Tahrir'den Parlamentoya Mısır Seçimleri

Tahrir’den Parlamentoya Mısır Seçimleri

Devrim sonrası Tahrir meydanında temsil edilen meşruiyet seçimlerle birlikte parlamentoya geçecek, iktidarın sivilleşme süreci ivme kazanacaktır.

Arap Baharı’nın Tunus’tan sonra ikinci durağı olan Mısır’da normalleşme yolundaki ilk adım geçtiğimiz hafta atıldı ve Mısır yaklaşık 2,5 ay sürecek bir seçim sürecine girdi. 28 Kasım – 11 Ocak arasında üç turda düzenlenecek olan Halk Meclisi seçimlerinin ilk turu 27 vilayetin 9’unda gerçekleştirildi. Seçimlerde meclisteki sandalyelerin üçte ikisi için siyasi partiler ve ittifaklar, üçte biri içinse siyasi partilerin de aday gösterebildiği bağımsız adaylar yarıştı. Bağımsız adayların % 51’lik yeter oranı yakalayamadığı bölgelerde ise en fazla oy alan iki aday ikinci turda yeniden yarıştı.

Resmi seçim sonuçlarında partilerin kaç milletvekili çıkarttıkları henüz açıklanmamasına rağmen Müslüman Kardeşler’in Hürriyet ve Adalet Partisi’nin başını çektiği Demokratik İttifak seçimlerin ilk turunda birinci çıkmış görülüyor. Selefi akımları temsil eden İslami İttifak’ın öncüsü Nur Partisi ikinci, Seküler partileri temsil eden Mısır Oluşumu’nda başı çeken Özgür Mısırlılar Partisi ise üçüncü oldu. Liberal el Vefd Partisi’nin dördüncü, Müslüman Kardeşler’den ayrılan al Vasat Partisi’nin beşinci olduğu seçimlerde, irili ufaklı 15 parti ise toplamda ancak % 10 – 15 civarında bir oy alabildi.1

SEÇİMLERE GİDEN YOL

Mısır, seçimlerin ilk turuna büyük tartışma ve gösterilerin gölgesi altında girdi. Başta Kahire’deki Tahrir Meydanı olmak üzere ülke çapında yaşanan gösterilerde, geniş halk kesimlerinde oluşan “devrimin çalındığı” düşüncesinden kaynaklanan öfke sokaklara yansıdı. Bu noktada, demokratikleşme sürecinin çok ağır işlemesi, askerlerin kontrolü sivillere bırakmaya niyetli gözükmemesi, eski rejim mensuplarının sivil-askeri bürokraside görevlerini sürdürmeleri ve devrik lider Hüsnü Mübarek’in yargılanma sürecinin yavaşlaması tepki çeken husular oldu.

Gösteriler sonrasında istifasını vermiş olan İsam Şeref kabinesindeki Demokratik Dönüşümden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Ali el Silmi’nin hazırlattığı Anayasal İlkeler Bildirgesi,2 seçimlerle belirlenmesi gereken anayasa yazımı sürecini kontrol etmeye matuf izler taşıması nedeniyle tepkiler hala dinmiş değil. Tepkiler hiç de haksız değil. Çünkü bu belgeyle birlikte Askeri Konsey’e sivil siyaset üstü bir rol biçilmiş olması, deyim yerindeyse orduya ekonomik özerklik tanınması Mısır siyasetindeki askeri vesayetin korunmaya çalışılması anlamına geliyor. Bu gelişmeler nedeniyle devrimin hedeflerinin büyük oranda gerçekleşmediğine inanan geniş halk kesimleri, askerlerin çerçevesini çizdiği siyasi alanda seçimlere büyük umutlar içerisinde giremedi.

Halkın pratik alandaki şikâyetleri de bu durumda etkili oldu.  Bu noktada iki sorunlu alan olarak güvenlik ve ekonomi ön plana çıkmaktaydı. Siyasi istikrarsızlığın beslediği güvenliksizlik ortamında halkın en fazla şikâyetçi olduğu meseleler, gasp ve taciz olaylarının artması, yasa dışı silahlanmanın yaygınlaşması, baltacı denilen grupların faaliyetleri, uyuşturucu satışı, hırsızlık gibi sorunlar oldu. Buna karşılık sivil siyasetçiler, askeri bürokrasinin olağanüstü hali devam ettirebilmek amacıyla güvenlik alanında pasif bir direniş sergilediğine dair kanaatlerini dile getirmekten kaçınmadı.

Ocak Devrimi’ni tetikleyen en büyük faktörlerden biri olan ekonomik sorunlar ise farklı şekillerde kendisini gösterdi. Halk en fazla işsizlik, hayat pahalılığı, yüksek enflasyon, yolsuzluk, yoksulluk ve gelir darlığı gibi sorunlardan şikâyetçi oldu. Halk devrim sonrası süreçte devletin yeni istihdam alanları yaratmasını, ufak ve orta ölçekli girişimleri desteklenmesini bekledi. Genel anlamda sosyal adaletsizliklerin giderilmesine dönük bu talepler konusunda halkın beklentileri karşılanmazken, geçici hükümet döneminde ekonomi daha da kötüye gitti. Bu kriz ortamında seçime giden ülkede halk, iktidara gelecek siyasi partilerin sihirli bir formülle bu sorunlar yumağını çözebileceğine de inanmadı.

Dış politika alanındaki beklentilere baktığımızdaysa Al Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi’nin kamuoyu yoklamalarının sonuçları dikkat çekiciydi.3 Buna göre halk, Arap ülkeleriyle ilişkilerin güçlenmesini desteklemekte ve Körfez İşbirliği Konseyi’yle bağların arttırılması gerektiğine inanmaktaydı. Aynı kamuoyu yoklaması Batı veya Doğu’daki büyük devletlerle güçlü ilişkilerin halkın gündeminde çok fazla yer edinmediğini ve İsrail karşıtı görüşlerin güçlendiğini göstermekteydi. Ayrıca halk, Filistin sorunun çözümü noktasında İsrail’e diplomatik, siyasi ve ekonomik baskıların yapılması gerektiğine inanmaktaydı. Halk her ne kadar İsrail’le olası bir savaş fikrine sıcak bakmasa da, Camp David Anlaşması’nda değişikliklere gidilmesi gerektiğini düşünmekteydi.

SONUÇLAR NE ANLAMA GELİYOR?

Kuşkusuz Müslüman Kardeşler ve Selefilerin zaferi ile biten ilk tur seçimin nihai sonuçlarına dair fikir veriyor. Fakat 27 vilayetin sadece 9’unda gerçekleşen bu tur henüz fotoğrafın tamamını yansıtmıyor. Bununla birlikte seçim öncesinde düzenlenen kamuoyu yoklamalarında da görüldüğü üzere Müslüman Kardeşler’in Hürriyet ve Adalet Partisi’nin elde ettiği sonuç da sürpriz görülmüyor. Arap Dünyası’nda egemen olan milliyetçilik rüzgârının 1967 Arap-İsrail savaşındaki yenilgi sebebiyle kırılması sonrası Müslüman Kardeşler öncülüğündeki İslami hareketlerin bölgede yükselişe geçtiği zaten biliniyor. Mısır rejiminin yoğun baskıları altında halkın kendisini ifade ettiği en örgütlü muhalif hareket olan Müslüman Kardeşlerin devletin sosyal hizmetlerdeki eksikliğini de önemli ölçüde doldurmaya çalıştığı ve bu zeminde büyük bir halk tabanı kazandığı da biliniyordu.

Seçimlerin ilk turunda Selefi akımın sürpriz kabul edilen çıkışını okuduğumuzda ise, Mübarek döneminde rejim tarafından el altından Müslüman Kardeşlere alternatif olarak desteklenmeleri, siyasi arenada faaliyet göstermeyen Selefi hareketlerin örgütlenmesinin engellenmemesi, güvenlik güçlerinin operasyonlarına maruz kalmamaları, kitle iletişim araçlarından faydalanmaları ve sahip oldukları finans kaynakları gibi etkenler öne çıkıyor. Üstelik Selefilerin diğer pek çok siyasi grubun aksine seçmenlerini sandık başına götürmekteki başarısının da bu sonuçtaki payının büyüktür. Seçimlerin gelecek iki turu, Selefi akımın siyasi gücüne dair fotoğrafı tam anlamıyla netleştirecektir.

Seçimlerin ilk turundaki en büyük darbeyi beklentilerin çok daha altında oy alan el Vefd Partisi’nin aldığı görülüyor. Bununla birlikte El Vefd’in gelecek iki turda oylarını arttırmasına dair beklentiler de bulunuyor. Seküler partiler arasında başı çeken Özgür Mısırlılar Partisi ise seçimlerin ilk turunda beklentilerin biraz üstünde oy çıkarmış gibi gözüküyor. Ancak bu partinin kullandığı keskin seküler dil nedeniyle kurulacak hükümette yer alma şansı el Vefd Partisi’ne göre çok düşük görülüyor. Ayrıca Özgür Mısırlılar Partisi’nin keskin çıkışlarının Müslüman Kardeşler ve Selefi akımları birbirlerine yaklaştırma ihtimali de bulunuyor. Netice itibariyle liberal-seküler partilerin, seçmenlerini sandıklara yönlendirmekte başarısız olduğu, seçimlere yeterince hazırlanamadığı ve Tahrir meydanındaki son gösterilerin bu partilerin tabanlarını seçimlere katılma noktasında olumsuz yönde motive ettiği açıktır.

Mısır’da devrim sürecini tetikleyen gençlik hareketlerine baktığımızda ise gençlerin kendilerini siyasi arenaya taşıyamadığı, kendi aralarında bölündükleri ve sadece örgütlü siyasi yapıların önlerini açtıkları gözlerden kaçmıyor. Bu noktada“devrimin gençleri birleştirdiği ama seçimlerin gençleri böldüğü” gerçeği öne çıkıyor. Gençlerin seçim bölgelerinde tabanlarının olmaması, siyasi deneyim eksiklikleri, maddi imkânlarının kısıtlılığı, kendi aralarında örgütsel ve ideolojik bir bütünlük arz etmemeleri ve çeşitli partiler çatıları altına dâhil edilmeleri gibi faktörlerin bu sonuçtaki payı büyüktür.

Gelinen nokta itibariyle seçimlerin ikinci ve üçüncü turunun belirtilen takvim çerçevesinde gerçekleşeceği düşünülüyor. İlk turda % 60’ları bulan seçimlere katılım oranı, devrim sonrası düzenlenen seçimler olması itibariyle bazı gözlemciler tarafından düşük görülse bile bu oranın önümüzdeki iki turda artması öngörmek mümkündür. Selefi seçeneğe karşı ılımlı bir seçenek olarak öne çıkan Müslüman Kardeşlerin söylemlerinin bu süreçte keskinleşmesi beklenmiyor. Buna karşılık yavaş yavaş netleşen siyasi tablonun, askeri yönetimin rejimin özünü korumaya dönük hamlelerini zayıflatacaktır. Devrim sonrası Tahrir meydanında temsil edilen meşruiyet seçimlerle birlikte parlamentoya geçecek, siyasi partiler yönetimin sivilleşmesi sürecine önemli bir ivme kazandıracaktır.

__________________________________________________________

 1- Siyasi partilerin seçimlerin ilk turunda elde ettiği sonuç için bkz. http://www.elections2011.eg/index.php/results/phase-one-lists. Bağımsız adayların elde ettiği sonuç için bkz. http://www.elections2011.eg/index.php/results/2011-12-04-02-30-40 Erişim Tarihi: 8 Aralık 2011

2- SETA, Anayasal İlkeler Bildirgesi – Mısır,  http://setav.org/public/indir.aspx?yol=%2fups%2fdosya%2f97785.pdf&baslik=Anayasal+%ddlkeler+Bildirgesi+-+M%fds%fdr, Erişim Tarihi: 8 Aralık 2011.

3-  ACPSS, DEDI, National Voter Survey in Egypt, http://dedi.org.eg/assets/uploads/Voter-poll-survey.pdf, Erişim Tarihi: 8 Aralık 2011.

Etiketler: