5 Soru'da YKS Ek Yerleştirme Sonuçları

5 Soru: 2018 YKS Ek Yerleştirme Sonuçları Ne Söylüyor?

Ek yerleştirme sonuçlarının açıklanması ile birlikte 2018 YKS sonuçları nasıl değerlendirilmelidir? 2018 YKS yerleştirme sonuçlarına göre boş kalan kontenjanlar nasıl değerlendirmelidir? Boş kontenjanların sebepleri neler? Bölüm bazlı değerlendirildiğinde en fazla boş kalan kontenjan hangi bölümlerdedir? Bu sonuçlara göre uygulanan yeni sistem hedefine ulaştı mı? Neler yapılabilir?

2018 YKS ek yerleştirme sonuçları açıklandı. Ortaya çıkan sonuçları SETA Eğitim ve Sosyal Politikalar Direktörlüğü’nden Mustafa Altunel ve Müberra Nur Emin değerlendirdi.

  • Ek yerleştirme sonuçlarının açıklanması ile birlikte 2018 YKS sonuçları nasıl değerlendirilmelidir?

2018 YKS ek yerleştirme sonuçları açıklandı. İlk dikkat çeken boş kalan kontenjanlarla ek yerleştirmelerde adaylara tercih yapmaları için ilan edilen kontenjanlar arasındaki farktır. Tablo1’de görüldüğü üzere 58 bin boş kontenjan ek yerleştirme sürecinde 104 bin 537’ye çıkmıştır. Benzer şekilde ilk yerleştirmelerde vakıf üniversitelerinde 23 bin 531 olan boş kontenjan ek yerleştirme sürecinde 27 bin 761’e çıkmıştır. Bu durum ilk yerleştirme sonucunda hem devlet hem de vakıf üniversitelerinin lisans programlarına yerleşen adayların önemli bir kısmının kayıt yaptırmadıklarını ortaya koymaktadır. Herhangi bir üniversiteye yerleşen adayların sonraki sene sınava girmeleri halinde puanlarının kesilmesine rağmen kayıt yaptırmaması ciddi bir sorundur. Bu durum vakıf ve devlet ön lisans programlarında çok daha ciddi boyuttadır. Nitekim ilk yerleştirmeler sonucunda toplam 36 bin olan boş kontenjan ek yerleştirme sürecinde 136 bine çıkmıştır. Yaklaşık 100 bin aday herhangi bir yükseköğretim programına yerleştiği halde kayıt yaptırmamıştır. Bu durumadayların tercih sürecinde yeterli ve sağlıklı bir mesleki rehberlik almamaları gibi sebeplerle açıklanabilir.

TABLO 1: 2018 YKS İLK VE EK YERLEŞTİRME SAYISAL VERİLERİ
  Lisans Önlisans
  Kontenjan Yerleşen Boş Kontenjan Yerleşen Boş
Devlet Üniversiteleri İlk Yerleştirme 384.448 326.341 58.107 279.231 257.235 21.996
Ek Yerleştirme 104.537 18.137 86.400 112.758 67.518 45.240
Vakıf Üniversiteleri İlk Yerleştirme 85.722 62.191 23.531 70.785 56.377 14.408
Ek Yerleştirme 27.761 3.147 26.614 23.247 12.712 10.535
Toplam İlk Yerleştirme 470.170 388.532 81.638 350.016 313.612 36.404
  Ek Yerleştirme 132.298 21.287 113.014 136.005 80.230 55.775

Kaynak: ÖSYM 2018 YKS Yerleştirme Sonuçlarına İlişkin Sayısal Veriler

 

  • 2018 YKS yerleştirme sonuçlarına göre boş kalan kontenjanlar nasıl değerlendirmelidir?

Son beş yılın üniversite yerleştirme sonuçları değerlendirildiğinde toplam boş kontenjan sayısında 2017’deki ciddi artışın 2018’de azaldığı görülmektedir. 2017’de ortaya çıkan boş kontenjan sayısındaki artışın önemli kısmını ön lisans programları oluşturmuştur. Hatırlatmak gerekirse 2017’de YÖK ön lisans programlarına geçişte sınavsız geçiş uygulamasına son vermiştir. Böylece 2017’deki üniversite yerleştirmeleri sonucunda ön lisans programlarında 211 bin boş kontenjan ortaya çıkmıştır. Sınavsız geçişin kaldırılması meslek lisesi mezunlarını ve dolayısıyla MYO’lara yerleşmeleri doğrudan etkilemiştir. Meslek lisesi mezunlarının MYO’lara sınavsız geçiş haklarının kaldırılması ve YÖK tarafından adaylara yönelik yeterli bilgilendirilmenin yapılmaması dolayısıyla önlisans programlarının birçoğu doldurulamamıştır. Buna önlem olarak YÖK bu yıl ön lisans programlarında kontenjan revizyonu gerçekleştirmiştir. Bu revizyonun etkisi bu yılki yerleştirme sonuçlarına önemli oranda yansımış ve boş kontenjan sayılarında ciddi bir düşüş yaşanmıştır. Ancak ön lisans programlarında yaşanan bu düşüş lisans programlarında görülememektedir. Ön lisans programlarında alınması gereken tedbirler öğrencilerin devamsızlık ve mezuniyet oranları göz önüne alınarak daha iyi anlaşılabilir. Bu nedenle lisans programlarında boş kontenjan verileri ayrı değerlendirilmelidir. Tablo 2’de de görüldüğü üzere geçen yıl lisans programlarında oluşan 110 bin boş kontenjan bu yıl daha da artarak ek yerleştirmeler sonrasında dahi 119 bin 84’e çıkmıştır.

TABLO 2. YILLARA GÖRE BOŞ KONTENJAN SAYILARI (2013-2018)
  Lisans Önlisans Toplam
2014 İlk Yerleştirme 30.684 28.328 59.012
Ek Yerleştirme 37.260 36.291 73.551
2015 İlk Yerleştirme 18.770 20.019 38.789
Ek Yerleştirme 25.693 34.981 60.674
2016 İlk Yerleştirme 25.539 34.608 60.147
Ek Yerleştirme 28.244 30.370 58.614
2017 İlk Yerleştirme 50.821 163.562 214.383
Ek Yerleştirme 110.912 211.102 322.014
2018 İlk Yerleştirme 89.686 38.822 128.508
Ek Yerleştirme 119.084 58.019 177.103

 

  • Boş kontenjanların sebepleri neler?

YÖK 30 Ocak 2015’te aldığı bir karar ile önce tıp ve hukuk fakülteleri daha sonra ise mühendislik, mimarlık ve bazı eğitim programlarına eğitimin kalitesini yükseltmek gerekçesiyle başarı sırasına göre sınırlama getirilmiştir. Bu çerçevede tıp fakültesine en son 40 bininci, hukuk fakültesine ise 150 bininci kişinin yerleşmesine karar verilmiştir. Ziraat, su ürünleri ve orman fakülteleri dışında mühendislikteki başarı sıralamasını ilgili puan türünde ilk 240 bin olarak belirlenmiştir. Ancak YÖK eğitimde niteliği artırma hedefiyle aldığı bu kararın ilk yılında değişikliğe gitmiştir. Bilhassa geçen yıl başarı sıralaması sınırı nedeniyle bu bölümlerdeki boş kontenjan sayılarındaki artış, 2018’de üniversite sınavına başvuran aday sayısıve yeni sınav sistemiyle ortaya çıkan puan türlerindeki değişiklikten dolayı YÖK yeni bir kararla bu sınırları genişletmiştir. Böylece tıp programları en son 50 bininci, hukuk programlarına en son 190 bininci, mühendislik ve öğretmenlik programlarına ise en son 300 bininci öğrenci girebilmiştir. Bu durum geçen yıl bu sıralamalarda olan öğrencilerde tepkiye yol açmıştır. Nitekim geçen yıl 40.001’inci sırada olan öğrenci tıp fakültesine başarısırası sınırlaması nedeniyle giremeyip başka bir bölümü tercih etmek zorunda kalmıştır. Ancak bu yıl aynı sıralamaya sahip öğrenci tıp fakültesine yerleşebilmiştir. Ayrıca YÖK’ün bu bölümlere ilişkin getirmiş olduğu başarı sırası sınırlamalarının hangi veri setlerine dayalı olarak geliştirdiği bilinmemektedir. YÖK’ün değişen uygulamalarının sebeplerinin ve sonuçlarının detaylı bir analize ihtiyacı vardır.

  • Bölüm bazlı değerlendirildiğinde en fazla boş kalan kontenjan hangi bölümlerdedir?

Başta öğretmenlik ve mühendislik fakülteleri olmak üzere birçok program geçen yıl olduğu gibi bu yıl da YÖK tarafından getirilen sıralama şartı dolayısıyla kontenjanlarını dolduramamıştır. Örneğin İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi 30 kontenjan açtığı Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Öğretmenliği (BÖTE) bölümüne 9 kişi yerleşmiştir. Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Fen Bilgisi Öğretmenliği için belirlediği 60 kişilik kontenjana yalnızca 5 kişi yerleşmiştir. Dahası Ankara, Hacettepe ve Gazi gibi genelde kontenjan boşluğu yaşamayan üniversitelerin Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Öğretmenliği (BÖTE), Fen Bilgisi Öğretmenliği bölümleri ek yerleştirmeler sonrası dahi dolmamıştır.

Geçen yıl olduğu gibi bu yıl da Türkiye’nin doğusundaki yeni açılan birçok üniversitenin mühendislik programlarının dolmadığı görülmüştür. Örneğin Hakkâri Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği programına 30 kontenjana 2 kişi;  Iğdır Üniversitesi Elektrik Elektronik Mühendisliği’nde 40 kontenjana 3 kişi; Harran Üniversitesi’nde Makine Mühendisliği’ne ayrılan 54 kontenjana karşın yerleşen öğrenci yoktur. Türkiye’nin batısındaki köklü üniversitelerin tekstil mühendisliği, maden mühendisliği, çevre mühendisliği ve jeoloji mühendisliği gibi programlarında da önemli boşlukların olduğu görülmüştür. Bu durum konunun üniversite bazlı da analiz edilmesi gerektiğini açıkça göstermektedir.

Boş kalan programlar içerisinde dikkat çeken diğer bazı alanlar iktisat, işletme, çalışma ekonomisi ve endüstri ilişkileri, maliye ve turizm işletmeciliği bölümleridir. Örneğin 40 kontenjanlı Hakkâri Üniversitesi İktisat bölümüne yerleşen öğrenci olmamıştır. Bayburt Üniversitesi Maliye bölümü için belirlenen 60 kontenjanın yalnızca 3’ü dolmuştur. Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi 60 kişilik kontenjan ayırdığı Turizm İşletmeciliği bölümüne yalnızca 6 kişi yerleşmiştir. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri bölümü için belirlediği 60 kişilik kontenjanın ise tamamı boş kalmıştır.

Üzerinde durulması gereken bir başka husus ise programların ikinci öğretimlerinde oluşan ciddi düzeydeki kontenjan boşluğudur. Örneğin Atatürk Üniversitesi Felsefe bölümü ikinci öğretim programına belirlenen 64 kontenjana yerleşen aday olmamıştır. Benzer şekilde Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Uluslararası İlişkiler ikinci öğretim programına ayrılan 60 kontenjana yalnızca 1 aday yerleşmiştir. Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Nazilli İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat bölümü ikinci öğretim programına ayrılan 120 kontenjana 15 aday yerleşmiştir.

Bunlara ilaveten fizik, kimya, biyoloji gibi temel bilimler ile arkeoloji, antropoloji, felsefe ve sosyoloji gibi sosyal ve beşeri bilimlerde yer alan programlardaki boş kontenjanlar hakkında da politika geliştirilmesi gerekir.

Vakıf üniversitelerine bakıldığında ise burssuz ya da yüzde 25 ve yüzde 50 burslu programların boş kontenjanlarının olduğu görülebilir. Bunun yanında tam burslu programlar ise genellikle dolmuştur. Burssuz programların boş kalması, birçok vakıf üniversitesinin mali açıdan sürdürülebilirliğini olumsuz etkileyebilir.

  • Bu sonuçlara göre uygulanan yeni sistem hedefine ulaştı mı? Neler yapılabilir?

YÖK’ün son dönemdeki politikalarına baktığımızda boş kalan kontenjanları arz talep dengesini sağlamaya yönelik atılan adımların sonucu olarak açıklamaktadır. Bu durum Türkiye’de yükseköğretimin “istihdam odaklı” bir anlayışa geçtiğini göstermektedir. Elbette YÖK’ün arz-talep dengesini gözetecek adımlar atması gerekmektedir. Ancak burada üzerinde durulması gereken husus arz ve talep arasındaki uçurumun giderek artmasıdır. Geçen yıla kıyasla doluluk oranlarında toplamda yaşanan düşüş önemli gözükse de lisans programlarındaki boş kontenjan artışı devam etmektedir. Bu, analiz edilmesi ve politika geliştirilmesi gereken önemli bir meseledir. Lisans programlarındaki boş kontenjanlarda yaşanan hızlı artış arz ve talep dengesinin daha çok sarsılacağını da göstermektedir. Bir başka açıdan bakacak olursak doluluk oranlarındaki düşüş pek çok üniversite ve bölümün kapanmasına sebep olabilir. Bu bölümlerde görev yapan akademisyenlerin geleceği hakkındaki belirsizlikler göz önünde tutularak YÖK’ün bu konuda da hızlı bir çalışma yapması ihtiyaçtır.

Boş kontenjanlar ülkenin var olan imkanlarının yeterince değerlendirilememesi, üniversiteye giriş talebindeki öğrenci sayısının daha da artmasına ve Türkiye’nin birçok stratejik alanda insan kaynağı sıkıntısı çekebileceğine işaret etmektedir. Ayrıca aile ve öğrencilerin boş kalan yerlerdeeğitimin kalitesini yeterli bulmadıklarına da işaret etmektedir. Konunun ortaöğretimden kaynaklanan yönleri de olabilir. YÖK, rektörlük, fakülte dekanları ve bölüm başkanlarının konuya dair çözüm üretip alacakları kararları istikrarlı bir şekilde uygulamaları faydalı olabilir veşu öneriler sunulabilir:

  • Öğrenci başına düşen öğretim üyesi sayısı artırılabilir.
  • Eğitim müfredatıyla sahanın talep ettiği beceri ve kazanımların örtüşüp örtüşmediği analiz edilebilir.
  • Yukarıdaki husus ve dünyadaki mesleklerdeki değişim takip edilerek programlar revize edilebilir.
  • Özellikle uygulamalı alanlarda işyerinde eğitim veren devlet ve vakıf üniversiteleri ile böyle olmayanlar arasında bu konuda anlamlı bir farkın bulunup bulunmadığının tespiti konuya ışık tutabilir.
  • Yan dal ve ÇAP imkanları geliştirilerek öğrenciler daha rekabet edebilir konuma getirilebilir.
  • Rektör profillerinin, yönetim tarzlarının ve uygulamalarının ortaya çıkan sonuçlara etkisi analiz edilebilir.
  • Üniversite yönetimlerinin ilan ettikleri stratejik planlarına uyup uymadıkları mali kaynak kullanımı üzerinden analiz edilip değerlendirilebilir.
  • Üniversitelerin öğretim üyelerine “sürekli gelişim” perspektifinde ne kadar yatırım yaptığı değerlendirilebilir.
  • Öğretim üyelerinin ders yükleri ve dönemde eğitim verdikleri öğrenci sayıların konuyla ilişkili analizi ışık tutar.
  • Bölüm bazlı analizlerde öğretim üyelerinin “beceri aktarabilme” kapasitelerinin değerlendirilip buna göre yol haritası hazırlanması faydalıdır.
  • “Beceri aktarabilme” noktasında öğretim üyelerinin ölçme ve değerlendirme yöntemleri de ilişkilendirilebilir. Üniversitelerde bilgiyi ölçen testleri yaygın kullanan bölümlerle boş kontenjanlar arasında anlamlı bir ilişki olabilir.
  • Yüksek Öğretim Kalite Kurulu Başkanlığının elindeki verileri bu konu çerçevesinde seferber ederek nitelikli rapor ve analizler yayınlaması konuyu aydınlatabilir.
  • Tercih edilmeyen bölüm ve üniversiteler ile ilgili ciddi çalışmalara ihtiyaç bulunmaktadır. İlgili sivil toplum kuruluşlarının bu noktada çalışmaları ve katkıları önemlidir.
Etiketler: