5 Soru: Fransa’nın Koronavirüs Krizinden Çıkış Stratejisi

5 Soru: Fransa’nın Koronavirüs Krizinden Çıkış Stratejisi

Tedbirler ne zaman ve hangi koşullar altında kaldırılacaktır? Tedbirleri kaldırma stratejisinin içeriği nedir? Karara verilen siyasi tepkiler nelerdir? Fransız toplumunun karara tepkisi ne olmuştur? Salgının Fransız ekonomisine etkileri neler olmuştur?

 

  1. Tedbirler ne zaman ve hangi koşullar altında kaldırılacaktır?

Fransa Başbakanı Edouard Philippe 27 Mart Salı günü yaptığı konuşmasında ülkesinde koronavirüs (Covid-19) salgınına karşı alınan tedbirlerin kademeli olarak kaldırılacağı bilgisini vermiştir. Edouard Philippe “kademeli olarak ve ihtiyatlı bir şekilde” tedbirlerin kalkmaması halinde ülke ekonomisinin zora gireceğini belirtmiştir.

Kararın alındığı gün Fransa’da 4 bin 608’i yoğun bakımda olmak üzere 28 bin 55 kişi koronavirüs enfeksiyonu nedeniyle hastanede tedavi görmekteydi. Salgının başlangıç tarihi olan 1 Mart 2020’den bu yana hastaneye kaldırılanların sayısı 88 bin 712’e ulaşmış ve bu hastaların yaklaşık yarısı taburcu olmuştu. Salgın nedeniyle ölenlerin sayısı ise 23 bin 293’e ulaşırken başbakanın açıklama yaptığı gün ölen kişi sayısı 437 ve yeni vaka sayısı da 3 bin 764 olarak kayıtlara girmişti.

Meclis kürsüsünde Fransa’nın “çökme” riskine girdiğini açıklayan başbakan bu riski şu nedenlere bağlamıştır: üretimin uzun süreliğine durdurulması, öğrencilerin eğitime devam edememesi, kamu yatırımları veya özel yatırımların kesintiye uğraması, serbest dolaşım özgürlüğünün sınırlandırılması. Philippe tedbir kaldırma stratejisinin üç ilkeye dayanacağını vurgulamıştır: virüsle yaşamayı öğrenmek, kademeli olarak hareket etmek ve yerel bazlı çalışmalar yürütmek.

  1. Tedbirleri kaldırma stratejisinin içeriği nedir?

Başbakan vaka sayısının öngörüldüğü şekilde azalması halinde sokağa çıkma yasağının 11 Mayıs’ta kaldırılacağı fakat 100 kilometrenin üzerindeki seyahatlerin sadece zorunlu hallerde yapılabileceğini bildirmiştir. Aynı tarihte kreş, ilk ve ortaokulların kademeli ve isteğe bağlı olarak açılacağını da ilan etmiştir. Philippe sınıflarda en fazla 15 öğrencinin bulunacağını, hijyen kurallarına uyulacağını ve ortaokullarda maske kullanımının zorunlu olacağını belirtmiştir. Yine aynı tarihte kafe ve restoranların dışında iş yerlerinin ve mağazaların açılacağını da duyuran başbakan ibadet yerlerinin de 11 Mayıs’ta açılabileceğini ancak 2 Haziran’a kadar toplu ibadetlerin yapılamayacağını ifade etmiştir. Son olarak Philippe sağlık alanında ilan edilen olağanüstü halin 23 Temmuz’a kadar uzatılması için bir yasa tasarısının hazırlandığını da aktarmıştır.

Edouard Philippe ülkede 11 Mayıs’tan itibaren yeterince maske bulunacağının güvencesini vererek bilim kurulunun önerdiği gibi birçok durumda maske kullanımının desteklendiğini belirtmiştir. Bu ifade birçok kişi tarafından eleştirilere maruz kalmıştır zira 20 Mart’ta hükümet sözcüsü Sibeth Ndiaye ülkedeki maske eksikliği hakkında kendisine yöneltilen soruya verdiği cevapta sağlıklı kişiler tarafından maske kullanımının gereksiz olduğunu hatta yanlış kullanılması halinde tehlikeli olacağını vurgulamıştır. Konuşmasının sonunda “Ben maske kullanmayı bilmiyorum” diyen Ndiaye alay konusu olmuştur. Hükümetin maske eksikliğini bu şekilde gizlemeye çalışması eleştirilere neden olmuştur.

  1. Karara verilen siyasi tepkiler nelerdir?

Başbakanın konuşması sonucunda krizden çıkış adımlarının görüş alma amacıyla Mecliste oylanacağı açıklanmıştır. Oylamaya geçmeden önce ve sonra siyasi partiler görüşlerini kamuoyu ile paylaşmıştır. Sağ parti Les Republicains (LR) stratejiyi tutarsız bulduğunu açıklamıştır. Ayrıca Meclisin en kalabalık muhalefet partisi olan LR böyle bir kararın dayatılmasını antidemokratik olarak nitelendirmiştir. Sosyalist Parti (Parti Sosyaliste, PS) hem kararın tek taraflı alındığını hem de ülkenin henüz buna hazır olmadığını öne sürerek stratejiye destek vermeyeceğini belirtmiştir. Aşırı sol parti La France Insoumise’in (LFI) Genel Başkanı Jean-Luc Mélenchon sunulan çıkış stratejisini tehlikeli bulduğunu ve kaçınılmaz bir şekilde ikinci bir salgın dalgasına neden olacağını belirtmiştir. Jean-Luc Mélenchon hükümetin salgın süresince yapmış olduğu tutarsız açıklamaların ülkenin kriz zamanında ihtiyaç duyduğu “hükümete güven hissi”ni zedelediğinin altını çizmiştir. Aşırı sağ parti Rassemblement National (RN) ise yine hükümetin yapmış olduğu hataları hatırlatıp sunulan stratejinin yeterince titiz bir şekilde hazırlanmadığını belirtmiştir. Tartışmanın ardından oylamaya geçilmiştir. Oylamanın sonucunda sunulan strateji 368 lehte, 100 aleyhte ve 103 çekimser oy ile kabul edilmiştir. İktidar partisi La République en Marche (LREM) milletvekili Martine Wonner oylamada aleyhte oy kullanmıştır. Vermiş olduğu kararı “tedaviye yönelik bir önergenin bulunmamasına” bağlayan Wonner’ın yanı sıra altı LREM milletvekili de sunulan stratejiyi desteklememe kararı almıştır. Ancak bu milletvekilleri tepkilerini oy kullanmayarak göstermeyi tercih etmiştir.

Yukarıda da belirtildiği üzere Macron hükümetinin koronavirüs salgını ile mücadelesi Fransa’daki birçok siyasi aktör tarafından eleştirilmiştir. Bu memnuniyetsizlik sadece siyasal partiler tarafından değil halk tarafından da dile getirilmektedir. 26 Nisan’da Fransa’nın köklü anket şirketlerinden biri olan Institut Français D’opinion Publique’in (IFOP) yayımlamış olduğu rapora göre Fransız halkının yüzde 71’i “koronavirüs krizini ve bunun sonuçlarını” yönetecek bir ulusal birlik hükümeti kurulmasını istemektedir. Hem siyaset dünyasının hem halkın vermiş olduğu tepkilerin yanı sıra Cumhurbaşkanı Macron ile Başbakan Philippe arasında tedbirlerin kaldırılma tarihi hususunda anlaşmazlık yaşandığına dair söylentiler bulunmaktadır. Bu durum ise Fransa’da koronavirüs sonrası dönemde hareketli bir siyasi döneme girileceğinin habercisi olabilir.

  1. Fransız toplumunun karara tepkisi ne olmuştur?

11 Mayıs’ta okulların açılacağına dair yapılan açıklamaya Fransız Tabipler Birliği başkanı tepki göstermiştir. Okulları açmanın virüsü tekrar dolaşıma sokmak anlamına geleceğini savunan başkan bu kararın aylardır evlerinde bekleyen aileleri tehlikeye sokacağını belirtmiştir. Okulların açılacak olmasına birçok öğretmen sendikası da tepki göstermiştir. Altı yaşındaki çocuklar ile sosyal mesafeyi korumanın zor olacağını belirten sendikalar başbakanın kantinler hakkında beyanda bulunmamasını da eleştirmektedir. Dezenfektan ve maskeler konusunda belirsizliklerin sürdüğünün altını çizen sendikalar henüz hazır olunmadığını ifade etmiş ve bu kararı “hem uygulanamaz hem de kabul edilemez” olarak nitelendirmiştir. Tepki veren bir başka mesleki grup ise piskoposlar olmuştur. Piskoposlar Birliği işletmeler tekrar açılıyorken toplu ibadetlerin uzun süreliğine yasaklanmasını anlaşılması zor bir karar olarak nitelendirmiştir. Başından beri tedbirlere harfiyen uyan ibadet yerlerine karşı böyle bir kararın alınması “saygısızlık” olarak nitelendirilmiştir.

Başbakanın yapmış olduğu açıklama kimi mesleki gruplarını endişelendirirken Fransız halkı üzerinde bir rehavete neden olmuştur. Öyle ki disiplinden uzaklaşan toplum sokağa çıkmaya ve sosyal mesafeye dikkat etmemeye başlamıştır. Bunun farkına varan Sağlık Bakanlığı 3 Mayıs Pazar günü bir açıklama yapma zorunluğu hissetmiştir. Tedbirlere uyulması halinde tedbirlerin kademeli olarak kaldırılacağı aksi takdirde yeni hasta sayısı yükselirse 11 Mayıs ile ilgili değişiklik yaşanabileceği ve ulusal değil bölgesel bir çıkış stratejisinin uygulanabileceğinin altı çizilmiştir.

  1. Salgının Fransız ekonomisine etkileri neler olmuştur?

Fransa Hastaneler Federasyonu’nun Salı günü paylaştığı bilgilere göre koronavirüs krizi devlet hastanelerine 600-900 milyon avro arasında ek bir maliyete neden olmuştur. Fransa Merkez Bankasının paylaşmış olduğu verilere göre ise ülkedeki ekonomik faaliyetler üçte bir oranında azalmıştır. Sokağa çıkma yasağı Fransa’ya her ay yaklaşık 70 milyar avroya (GSYH’nin yaklaşık yüzde 3’üne) mal olmaktadır. Fransa’da öngörülen kısa vadeli ekonomik etki likidite eksikliğidir. Nakite en çok ihtiyaç duyan aktörlerin yani KOBİ’lerin sıkıntı yaşayacağı düşünülmektedir. Almanya gibi diğer Avrupa ülkelerinin aksine Fransız KOBİ’lerinin özelliği borsaya değil bankalara bağımlı olmalarıdır. Bu nedenle kimi ekonomistler likidite şokuyla karşı karşıya gelinmesinden endişe etmektedir. Zincirleme bir şekilde KOBİ’lerin iflas edeceği de muhtemel senaryolar arasında yer almaktadır. Bununla birlikte birçok ekonomist ise bankaların 2008’de olduklarından daha hazırlıklı olduklarını belirterek likidite krizinin üstesinden gelineceğine dair görüş belirtmektedir. Ayrıca Şubat’ta 6 bin puan civarında seyreden Paris Borsası sokağa çıkma yasağının ilan edildiği gün olan 18 Mart’ta 3 bin 755 puana kadar gerilemiş ve son günlerde ise yavaş yavaş yükselerek 4 bin 500 puan barajını aşmıştır.

Yayımlanan rakamlara göre işsizlik yüzde 7,1 oranında artmıştır. Böylelikle Fransa’da iş arayanların sayısı 3,7 milyon kişiye ulaşmıştır. Bu artış 1996’da istatistiksel izlemenin başlamasından bu yana gözlemlenen en yüksek orandır. Ayrıca 30 Nisan Perşembe yayımlanan ilk tahmine göre Fransız ekonomisi 2020’nin ilk çeyreğinde yüzde 5,8’lik bir küçülme yaşamıştır. Bu ise 1949’da başlayan Fransa GSYH değerlendirmeleri tarihindeki çeyrek dönemli en büyük düşüştür. Fransa diğer büyük düşüşleri 2009’un ilk çeyreğinde yüzde -1,6 ve 1968’in ikinci çeyreğinde yüzde -5,3 ile yaşamıştır. Böylelikle ülkelerin büyük bir çoğunluğunda olduğu gibi koronavirüs salgınının Fransız ekonomisine de büyük bir darbe vurduğu görülmektedir. Başbakan Phillipe’in de altını çizdiği gibi ülke ekonomisi çökme raddesine gelmiştir.

Tedbirlerin kaldırılmasının arkasında yatan nedenin büyük oranda ekonomik olduğu görülmektedir. Yukarıda birçok kez belirtildiği üzere Fransız halkı tedbirlerin kaldırılmasına henüz hazır değildir. Fransız hükümetinin ekonomik sebeplerle vatandaşlarını tehlikeye atmasının önümüzdeki dönemde ne tür tepkilere yol açacağı ise merak konusudur.

Küresel bir tehdit oluşturan yeni tip Koronavirüs (COVID-19) ile mücadele sürecini inceleyen SETA çalışmaları

Etiketler: