Yılmaz Ensaroğlu: "Yargıyı bir güvenlik aracı olarak kurgulamaktan vazgeçmeliyiz"

Yılmaz Ensaroğlu: “Yargıyı bir güvenlik aracı olarak kurgulamaktan vazgeçmeliyiz”

Özel Yetkili Mahkemelerin kaldırılmasını Mostar dergisine değerlendiren SETA Vakfı Hukuk ve İnsan Hakları Direktörü Yılmaz Ensaroğlu, “Yargıyı bir güvenlik aracı olarak kurgulamaktan vazgeçmeliyiz” dedi.

Özel Yetkili Mahkeme (ÖYM) olgusu 2005 yılından itibaren gündemimizde. Bugüne kadar Ergenekon, Balyoz, İnternet Andıcı, 12 Eylül 1980 askeri darbesi, 28 Şubat post-modern darbesi, KCK ve futbolda şike başta olmak üzere birçok davanın soruşturması ve yargılamasını yürüten bu mahkemeler son olarak revize edileceği/kaldırılacağı tartışmasıyla gündeme geldi. Buna, ÖYM’lerin neden olduğu ifade edilen çeşitli hak/hukuk ihlalleri ve uzun tutukluluk süreleri gibi yargıya güveni zedeleyen uygulamalar kadar, 7 Şubat’ta yaşanan “MİT Krizi” neden olarak gösterildi. Hatırlanacağı üzere, yargının yetkisini aşarak siyasete müdahalesi olarak yorumlanan bu krizle birlikte, ÖYM’lerin yetkileri, revize edilmeleri ya da tamamen kaldırılmaları gerektiği, hiç olmadığı kadar tartışma konusu oldu. Doğal olarak bu tartışmaya taraf olanlar da argümanlarını dillendirdiler. Kimileri, ÖYM’lerin kaldırılmasının mevcut soruşturma ve yargılamalara zarar vererek, Türkiye’nin derin devletle, darbecilerle, çetelerle mücadelesine darbe vuracağını, bunun sonucunda ise hukuki bir boşluk ve kaos oluşacağını belirttiler. Kimileri ise, bir hukuk devletinde ÖYM’lerin yerinin olmadığını, bu mahkemelerin kaldırılarak, evrensel hukuk normlarıyla örtüşen yeni bir yapısal dönüşüme gidilmesi gerektiğini ifade ettiler. Biz de Mostar dergisi olarak ÖYM’ler etrafından dönen tartışmaları daha iyi anlayabilmek adına, konuyu, ülkemizdeki en önemli uzmanlarından biriyle, Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları (SETA) Vakfı Hukuk ve İnsan Hakları Direktörü Yılmaz Ensaroğlu ile değerlendirdik…  

Özel Yetkili Mahkemeler; Divan-ı Harbi Örfi, İstiklal Mahkemeleri, Sıkıyönetim Mahkemeleri ve Devlet Güvenlik Mahkemelerinin günümüzdeki halefi olarak anılıyor. Bunun temel sebebi nedir? Tüm bu yargı mekanizmalarının ortak ve/veya temel işlevi nedir? 

Bu mahkemelerin ortak ve temel işlevleri, devleti korumaktır. Bu “ulvi” görevleri dolayısıyla da istisnai yetkilerle donatılmışlardır. Sıradan suçluları değil, “devlet düşmanlarını” yargılarlar. ‘Dosyasına göre’ çok daha hızlı ya da olağandışı ölçüde yavaş çalışırlar. Daha uzun süre tutuklu tutabilirler, daha ağır cezalar verebilirler; mevzuat onlara bu tür ayrıcalıklar tanımış, baktıkları suçlarla ilgili daha ağır hükümler getirmiştir. Devlet katında, diğer mahkemelere ve savcılıklara nazaran özel bir öneme ve önceliğe sahiptirler. Tüm kamu kurumları, bunların taleplerini öncelikle karşılamak zorundadırlar. Ancak bu tür istisnai yetki kullanan olağanüstü mahkemelerin yargılamaları, kararları, genellikle kamu vicdanıyla daha az örtüşür, daha çok tartışılır. Nitekim İstiklal, Sıkıyönetim, Devlet Güvenlik Mahkemeleri ya da Yassıada Adalet Divanı gibi mahkemeler, bugün pek hayırla anılmamaktadırlar. DGM’ler, AİHM tarafından üst üste verilen kararlarla, adil yargılama yapan kurumlar olmaktan adeta çıkınca, bu ayıbın tamamen ortadan kaldırması yerine adları değiştirildi; Ağır Ceza Mahkemelerine dönüştürüldü ve DGM’lerin yetkileri, “özel yetkiler” adı altında bunlara verildi. DGM kadroları bu özel yetkili mahkemelerde görevlerini aynen sürdürdüler. Özetle, özel yetkili mahkemeler, aslında, tabelaları değiştirilmiş DGM’lerdir. 

ÖYM’LERİN TEMEL MİSYONU DEVLETİ KORUMAKTIR  

Özel Yetkili Mahkemelerin günümüzdeki misyonu ve bu mahkemeleri tartışılır kılan temel sebepler nelerdir? Bu mahkemeler hangi anlayışın ürünüdür? </h

Etiketler: