Abdurrahman Babacan

Abdurrahman Babacan

Proje Araştırmacısı
1983 Malatya doğumlu. Lisans ve yüksek lisans öğrenimini Marmara Üniversitesi İngilizce İktisat Bölümü’nde tamamladı. Aynı üniversitenin İngilizce Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde doktora tezini hazırladı. 5 yıl Marmara Üniversitesi Orta Doğu Araştırmaları Enstitüsü’nde araştırma görevlisi olarak çalıştı. 2019’da Siyaset Bilimi anabilim dalında doçentliğini aldı. Halen İstanbul Medipol Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi öğretim üyesidir. İyi derecede İngilizce ve Fransızca bilmektedir. Ağırlıklı çalışma alanları Türkiye siyasi hayatı, Türk dış politikası, siyaset teorisi ve küresel siyasettir. Ulusal ve uluslararası makale ve kitap bölümlerinin yanı sıra bu konularda yayımlanmış kitapları 11 Eylül: Tarihsel Dönüşümün Analizi (2011), Binyılın Sonu: 28 Şubat (2012), Araf’ta Bir Toplum: Arakan (2013), Kuşku Çağından Uygar Barbarlığa (2014), 15 Temmuz: Geçmiş, Gelecek (2018) ve Piyasa Aklı ve Yeni Muhafazakâr Ahlâk (2018)’tır.
  • Oldukça uzun bir zamandır CHP Genel Başkanlık makamının başvurduğu tehditkâr, mütecaviz, ayrıştırıcı ve marjinalleştirici nefret kodları üzerinden kurgulanan siyaset dili ve öğretmenlerden yargı mensuplarına ve bürokratlara; işçi, esnaf ve çiftçilerden sanatçılara uzanan çok geniş bir spektrumda toplumun 'kendisi' dışındaki kesimlerine yönelik işlettiği marjinal siyaset yaklaşımını oturtmaya çalıştığımız yer, karşımıza bir 'zihin haritası' sorununu çıkarıyor.
  • Varoluşunu ve yapısal-ontolojik kodlarını terör ve şiddete bağlamış ve buradan devşirilecek yöne muhtaç ve mecbur bir örgütsel topluluğun, halk, demokrasi, hukuk, barış, özgürlük, irade, saygı, müzakere, eşitlik, adalet kavramları üzerinden sahte bir siyasi alan inşa etmesinin ve ülkenin siyasasına bunu dayatmasının trajik ve ironik hallerini hep beraber yaşıyoruz.
  • Oldukça uzun bir zamandır CHP Genel Başkanlık makamının başvurduğu tehditkâr, mütecaviz, ayrıştırıcı ve marjinalleştirici nefret kodları üzerinden kurgulanan siyaset dili ve öğretmenlerden yargı mensuplarına ve bürokratlara; işçi, esnaf ve çiftçilerden sanatçılara uzanan çok geniş bir spektrumda toplumun 'kendisi' dışındaki kesimlerine yönelik işlettiği marjinal siyaset yaklaşımını oturtmaya çalıştığımız yer, karşımıza bir 'zihin haritası' sorununu çıkarıyor.
  • Varoluşunu ve yapısal-ontolojik kodlarını terör ve şiddete bağlamış ve buradan devşirilecek yöne muhtaç ve mecbur bir örgütsel topluluğun, halk, demokrasi, hukuk, barış, özgürlük, irade, saygı, müzakere, eşitlik, adalet kavramları üzerinden sahte bir siyasi alan inşa etmesinin ve ülkenin siyasasına bunu dayatmasının trajik ve ironik hallerini hep beraber yaşıyoruz.