YPG - ABD İlişkisi

Telaşlı Müttefikimiz: Amerika

Amerikalılar bu günlerde biraz telaşlı. Yıllardır sayısız hatayla devam ettirdikleri Suriye politikaları bir kez daha çökmek üzere. .

Amerikalılar bu günlerde biraz telaşlı. Yıllardır sayısız hatayla devam ettirdikleri Suriye politikaları bir kez daha çökmek üzere. Zaten başarılı bir politikanın varlığından söz etmek zordu. Ancak şimdiki durum farklı.
Koskoca ‘süper güç’ Suriye’de etkisiz ve enstrümansız kalmakla karşı karşıya.
Şimdiye kadar hep YPG ile iş tuta geldiler. ABD için YPG maliyeti çok düşük bir ortak. Terör örgütü gözü doymaz bir şekilde Suriye’deki hakimiyetini genişletmek istedi.
Hedefine koyduğu bölgenin toplumsal özelliklerine, etnik yapısına bakmadan oraların yönetimini ele geçirmeye, kendi ideolojik fantazileri doğrultusunda kantonlaştırmaya çalıştı. Bu uğurda çocuk yaştakileri zorla askere almaktan, nüfus mühendisliği yapmaya kadar her türlü suçu işledi.
ABD ise DEAŞ’le mücadele maskesi arkasında Suriye’de var olmak istedi.
YPG’yi bunun için destekledi. YPG ilkesiz, sorumluluksuz, herhangi bir insani kaygısı olmayan bir terör örgütü olduğu için ABD silah karşılığında istediğini yaptırdı. Yarın bir gün Suriye’de çözüme yaklaşıldığında YPG’nin efendisi olarak masada var olacak, YPG’nin elde ettiği bölgelerin yeni kurulacak Suriye’de en azından özerk olmasını sağlayacaktı.
Suriye’nin toprak bütünlüğü, bu şekilde yönetilip yönetilemeyeceği, sağlanacak barış sonrası kurulacak yeni sistemin başarılı olup olmaması ABD’nin öncelikleri arasında yer almadı hiçbir zaman. Çünkü Suriye’de kaos ne kadar derinleşirse ve uzun sürerse YPG’nin ve dolayısı ile kendisinin elinin o kadar rahatlayacağını, daha fazla hareket imkanı bulacağını her zaman bildi.
Şimdi Türkiye’nin YPG’yi hedef alması, örgütü sınır hattından tamamen temizleyeceğini söylemesi hesapları bozdu. Üstelik Türkiye söylemekle kalmadı, harekete de geçti. İlk hamle Afrin’e oldu ancak devamın geleceği en kuvvetli şekilde ABD’ye ve tüm dünyaya açıklandı. Üstelik devamının geleceğinden neredeyse ABD de emin. Askeri operasyonun yanında Türkiye, Rusya ve İran’ın da YPG konusunda anlaşma potansiyeli ABD’yi iyiden iyiye panikletti.
Bu nedenle apar topar Türkiye’ye geliyor ABD’li yetkililer. Gelmeden önce ortamı ısındırma mesajları veriyorlar.
Türkiye’nin öfkeli olduğunu bildiklerini söylüyorlar. Bunun yanında ziyaretin zor geçeceğinin bilincinde olduklarını ifade ediyorlar. Bu türden ön alıcı mesajlarla Türkiye’yi yumuşatmayı umuyorlar.
Beyhude çabalar… Türkiye ne ile yumuşayacağını zaten ifade etti. Söz, vaat, plan, program değil icraat görmek istediğini söyledi. ABD’nin Türkiye ile konuşup bir sonuç elde etmek istiyorsa ilk olarak YPG’ye verilen silahları toplaması gerektiğini söyledi. Gerisi?
Gerisi ondan sonra belli olacak. Türkiye ile ABD bu kadar sıkıntıdan sonra ilişkileri hangi zeminlerde düzeltebileceklerini, hangi olumlu adımları atabileceklerini konuşurlar. ABD’liler Türkiye’den bundan fazlasını bekliyorlarsa büyük bir yanılgı içerisindeler.

​HDP’Yİ NE YAPMALI?

HDP’nin kongresi yapıldı.
Konuşmacılar Afrin’e destek mesajları verdiler. Abdullah Öcalan’ı selamladılar.
Türkiye’nin Afrin’de başarısız olması temennilerini dile getirdiler. Salonda Afrin’le dayanışma sloganları atıldı.
Bu ne ifade hürriyetidir, ne savaş karşıtlığı.
Bu açık açık Türkiye’nin düşmanının tarafını tutmaktır. Türkiye’yi değil düşmanını desteklemek, onun lehine tezahürat yapmak, ellerini patlatırcasına onu alkışlamaktır. Ve bunların hepsi birbiri ardına şehidimizin olduğu günlerde yapıldı. Toplum vicdanı hasar gördü.
Evet, Türkiye’de parti kapatmalar geride kaldı. Hiçbir netice getirmeyen bu çağdışı yöntemle ülkemiz anılmak istemiyor. Partileri mahkemeler değil seçmen kapatsın ilkesi benimsendi.
Hepsi tamam ama suç serbest bırakılmadı Türkiye’de. Mahkemelerin kapısına kilit vurulmadı, devlet otoritesi çökmedi çok şükür.
O sloganları atanları tek tek bulup toplamak, adaletin karşısına çıkartmak devlet olmanın gereği olmanın ötesinde şehitlerimize karşı toplumsal bir vazifedir.

CEVABI BELLİ SORU
Türkiye’ye gelen ABD heyeti ‘misafir umduğunu değil bulduğu yer’ atasözümüzü daha önce duymuş mudur acaba?

[Takvim, 12 Şubat 2018]

Etiketler: