Bağdat

Bağdat

5 Soru: Koronavirüs Krizi ve Irak’ın Zorlukları

Irak’ta koronavirüsün yayılım hızı nedir ve alınan kriz yönetim önlemleri nelerdir? Koronavirüs salgını toplumu nasıl etkiliyor? Petrol fiyatlarındaki düşüş Irak ekonomisini nasıl etkiliyor? Koronavirüs krizi sürerken Irak’taki siyasi gelişmeler nelerdir? Koronavirüs krizinin Irak’taki güvenlik durumu üzerindeki etkisi nedir?

  1. Irak’ta koronavirüsün yayılım hızı nedir ve alınan kriz yönetim önlemleri nelerdir?

İran ile karşılıklı ticaret hacmi ve Irak’ta tüketim sektörünün ciddi ölçüde Çin mallarına dayalı olması nedeniyle Irak, koronavirüs salgınının erken yayıldığı ülkelerden biridir. Nitekim, Irak’taki ilk koronavirüs vakası 24 Şubat günü Necef şehrinde İran uyruklu bir din öğrencisinde tespit edilmiştir. Ancak Irak hükümeti, İran ile karayolu bağlantısını kapatmak için zamanında acil önlemler almamış, bu da bilhassa Şiilerin kutsal mekanlarının bulunduğu Bağdat, Kerbela ve Necef şehirlerinde vaka sayısını artırmıştır. Hükümet ayrıca büyük dini toplantıları da yasaklamamıştır. Bu nedenle Şii yoğunluklu eyaletlerdeki vaka sayısı diğer şehirlere göre daha yüksektir.

Irak’taki gerçek vaka sayısı konusunda bir şeffaflık olduğu söylenemez. 17 Nisan itibarıyla, Irak resmi verilerine göre vaka sayısı 1.415, iyileşen sayısı 812 ve vefat eden sayısı ise 79’dur. Ancak Reuters haber ajansı, Iraklı resmi yetkilileri koronavirüse yakalanan gerçek vaka sayılarını gizlemekle ve sağlık çalışanlarından konu hakkında medyaya konuşmamalarını istemekle suçlamıştır. Bunun üzerine Irak hükümeti, Reuters haber ajansının faaliyet iznini durdurma kararı almıştır. Ayrıca Irak’ta vakaları tespit edecek yeterlilikte laboratuvarlar da bulunmamaktadır. Üstelik Iraklıların koronavirüs testi yaptırmaktan veya hastalığa yakalandıklarını söylemekten kaçınmalarına neden olan bir tür toplumsal utangaçlık ya da çekingenlik durumu söz konusudur.

Irak’ın Kürdistan bölgesinde ise Erbil için sokağa çıkma ve toplu olarak bir arada bulunma yasağı getirilmiş, şehre giriş çıkışların kapatılmasına yönelik önlemler alınmıştır. Öte yandan Süleymaniye şehrinde ise İran-Irak sınırına yakınlığı ve sosyo-ekonomik ilişkilerinin yüksekliği nedeniyle vaka sayısının giderek arttığına tanık olunmuştur.

Sünni yoğunluklu eyaletler, okul ve camilerin derhal kapatılması gibi aldıkları erken ve sıkı önemler nedeniyle Irak’ta en düşük vaka oranlarına sahiptir (Selahaddin 1, Musul 4 ve el-Enbar 1).

15 Mart’ta Irak hükümetine bağlı kriz grubu, virüs salgınının yayılımını azaltmak amacıyla tüm eyaletler için şehirler arası seyahat yasağı getirmiş, tüm eğitim kurumları tatil edilmiş, tüm devlet kurumları ve sivil toplum kuruluşlarında resmi çalışma mesaisi durdurulmuştur. Ancak Irak’taki sağlık sistemi, virüs salgınındaki vaka sayısının artışını kaldırabilecek durumda olmadığı gibi yeterli ölçüde yatak ve karantina kapasitesine de sahip değildir. Irak parlamentosuna bağlı sağlık komisyonunun açıklamasına göre sağlık kuruluşlarında yalnızca 535 adet suni solunum cihazı bulunmaktadır.

  1. Koronavirüs salgını toplumu nasıl etkiliyor?

Hizmetlerin yetersizliği, işsizliğin artması, iktidar partilerinin yolsuzluğu karşısında pek çok kentin, özellikle başkent Bağdat’ın büyük çaplı protesto gösterilerine tanık olduğu Irak’ta yaşanan virüs salgını sosyal koşulları önemli ölçüde etkilemiştir. Ancak göstericiler arasında salgının yayılabileceği endişesiyle bazı kentlerde protestoların düzenlendiği meydanlarda gösterilere katılım düzeyinin oldukça düştüğü gözlemlenmiştir.

Ayrıca salgının yayılmasını önlemek amacıyla Irak’ta uygulanan sokağa çıkma yasağı, günlük ücretlere bağlı yaşayan yoksul kesimleri önemli ölçüde etkilemiş, henüz devlet desteği ve yardımı olmadığından yoksulluk ve işsizlik oranlarının giderek artması halk arasında hoşnutsuzluk ve öfkeye yol açmıştır. Zaten çöküş yaşayan Irak ekonomisini olumsuz etkileyen koronavirüs krizinin daha uzun sürmesi halinde, yeni bir protesto ve şiddet dalgasının geri dönmesiyle birlikte toplumda giderek artan bir hoşnutsuzluğa ve “açlık devrimi” denilen durumun oluşabilmesine neden olabilecektir.

  1. Petrol fiyatlarındaki düşüş Irak ekonomisini nasıl etkiliyor?

Küresel petrol fiyatları krizinde yaşanan dramatik çöküşün bir sonucu olarak Irak, bu krizden en çok etkilenen ülkelerden biri olacaktır. Zira ekonomisi önemli ölçüde petrole bağımlı durumda ve GSYİH’nın yüzde 60’ından ve bütçe finansmanının yüzde 90’ından fazlası petrol gelirlerinden oluşmaktadır. Ayrıca temel ihtiyaçlarının tamamına yakınını çeşitli ülkelerden ithal etmektedir. Bu nedenle Irak, peş peşe gelen iktidarların kötü politika yönetimleri sonucu fazlasıyla bağımlı olduğu küresel piyasa şoklarından etkilenmeye son derece açıktır. Nitekim önceki yıllarda yaşanan petrol spekülasyonlarından reel ekonomik bir kalkınma meydana getirmek üzere yararlanılamamış, kaynakların kriz yönetiminde etkin kullanımına olanak sağlayan bir yatırım olarak varlık fonları kurulamamıştır.

Mali yılın başlamasından bu yana üç ay geçmesine rağmen henüz parlamentoda görüşülmemiş olan 2020 yılı bütçe tasarısı, petrolün varil fiyatını 56 dolar ve ihraç edilen günlük petrol üretimini 3.880 varil olarak kabul etmektedir. Petrol fiyatlarının 30 doların altında kalmaya devam etmesi halinde 42 milyar dolar yani 50 trilyon dinarlık bir ilave bütçe açığı meydana gelecek, toplam bütçe açığı 100 trilyon dinarı aşacaktır. Petrol fiyatlarının düşmesi, yeniden imara ve reel sektörlerin desteklenmesine yönelik yatırım faaliyetlerinin durmasına ve kamu gelirlerinin ağırlıklı olarak maaşlar ve ücretler gibi işletme giderlerinin finansmanına ayrılmasına neden olacaktır. Borçlanmaya bağımlılığın sürmesi de iç ve dış kamu borç yükünde artışa yol açacaktır. Öte yandan koronavirüs salgını, petrol sektöründe faaliyet gösteren bazı yabancı şirketlerin, çalışanlarını tahliye etmelerine ve çalıştıkları petrol sahalarındaki üretimi durdurmalarına, dolayısıyla günlük petrol üretiminde 200 bin varil dolayında azalmaya neden olmuştur.

  1. Koronavirüs krizi sürerken Irak’taki siyasi gelişmeler nelerdir?

Koronavirüs krizinin etkisiyle, iktidardaki siyasi elit kesime karşı düzenlenen halk protestolarının ivmesinde düşüş gözlemlenmiştir. Keza Irak sahasında yaşanan Amerikan-İran gerginliği, her iki ülkenin kendi iç krizlerini kontrol altına almakla meşgul olmasından ötürü görece sakinleşmiştir. Bu durum, iç siyasi aktörleri, bilhassa Adil Abdülmehdi hükümetinin istifası, Muhammed Allavi’nin atanmayı reddetmesi ve Adnan el-Zerfi’nin mazeret beyan etmesi sonrasında anayasal kriz sancıları çeken siyasi süreç bağlamında dış etkilerin tahakkümünden daha özgür bir alanda hareket eder hale getirmiştir. Dolayısıyla iktidar partileri durumdan yararlanacak, İran ve Amerikan tarafları açısından en esnek ve en az tartışmalı aday olarak Mustafa el-Kazımi ismi üzerinde uzlaşmaya varılabilecektir. el-Kazımi’nin kabinesini oluşturup ülkenin ivedi krizlerine çözüm getirebilecek bir hükümet programını parlamentoya sunması beklenmektedir.

  1. Koronavirüs krizinin Irak’taki güvenlik durumu üzerindeki etkisi nedir?

Irak’taki siyasal sistem, ülkedeki güvenlik durumunu kontrol altına alamaz, Irak’ta yaşanan vekalet savaşını durdurumaz bir pozisyondadır. İran yanlısı grupların gücü ve nüfuzu karşısında Irak devleti neredeyse kontrolsüz kalmaktadır. Bir taraftan milislerin füze saldırıları, diğer taraftan ABD güçlerinin hava saldırıları, Irak’ta yaşanan ABD-İran çatışmasının tırmanma olasılığını sürdürmektedir.

Nitekim 19 Mart günü, uluslararası koalisyon güçleri ve Irak müşterek komutanlığı, bazı askeri üs ve kampların Irak tarafına devredildiğini açıklamıştır. Uluslararası koalisyon tarafından yapılan açıklamalara göre, bu çekiliş ve devir-teslim, koronavirüs salgınının yayılımını azaltmak, güçleri yeniden konuşlandırma, belirli merkezlerde toplama ve Doğal Kararlılık Harekatı (Operation Inherent Resolve) görev hizmetlerini durdurma amaçları taşımaktadır.

Fransız, Kanada ve Belçika gibi askeri misyonlar da eğitim ve danışmanlık görevlerini durdurduklarını ve Irak’tan ülkelerine döneceklerini, ancak bu durumun koronavirüs tehdidinin sona ermesine kadar ya da bu misyonların eğitim görevlerine dönebileceklerinin açıklanmasına kadar geçici süreli olduğunu ya da Irak müşterek komutanlığı ve uluslararası koalisyon komutanlığı ile yapılacak görüşme ve istişareler uyarınca Irak hükümetinin talep etmesi halinde geri dönmeyebileceklerini açıklamıştır.

Ayrıca küresel koronavirüs krizinin gölgesinde kalan Irak’taki güvenlik sorunları, kış uykusu döneminin ardından Irak’ta yeniden etkin hale gelmek üzere DEAŞ ve Irak’ın kuzeyindeki Sincar bölgesinde PKK gibi terör örgütleri için bir fırsata dönüşme potansiyeline sahiptir. Zira bu tür örgütlerin, küresel felaket zamanlarında yeniden toparlanmaları ve sürpriz saldırılar düzenlemeleri mümkündür.

Küresel bir tehdit oluşturan yeni tip Koronavirüs (COVID-19) ile mücadele sürecini inceleyen SETA çalışmaları

Etiketler: