Başörtülü Memur

Başörtüsü Yasağının Yeniden Gelmesi Gerçekten Mümkün Değil mi?

CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce geçenlerde bir mitinginde "benim kız kardeşim 40 senedir başörtüsü takıyor. Size 13. Cumhurbaşkanı adayı olarak söz veriyorum bu konu kapanmıştır. İster sokakta ister evde ister devlette tak nerede istiyorsan orada tak" diyerek başörtüsü ile bir probleminin olmadığını iddia etmişti.

CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce geçenlerde bir mitinginde “benim kız kardeşim 40 senedir başörtüsü takıyor. Size 13. Cumhurbaşkanı adayı olarak söz veriyorum bu konu kapanmıştır. İster sokakta ister evde ister devlette tak nerede istiyorsan orada tak” diyerek başörtüsü ile bir probleminin olmadığını iddia etmişti.

Bir önceki yazımda hem CHP’nin hem de Muharrem İnce’nin geçmişinin bu iddiayı yalanyan örneklerle dolu olduğundan bahsetmiştim.

Hatırlayalım, CHP’nin direnişi nedeniyle AK Parti iktidarda olmasına rağmen başörtüsü yasağını okullarda ancak 2013 ve kamuda 2016 yılında kaldırabilmişti. 2007 yılında MHP ile yasağı kaldırmaya yönelik yaptığı değişiklik anayasa mahkemesi tarafından reddedilmiş, AK Parti’ye kapatma davası açılmıştı.

Dolayısıyla İnce’nin bu çıkışının diğer altı doldurulmamış popülist söylemlerinde olduğu gibi daha çok seçimlere yönelik taktiksel bir adım olduğu apaçık.

Zira militan bir laikliği savunan ve dinin kamusal ve sosyal alanda görünmesinden rahatsız olan CHP tabanının kahir ekseriyeti halen başörtüsü ile problemli.

Bunu anlamak için bu çevrelerin hakim olduğu belediyeler, medya kuruluşları ve işletmelerin halen başörtülü kişileri neredeyse hiç istihdam etmemesine bakmak yeterli.

Dolayısıyla başörtüsü yasağını destekleyen bu zümrelerde bir zihniyet değişimi yaşandığına yönelik bir işaret halen yok.

Aksine bağdat caddesinde başörtüsü ile araba kullanan bir kadına nefretle bakarak, işletmelerinde başörtülülere yer vermeyerek kendi küçük dünyalarında bu ayrımcılığı yaşatmaya devam ediyorlar.

Dolayısıyla başörtüsü yasağını bu ülkeye dayatan zihniyet halen yerli yerinde duruyor.

Diğer taraftan uluslararası konjonktür de başörtüsü yasağını tekrardan gündeme getirmek için çok uygun.

11 Eylül sonrası Batı’da yaygınlaşan İslamofobya neticesinden Fransa, Almanya gibi bazı Avrupa ülkelerinde farklı alanlarda başörtüsü yasağı çoktan uygulanmaya başlandı bile.

Birçok Avrupa ülkesi ise başörtüsü yasağını gündemine aldı. Görünen o ki bu yasaklar Avrupa’da dalga dalga genişleyecek.

Örneğin; 28 Şubat döneminde Türkiye’de başörtüsü sorunu yüzünden okuyamayanların üniversite okumak için gittikleri Avusturya, bugünlerde okullarda başörtüsünün yasaklanmasını tartışıyor.

Diğer taraftan Avrupa Adalet Divanı’nın 14 Mart 2017’de aldığı kararla iş yerlerinin bütün dini sembolleri kapsamak şartıyla başörtüsü yasağı uygulayabileceğine karar vermiş olması Müslümanlara yönelik ayrımcılığın ve ırkçılığın Avrupa’da hukuki bir temele kavuşturulduğunu bize gösteriyor.

Dolayısıyla Türkiye’de başörtüsü yasağını tekrar gündeme getirmek isteyen kesimlerin Avrupa’dan hem siyasi hem de hukuki destek bulacaklarını bilmemiz lazım.

Bundan dolayı AK Parti ve MHP’nin seçimleri kaybettiği bir ortamda başörtüsü yasağının yeninden gündeme gelmesi hiç de sanıldığı kadar zor değil.

[Fikriyat, 25 Mayıs 2018]

Etiketler: