Deniz İstikbal

Araştırmacı
Lisansını İstanbul Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde (2016) tamamladı. Yüksek lisansını Marmara Üniversitesi Uluslararası Politik Ekonomi Bölümü’nde “Güney Kore ve Türkiye’nin Kalkınma Planlarının Ekonomi Politik Analizi” adlı tezi (2018) ile bitirdi. Doktora eğitimine İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde “Çin’in Afrika Yatırımlarının Ekonomi Politik Analizi” (2005-2018) adlı doktora tezi ile devam etmektedir. SETA’da ekonomi araştırmaları alanında çalışan İstikbal’in akademik ilgi alanlarında ekonomik kalkınma, ekonomi politik, enerji ekonomisi, enerji güvenliği, tarım ekonomisi, uluslararası finans kuruluşları, dış yardım, Afrika ve Asya Pasifik gibi konular yer almaktadır.
  • Özbekistan reformlarını, ikili ticari ilişkileri ve iş birliği alanlarını inceleyen bu analiz iki ülkenin izleyebileceği çeşitli politikalara odaklanmaktadır.
  • Batı Asya'da enerji kaynaklarına komşu olan Türkiye aynı zamanda Doğu Asya'nın güçlü imalat sanayii ülkeleriyle ticari ilişkiler geliştirmektedir. Sahip olduğu üretim kapasitesi, imalat sanayii altyapısı ve rekabet gücü, Türkiye'nin bölgesinde kritik aktörlerden biri olmasını sağlamıştır.
  • Bu analizde Afganistan’ın siyasi, ekonomik ve toplumsal konumu ile birlikte Çin’in Afganistan politikası ve ikili iş birliği imkanları incelenmektedir.
  • Son bir yılda dünya genelinde kahve yüzde 79, pamuk yüzde 65, şeker yüzde 46, buğday yüzde 43, mısır yüzde 42, arpa yüzde 35, tahıl yüzde 31, et yüzde 22 ve süt yüzde 13 artış göstererek global enflasyonu ciddi oranda etkiledi. Yaşanılan çip krizi ise araç fiyatlarını yukarıya taşıdı. Farklı sektörlerde birleşen belirsizlik, arz sorunu ve güvensizlik küresel enflasyonun temel bileşenleri olarak ortaya çıkıyor. Az gelişmiş ülkelerde aşırı yoksulluk seviyesinin altına düşen milyonların küresel enflasyondan ciddi oranda etkilenmesi kaçınılmaz. Temel yaşam ürünlerine ulaşımın daha da zorlaşması küresel salgının etkilerini daha uzun yıllara yayabilir. Sonuç itibariyle 2008 finans krizinin etkileriyle kıyaslanabilecek bir süreçten geçen küresel ekonomi enflasyon sorunuyla karşı karşıya. Ancak hükümetler pandemi koşulları ve iklim krizi nedeniyle gerekli önlemleri zamanında alamayabilir. Bu sürecin etkilerinin azaltılması için üretimde istikrarın sağlanması, karbon salınımının kademeli olarak azaltılması ve tedarikteki sorunların kısa, orta ve uzun vadeli önlemlerle çözülmesi gerekiyor.
  • Türkiye’nin Afrika politikası bölgenin kalkınmasına, gelişmesine ve bağımsızlığını güçlendirmesine dayanan stratejik bir yaklaşım. Bu öncelikler Afrika’ya yönelik, kıtanın gerçek potansiyelini hiçbir şekilde yansıtmayan negatif algının kırılmasına da yardımcı oluyor.
  • Batı Asya'da enerji kaynaklarına komşu olan Türkiye aynı zamanda Doğu Asya'nın güçlü imalat sanayii ülkeleriyle ticari ilişkiler geliştirmektedir. Sahip olduğu üretim kapasitesi, imalat sanayii altyapısı ve rekabet gücü, Türkiye'nin bölgesinde kritik aktörlerden biri olmasını sağlamıştır.
  • Son bir yılda dünya genelinde kahve yüzde 79, pamuk yüzde 65, şeker yüzde 46, buğday yüzde 43, mısır yüzde 42, arpa yüzde 35, tahıl yüzde 31, et yüzde 22 ve süt yüzde 13 artış göstererek global enflasyonu ciddi oranda etkiledi. Yaşanılan çip krizi ise araç fiyatlarını yukarıya taşıdı. Farklı sektörlerde birleşen belirsizlik, arz sorunu ve güvensizlik küresel enflasyonun temel bileşenleri olarak ortaya çıkıyor. Az gelişmiş ülkelerde aşırı yoksulluk seviyesinin altına düşen milyonların küresel enflasyondan ciddi oranda etkilenmesi kaçınılmaz. Temel yaşam ürünlerine ulaşımın daha da zorlaşması küresel salgının etkilerini daha uzun yıllara yayabilir. Sonuç itibariyle 2008 finans krizinin etkileriyle kıyaslanabilecek bir süreçten geçen küresel ekonomi enflasyon sorunuyla karşı karşıya. Ancak hükümetler pandemi koşulları ve iklim krizi nedeniyle gerekli önlemleri zamanında alamayabilir. Bu sürecin etkilerinin azaltılması için üretimde istikrarın sağlanması, karbon salınımının kademeli olarak azaltılması ve tedarikteki sorunların kısa, orta ve uzun vadeli önlemlerle çözülmesi gerekiyor.
  • Türkiye’nin Afrika politikası bölgenin kalkınmasına, gelişmesine ve bağımsızlığını güçlendirmesine dayanan stratejik bir yaklaşım. Bu öncelikler Afrika’ya yönelik, kıtanın gerçek potansiyelini hiçbir şekilde yansıtmayan negatif algının kırılmasına da yardımcı oluyor.
  • Türkiye'nin Afrika politikası, bölgeye yönelen diğer aktörlerin aksine, ekonomik fırsatları ve maliyet avantajları öncelemek yerine kıtanın kalkınmasını da hedefleyen bir yaklaşımla şekilleniyor.
  • Türkiye ve Almanya, Afrika’nın geleceğinde önemli yer edinebilecek iki Avrupalı ülke. Kalkınma geçmişleri ve tecrübeleriyle kıtanın gelişmesine katkı sunabilecek, siyasi ajandaları diğer aktörlere kıyasla daha pozitif ülkeler.
  • Latin Amerika’nın sağlık altyapısı virüsle mücadelede yeterli mi? Latin Amerika ülkeleri salgınlarla mücadelede başarı elde edebilir mi? Latin Amerika’da salgın nasıl siyasi krizlere neden oldu? Brezilya’da hükümet koronavirüsle mücadelede neden aşırı esnek davranıyor?
  • Afrika’da koronavirüs ile mücadele hangi aşamada? Afrika ülkeleri kendi kaynakları ile salgınla mücadele edebilir mi? Afrika’da sağlık altyapısı virüs ile mücadele için yeterli mi? Hangi ülke, kuruluş ve kişiler Afrika’nın koronavirüs ile mücadelesine destek veriyor? Afrika’da Çinliler, Çin’de ise Afrikalılar neden hedef haline geldi?
  • Asya ülkeleri Koronavirüsle mücadelede neden daha başarılı oldu? Singapur, Hong Kong, Japonya ve Vietnam’da vaka sayısı neden düşük? Geçmiş dönem SARS ve MERS salgınlarından hangi tecrübeler edinildi? Sosyal kültürün Koronavirüsün yayılmamasında etkisi nedir?