Karahan5

Bu Asyalılara Dikkat

Son dönemde tempoda bir miktar yavaşlama kaydetmekle birlikte, Malezya %4,2'lik 2016 büyümesiyle kendi sınıfının makbulleri arasında yer alıyor. Büyümenin kaynağı ise, iç talep ve hassaten özel tüketim.

İki haftadır süren yükselen ekonomiler gezimize bugün de devam ediyoruz. Hatırlayacak olursak bir önceki yazıda, bu kapsamda en gözde ülkelerden olan Hindistan’a uzanıp yerinden incelemeler yapmıştık. O halde hazır Asya’ya gitmişken, bölgenin diğer birkaç ekonomisine daha uğrayalım. Ve ilk durağımız Endonezya olsun. Sonra da Malezya ile Filipinler diyelim ve bir ASEAN üçgeni çizelim.

İSTİKRARLI ENDONEZYA

Dünya GSYH sıralamasında Türkiye’nin hemen üst taraflarında bir yere sahip olan Endonezya, geleceğin ilk 10’una girmeye aday iyi bir potansiyel barındırıyor. Nitekim Endonezya ekonomisi denince ilk akla gelenlerden biri, düzgün büyüme performansı… Krizin hemen sonrasında %6’larda büyüyen ekonomi, son 5 yıldaki ortalama %5,3 GSYH artışıyla istikrarlı sayılacak bir gelişim gösterdi. 2016 özelinde bakacak olursak da, %5’lik bir hıza şahit oluyoruz.

Ülkede mali disiplin fena gitmezken fiyat istikrarı da yolunda. 2016’yı %3,5 ile kapamış olan tüketici enflasyonu, bu yıl yükselme eğiliminde olsa da hedeflerden kopmayacak gibi… Üstelik son yıllarda cari açığın zayıflayarak GSYH’ye oranla %2’nin altına çekilmiş olması da, temeldeki hoş dinamiklerden.

Anlayacağınız, ülkede makroekonomik istikrarın hissedildiği bir ortam var. Bu bağlamda Endonezya’nın, emtiadaki pozitif seyrin de etkisiyle büyüme hızına 5. viteste devam edeceği öngörülüyor. Bununla birlikte, son dönem büyümesinin özellikle iç talep ve tüketim desteğiyle hasıl olduğunun da altını çizmek gerek. Zira kişi başına gelir itibariyle 4000 doların altında konumlanan Endonezya’nın, bu büyümeyi mümkün olduğunca stabil ve güçlü kılmaya ihtiyacı var ki, bu anlamda yatırımlar ile ihracattan da daha iyi beslenmesi lazım. İşte bunun bilinciyle hükümetin iş ortamını iyileştirmeye yönelik aksiyonlar aldığı ve daha da alacağı anlaşılıyor. Genel olarak değerlendirildiğinde ise, ekonominin yapısal reform ajandasına odaklanması gerektiği söylenebilir.

YÜKSEK GELİR YOLUNDAKİ MALEZYA

Bölgenin bir diğer önemli ekonomisi olan Malezya ise, Türkiye’nin kişi başı GSYH’sına yakın düzeylerde bir yüksek orta gelirli olup makul bir büyüme hikayesi yazan ülkelerden… Son dönemde tempoda bir miktar yavaşlama kaydetmekle birlikte, Malezya %4,2’lik 2016 büyümesiyle kendi sınıfının makbulleri arasında yer alıyor. Büyümenin kaynağı ise, iç talep ve hassaten özel tüketim.

Diğer belli başlı göstergeleri incelediğimizde ise, Malezya ekonomisinin cari işlemlerde fazla verdiği dikkat çekiyor mesela. Mali tarafta %3 eteklerinde gezinen bütçe açığı çerçevesindeki gidişatın ise, bir miktar daha disipline edilmesi planlanıyor. Ülkedeki işsizlik %3,5 ile rakiplere nispet düşük bir oranda dururken, 2016 yılında %2 altında seyreden enflasyon ise tırmanış yapacağa benziyor. Bununla birlikte, yılsonu projeksiyonları itibariyle enflasyonun hedef aralığı aşması beklenmiyor.

2017 yılı için büyüme beklentisi, Malezya’nın hafif gaza basacağı ve %4,5’e çıkacağı yönünde. Yukarıdaki göstergelerin de işaret ettiği üzere, ekonomide makro görünüm yolundayken, bütçe meselesine eğilmenin yanı sıra yüksek gelirli sınıfa atlamak için gereken performansı sağlayacak reformlara da odaklanılacak. Bu kapsamda Malezya’nın, özellikle verimliliği güçlendirme yönündeki haritayı önüne açması gerekiyor. Tıpkı bizim gibi…

HIZLI FİLİPİNLER

Filipinler dolaylarına ise, kendisi bölgede güçlü performansıyla göze çarpan bir ekonomidir diyerek geçiş yapayım. Nitekim hemen geride bıraktığımız seneyi %6,8’lik bir gelişimle kapayan Filipinler, Asya’nın en hızlı kaplanlarından olur. Hele de usandıran bir gevşek küresel büyümenin var olduğu yakın geçmişte ülkenin bu süratlerde yol almış olması, hakikaten takdire şayandır.

Peki nedir bu hızdaki keramet derseniz, burada da o klasik açıklamayı yapabilirim: İç talepteki canlılık. Malumunuz, zaten söz konusu global ortamda dış talepten hayır görmek öyle herkese nasip olamadı. Öte yandan Filipinler’deki iç talepte, tüketimin yanı sıra yatırımlardan da destek geldiğini belirtmek gerekir ki devlet harcamalarının katkısını bu noktada not düşeyim. Ayrıca mali disiplinden geçer puan alan ekonominin, cari işlemlerde de hafif fazlası olduğu gözleniyor. Enflasyon ise, yüzegeldiği %2 sularından %3’lere dalıyor gibi…

2017 ve hatta ötesine bakacak olursak; GSYH projeksiyonları, ülkenin %7 civarlarında bir tempoda yoluna devam edeceğini haber veriyor. Zaten adam başı 3000 dolarlık gelire halen varamamış bir ekonomi olan Filipinler’in, böyle yüksek hızları sürdürmesi de hakkında hayırlı olur. Zira ülkedeki sosyoekonomik öncelikler arasında, yoksulluğu ve gelir eşitsizliğini baltalamak geliyor. Son yıllardaki keyifli büyüme eşliğinde bu anlamda iyileşmeler kaydedildiği doğrudur ancak hükümetin bu yola başını kaldırmadan devam etmesi de şart.

Yakın geleceğin büyüme profili, ülkede eksikliği göze batan altyapıya yapılacak yatırımları da kapsayacağa benzer. Özel sektörü içine çekmeyi hedefleyen bu ayak, istihdamın da elinden tutmak açısından önemli olacak. Laf açılmışken, ülkede işsizlik oranını %6 altına çekme çabası olduğunu da ekleyeyim.

Ve şöyle bir toparlayacak olursam, söz konusu Asya ekonomilerinin, gerek kaydettikleri hızlar gerekse diğer temel dinamikleri çerçevesinde makbul yükselenlerden olacağını söylemek mümkün. Elbette her birinin nice kusuru ve mücadele etmesi gereken dertleri var ancak görülen o ki, evlerini derli toplu tutmaya özen gösteriyorlar. Geriye ise, çalışıp koşmaya devam etmek ve dışarıdan gelecek riskleri mümkün olduğunca göğüslemeye hazır olmak kalıyor.

[Yeni Şafak, 5 Mayıs 2017]

Etiketler: