sonuçlandı.

Lavrov, “Ukrayna Krizi Abd’nin Jeopolitik Oyunları E Ab Bürokrasisinin Körlüğünün Bir Sonucu” Dedi

Tabi hem AB’nin hem ABD’nin destekledikleri fonlar, sivil toplum kuruluşları üzerinden Ukrayna’da bir dönüşüm sağlamak ve Ukrayna’yı Rusya’nın etki alanından kopartmak istedikleri açık ve net. Uzun dönemdir bunun için mücadele ediyorlar. Fakat, özellikle hem AB’nin hem ABD’nin Ukrayna’yı Rusya’dan kopartmaya yetecek güçte politikalar uygulayamadıklarını ve özellikle soğuk savaşın sona ermesinden hemen sonraki Rusya’nın zayıf olduğu dönemdeki tarihi fırsatı kaçırdığıını düşünüyorum. Bundan dolayı son dönemde Rusya güçlendikçe buna direnç göstermeye başladı ve Gürcistan ve Ukrayna gibi ülkelere doğrudan müdahale ederek istikrarsızlaştırdı ve bu ülkelerin NATO yada ABye girmesini imkansız hale getirdi.

Proşenko, “Nato Ve Ab’ye Katılmaya İhtiyacımız Var” Diyor. Bunun Ukrayna’ya Katkısı Olur mu?

Ukrayna’nın bugünkü bağımsızlığını koruyabilmesi Rusya gibi bir ülkeyle, askeri ve nükleer bir güçle komşu olduğu için ancak AB’ye ve NATO’ya girerek sağlanabilir gibi gözüküyor. Zira diğer doğu Avrupa ülkeleri Bulgaristan, Romanya, Letonya, Litvanya ve Estonya hem AB’ye hem NATO’ya girdiler. Bu ülkeler bugün AB ve NATO üyesi olmasaydı büyük ihtimalle Ukrayna ile aynı durumda olacaklardı. Dolayısıyla Ukrayna için de bundan başka çare, yol gözükmüyor gibi. Ama bir tarafta da Rusya Ukrayna’yı çok zayıf bir durumda yakalamış durumda. Kırım’dan Rusya’yı askeri bir şekilde çıkartmak mümkün değil. Yine Rusya Ukrayna’nın Donbas bölgesini vekilleri üzerinden işgal etmiş durumda. Dolayısıyla Ukrayna’nın şu anki durumdan çıkışı çok zor gözüküyor. Ancak ABD ve AB’nin Rusya üzerinde aşırı bir baskı uygulaması gerekiyor. Ama diğer jeopolitik dengelerden dolayı bunu uygulamaktan imtina ettiklerini düşünüyorum. Zaten trans-Atlantik ilişkilerde çok büyük bir çatlak var. Dolayısıyla Ukrayna Batıyla Rusya arasında bir bilek güreşinin ve transatlantik ilişkilerde yaşanan gerilimin kurbanı olmuşa benziyor.

Batılı Ülkeler Rusya’ya Yaptırım Uyguluyor. Kırım’ın İlhak Edilmesinden Sonra Bölgesele Gelişmeler Nasıl Şekillendi?

Kırım’ın ilhak edilmesi meselesinde Rusya’nın uyguladığı stratejiyi iyi anlamamız gerekir. Az önce bahsettik, Soğuk Savaş sona erdikten AB ve NATO Rusya’nın aleyhine genişledi. Fakat Moldova, Belarus, Gürcistan, Ukrayna, Ermenistan gibi ülkeler bu sürecin dışında kaldı. AB ve NATO bunlarla bazı ortaklıklar geliştirmeye çalıştı. Fakat özellikle Rusya’nın, Moldova’da Transdinyester, Ermenistan’da Karabağ ve Gürcistan’da Abhazya ve Osetya gibi donmuş çatışma bölgelerini kullanarak bu bölgelerde Rus askerleri konuşlandırdığını ve adeta Batı ile arasında bir tampon bölge oluşturduğunu görüyoruz. Yani Rusya buraları istikrarsızlaştırarak, buralardaki iç çatışmaları kullanarak, bölgedeki donmuş, çözülmemiş sorunları devam ettirerek ve sorunları çözmeyerek bu bölgeleri kendisine bağımlı kılmak ve Batıdan uzak tutmak istiyor. Yani aslında Putin Ukrayna’yı işgal etmek istemiyor askeri olarak ama belli bir bölgesini elinde tutarak Kırım’ı ilhak ederek, Donbas Bölgesini işgal altında tutarak Ukrayna’nın bir ayağına pranga bağlamış durumda. Bu sayede serbest kalıp Avrupa’ya katılmasını engelliyor. Haliyle şu koşullarda NATO ve AB Ukrayna’yı kabul etmeye cesaret edemez. Çünkü Ukrayna şu anda Rusya’yla bir askeri çatışmanın içinde olan, toprakları işgal altında olan bir ülke. Böylelikle Rusya Ukrayna’nın AB ve NATO’ya katılmamasını garanti altına almış oluyor.

Rusya, Sınırdaki Tahrik Edici Olaylardan Ukrayna Üst Yönetimini Sorumlu Tutuyor ve Avrupa ile Abd’den Bir Kazançları Olduğunu İddia Ediyor

Kimin kimi tahrik ettiğini çok tespit etmek mümkün değil. Fakat şurası kesin ki Ruslar Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü uluslararası anlaşmalara rağmen açıkça ihlal ediyor. Soğuk Savaşın sona ermesinden sonra Budapeşte Anlaşması ile Ukrayna’nın nükleer silahlardan vazgeçmesi karşılığında Ruslar Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü tanıdıklarını taahhüt ettiler. Ama daha sonra Kırım’ı açıktan ilhak ettiler. Dolayısıyla burada uluslararası hukuku açıktan ihlal eden Ruslar. Diğer taraftan AB ve ABD çeşitli programlar üzerinden sosyal hareketleri tahrik ederek Ukrayna’yı Rusya’nın hinterlandından, etki alanından koparmaya çalıştı. Rusya’nın da buna tepkisi sert oldu. Nükleer bir güç olarak uluslararası anlaşmaları dikkate almayarak bu ilhakı gerçekleştirdi. Dolayısıyla soğuk savaş sırasında NATO ile Sovyetler arasında gerilim Doğu Almanya, ve Türkiye gibi coğrafyalarda yaşanıyordu. Soğuk savaştan sonra Rusya hem Doğu Avrupa’da hem de Karadeniz’de etkinliğini kaybetti. Ruslar açısından bakacak olursak bıçak kemiğe dayandı. Yukardan aşağıya düşünecek olursak Belarus, Moldova, Ukrayna ile Gürcistan bu Rusya ile NATO arasındaki tampon bölge haline geldi. Dolayısıyla bu bölgeler mücadelenin yaşandığı yer haline geldi. En fazla gerilimin özellikle Gürcistan ve Ukrayna üzerinden yaşanmasıda bu yüzden. Zaten Belarus ve Moldova tamamen Rusların etkisi altında. Batının, yani Amerika ve Avrupa’nın en çok nüfuz ettikleri bölgeler Gürcistan ve Ukrayna. Dolayısıyla en çok kriz burada yaşanıyor.

Bu Gerginlik Nedeniyle Rusya’ya Yeni Bir Yaptırım Uygulanır mı?

Yaptırımların işlemediğini, sonuç üretmediğini görüyoruz. Kırım ilhak edileli 4 yıl oldu. Rusya’ya birçok yaptırım uygulandı. Az önce bahsetmiş olduğum trans-Atlantik ilişkilerdeki çatlaklardan ötürü soğuk savaşdöneminde olduğu gibi NATO eskiden Sovyetlere uyguladığı gibi bir bütün olarak Rusya üzerine baskı uygulayamıyor. Geçmişte Sovyetler de büyük bir güçtü. Fakat bugün Rusya ABD için göz ardı edilebilir bir güç. Bölgesel bir güç, küresel bazlı yansımaları da var ama hala bölgesel bir güç sayılır ekonomik olarak baktığınız zaman. Askeri açıdan hala Sovyetlerden kalma bazı kapasiteleri de var ama ABD ile mücadele için yeterli değil. Dolayısıyla Rusya’ya çok ciddi yaptırımlar uygulanmadı. Zira Rusya bir taraftan adil olmayan BM Güvenlik Konseyinin bir üyesi olduğu için konseyden bu ülkeye karşı bir karar çıkartmak mümkün değil. Yani Kırım’ı ilhak ve işgal eden mesela Türkiye olsaydı, Türkiye üzerinde çok ciddi yaptırımlar uygulanabilirdi. Fakat Rusya’ya uygulanacak yaptırımların bir sınırı var. Rusya da bu oyun alanını kullanarak zaten istediğini yapıyor. NATO ve AB üye ülkelerine dokunmuyor ama diğerlerine her türlü açıktan operasyonu yapıyor. AB ve NATO ülkelerinde ise dezenformasyon kampanyaları ve örtülü operasyonlar yürütüyor.

Bu Kriz Küresel Piyasaları Nasıl Etkiler?

Göründüğü kadarıyla Rusya ve Ukrayna arasındaki gerginlik sıcak çatışmaya dönüşmeyecek gibi. Eğer Ukrayna lideri Poroşenko özellikle ABD ve Avrupalılardan çok ciddi garantiler almadıysa böyle bir sıcak çatışmaya girmez. Çünkü Ukrayna’nın Ruslarla baş edebilecek bir ordusu yok. Putin 2013’te Donbas’ı aldığı zaman, istesem 1 haftada Kiev’i alırım demişti. Gerçekten istese alır çünkü o askeri güce sahip. Dolayısıyla eğer iş sıcak bir çatışmaya dökülmeyecekse ki dökülmeyecek gibi gözüküyor, Trump’ın da Putin’e çok fazla sert çıkacağını zannetmiyorum. Zaten bu olaylar yaşandığından beri bir açıklamada bulunmadı, sessiz kaldı. Mesele sadece Azak Denizi bölgesindeki Ukrayna’nın o bölgeden çıkartılmasıyla sonuçlanacak gibi gözüküyor. Ruslar aslında Ukraynalılara bir ders vermek istedi. Ukraynalılar o bölgedeki askeri gücünü artırmaya çalıştı, askeri gemiler göndermeye çalıştı Mariupol Limanına. Ruslar da buna çok sert bir cevap verdi. Ukrayna’nın buna cevap verebilecek bir askeri gücü yok. Diplomatik olarak da kınamaktan başka bir şey yapacağını zannetmiyorum. Kırım’ın ilhakı sonrası uygulanan yaptırımların da etkisi olmadı. Dolaysıyla bundan sonra da bu yaptırımların bir sonuç üretebileceğini zannetmiyorum.

[Sabah, 27 Kasım 2018]

Etiketler: