Azerbaycan Cephe Hattı

Azerbaycan Cephe Hattı

Dağlık Karabağ Masasında Kimler Olur?

Ankara-Moskova-Tahran hattında yeni bir denklem oluşuyor. ABD seçimlerinin sonucu, her hâlükârda, bu süreci hızlandıracak.

Ermenistan Başbakanı Paşinyan’ın “savaşı yayarak” büyük güçlerin bir an önce Dağlık Karabağ çatışmasına müdahalesini sağlama hamlesi boşa çıktı. Ne Gence’ye attığı füzeler ne de “Türkler geliyor” yaygarası beklediği desteği getirmedi. Aksine Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev, hem operasyon sahasında hem de diplomatik hamlelerinde giderek elini güçlendiriyor. En son Rus lider Putin’in, savaşın Ermenistan topraklarında gerçekleşmediğini söylemesi Dağlık Karabağ’ın geleceği açısından çok kritik idi. Putin, telefonlarına çıkmadığı Paşinyan’a Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü’nün bu çatışmada henüz bir sorumluluğu olmadığını netleştirdi.

***

Aliyev ise, işgal altındaki köyleri kurtarırken Paşinyan’ın provokasyonlarına rağmen topyekûn bir savaşa sürüklenmiyor.
Rusya, ABD, Türkiye, İsrail ve İran denklemindeki güç dengesini de gayet iyi yönetiyor. Minsk üçlüsünün Ermeni işgali konusunda 28 yıldır başarısız olması Aliyev’in “ateşkes için işgal sona ersin” argümanını meşrulaştırıyor. BM’nin Azerbaycan’ın toprağı olarak gördüğü Dağlık Karabağ’ın kaderi uzun yıllar daha ertelenemez görüşü öne çıkıyor. Paşinyan’ın Ermeni kontrolündeki bölgenin “bağımsızlığının tanınması” yönündeki çağrısı ise çaresiz bir öneri olmaya mahkûm.

***

Bu savaşın Ermenistan’ın işgal ettiği 5 ya da 7 reyondan çekilmesi ile sonuçlanması ihtimali giderek daha baskın hale geliyor. Dağlık Karabağ’ın geleceği üzerine kurulacak masada Minsk üçlüsünün hepsi olur mu bilemem ancak Rusya ve Türkiye’nin aktif olacağı açık. Bu masanın kompozisyonu Kafkaslardaki yeni nüfuz sahibi güçlerin kimler olduğunu gösterecek.
Batı yanlısı Paşinyan’ı teslim almak isteyen Putin, Aliyev ve Cumhurbaşkanı Erdoğan arasındaki eşgüdüm sebebiyle bölgede yeni bir denge kurulmasına razı olmak durumunda. Belarus, Dağlık Karabağ ve Kırgızistan gibi Rusya’nın nüfuz iddiasındaki bölgelerde oluşan istikrarsızlıklar Moskova’nın çatışmalara (Suriye ve Libya’da olduğu gibi) doğru zamanda müdahale ederek kendini güçlendirme politikasının sınırlarını ve yeni zorluklarını gösteriyor.

Türkiye’nin etrafındaki güç boşluklarında aktif rol üstlenmesi Ankara- Moskova ilişkilerini yeni bir zemine taşıyor. Rekabet ve iş birliği sarkacındaki bu ilişki 2015’teki uçak düşürülmesinden sonra Suriye’de başladı. Giderek Ankara’nın kapasite geliştirerek daha etkili olabildiği bir seyre evriliyor.

Suriye’ye kıyasla, Libya’da ve Ermenistan- Azerbaycan çatışmasında Ankara’nın eli daha güçlü. Her yeni rekabet alanında Moskova ve Ankara arasındaki ilişkinin test edildiği açık. Ancak beklenenin aksine gerilimler kopuşla değil, çatışmaların farklı bir şekilde yönetilmesiyle sonuçlanıyor. Moskova’nın aşırı yayılmadan yorulduğu gözlenirken, Ankara etrafındaki türbülansa pro-aktif müdahale konusunda ısrarcı.

***

Dağlık Karabağ’daki çatışmaya komşu İran’ın ise güvenlik kaygıları hayli yüksek. Trump Yönetiminin maksimum baskı politikası ile nefesi kesilen Tahran, sadece sınır köylerine füze düşmesinden kaygılı değil.

İsrail başta olmak üzere diğer güçlerin etkisiyle çatışmanın içeri taşınması ihtimalinden çekiniyor. Tahran, bir yandan Dağlık Karabağ’ın “Azerbaycan toprağı” olduğunu vurguluyor, diğer yandan hızla ateşkes ilan edilmesini istiyor. Zira Tahran, uzun sürecek bir savaşın Dağlık Karabağ’a gelebilecek yabancı savaşçılarla İran’ı istikrarsızlaştırmasından çekiniyor. Bakü ve Tel Aviv arasındaki iyi ilişkilerin çeşitli manevralarla “Güney Azerbaycan” temelli bir toprak bütünlüğü krizi oluşturmasından korkuyor. Ankara’nın Bakü’ye aktif desteğinden de tedirgin.

***

Türkiye’nin Dağlık Karabağ çatışmasındaki aktif pozisyonu İran’ı istikrarsızlaştırmakla uzaktan yakından ilgili değil. Tahran’ın Suriye iç savaşında Şii milisler marifetiyle yaptığı hatayı Ankara tekrarlamaz. Bölge ülkeleri için toprak bütünlüğünü ve istikrarı destekler; ayrılıkçılık ve terörle mücadele eder.

Ancak İran elitlerinin “direniş” adı altında bölgeyi (başta Suriye) ne kadar istikrarsızlaştırdıkları ve İsrail’in güçlenmesine katkı sağladıkları da hatırlanmalı. Ankara-Moskova-Tahran hattında yeni bir denklem oluşuyor.

ABD seçimlerinin sonucu, her hâlükârda, bu süreci hızlandıracak.

[Sabah, 9 Ekim 2020]

Etiketler: