Türk-Amerikan İlişkileri Yol Ayrımında mı?

Türk-Amerikan ilişkilerinin gerçekçi bir muhasebesi yapıldığında iyi bir noktada olduğunu söylemek pek mümkün görünmüyor. Bu gerçeklikten hareketle yeni ancak gerçekçi bir vizyon oluşturmak için her iki tarafın da taşın altına elini sokması şart.

Devamı
Türk-Amerikan İlişkileri Yol Ayrımında mı
Bölgede Terörle Mücadelenin Geleceği Nasıl Olacak

Bölgede Terörle Mücadelenin Geleceği Nasıl Olacak?

SETA Siyaset Araştırmaları Direktörü Nebi Miş, Türkiye'nin terörle mücadelesini ve bu mücadelenin geleceğini değerlendirdi.

Devamı

SETA Genel Koordinatörü Burhanettin Duran, NATO'yu ve Türkiye'nin NATO'daki pozisyonunu değerlendirdi.

Orta Doğu, Kafkasya, Balkanlar, Doğu Akdeniz ve Kuzey Afrika gerek bölgesel gerekse küresel aktörler arasında yoğun güç mücadelesinin yaşandığı bölgeler.

ABD'nin temel sorunu, müttefiklerle ilişkisini nobran ve asimetrik yaklaşımla kurması. Kendi taktik kazanımları için müttefikinin stratejik kayıplarını umursamaması. Bunlara en iyi örnek ise ABD-Türkiye ilişkilerinin son yıllardaki gerilimli seyri.

Türkiye kendi güvenliğini kendi sağlamayı öğrendiği gibi kendi reform ve ekonomik büyüme paketlerini kendi iradesiyle yapabilecek bir ülke haline de gelmiştir.

Suriye İç Savaşının Onuncu Yılında Erdoğan’ın Çağrısı

Erdoğan, Batı'ya çağrısını bu ayın sonundaki AB liderler zirvesi öncesine denk getirdi. AB, Suriye iç savaşının sorunlarından (göç ve terör sorunları) kaçamadığı halde kaçak oynayanların liste başında.

Devamı
Suriye İç Savaşının Onuncu Yılında Erdoğan ın Çağrısı
Güvenlik Meseleleri Çözüldüğü Takdirde Diplomasiyi İşletmek Çok Daha Kolay Oluyor

Güvenlik Meseleleri Çözüldüğü Takdirde Diplomasiyi İşletmek Çok Daha Kolay Oluyor

SETA Strateji Araştırmaları Direktörü Hasan Basri Yalçın, Türk dış politikasında yeni stratejik alanları ve Doğu Akdeniz meselesini değerlendirdi.

Devamı

SETA Genel Koordinatörü Burhanettin Duran, Biden'ın Putin'e yönelik "katil" ifadesini ve ABD dış politikasını değerlendirdi.

SETA Güvenlik Araştırmaları Direktörü Murat Yeşiltaş, Biden'ın Putin'e yönelik "katil" açıklamasını değerlendirdi.

2016’da AB ve Türkiye 18 Mart AB-Türkiye Mutabakatı’nı imzaladı. Türkiye de 20 Mart itibarıyla sığınmacıları geri alma sözü verdi. Bu anlaşma düzensiz göçleri engelledi ve Ege denizindeki ölümleri dramatik bir şekilde azalttı.

Mesele, Türkiye'nin AB'ye hazır olup olmadığı değil. Tam tersi. İster coğrafya, ister nüfus, ister din deyin fark etmiyor. AB siyasetçileri "Türkiyeli bir AB'yi" tahayyül etme cesareti gösteremiyor.

Küresel koronavirüs salgını ile birlikte hızlanan, uluslararası düzenin köklü bir değişim geçireceğine dair tartışma bugünlerde daha belirgin bir hal almış durumda. Geride bıraktığımız hafta, Amerikan Dışişleri Bakanı Blinken ve Savunma Bakanı Austin'in Asya ziyaretleri bu tartışmanın ne kadar canlı olduğunu gösteren çarpıcı örneklerle dolu.

ABD ve Çin arasındaki jeopolitik ve ideolojik rekabetin tüm dünyayı kapsaması beklenmiyor. AB, Rusya, Hindistan, Brezilya, Endonezya, Nijerya, Türkiye ve Güney Afrika gibi ülkeler otonomilerini koruyarak denge siyaseti yürütecekler.

Türkiye yenilenebilir enerjide hızlı büyüyen ülkelerden... Yeşil dönüşümü yerli ve milli bir üretim yapısıyla gerçekleştirebilirsek büyümeyi artırabilir, yeni istihdam olanakları oluşturabiliriz

AB liderlerinin Trablus'a üşüşmelerine karşılık Libya hükümeti Ankara'ya verdiği özel önemi gösterircesine geniş bir heyetle geldi.

Biden ve Putin görüşmesi sonrası Karadeniz'de Donbas gerilimi şimdilik düşerken etrafımızdaki bölge yeni bir diplomatik hareketlilik dalgası yaşıyor.

Biden ve Blinken gibi isimlerin açıklamalarıyla resmiyet kazanan ABD'nin müdahaleci siyaseti günümüze kadar farklı formlarda olsa da süreklilik göstermiştir.

Doğu Akdeniz yetki alanlarının paylaşımı ve Libya dosyaları ile yakından ilgili olan Ankara-Kahire yakınlaşması dolaylı olarak Ankara-Abu Dabi arasında yeni bir sayfa açma anlamına gelmekte.

Ortadoğu'da normalleşme rüzgârı esiyor. Önce Körfez ülkelerinin Katar ablukasını sona erdirmesiyle başladı. Peşinden Biden yönetiminin İran ile 2015 nükleer anlaşmasına dönme arayışı ile devam etti.

Siyonist rejim ve radikal Yahudilerin Kudüs ve Mescid-i Aksa'ya yaptıkları sistematik saldırılar İsrail sorununun yeni bir aşamasıdır. Filistinli gençler bu kutsal mekanların korunması için güçlü bir 'murabıt ruhuna' sahip olduklarını haykırdılar.