Erdoğan ve Normalleşme

Türkiye'nin normalleşmesini taşıyan ana gövde siyasetten uzaklaştıkça, absürt ve zorlama iktidar mimarileriyle karşı karşıya kalacaktık. Başka bir deyişle, kayıp yıllar olarak kayda geçen 1990'lar, 2000'lere sarkacaktı.

Devamı
Erdoğan ve Normalleşme
Tasfiyeden İnşaya Yeni Türkiye

Tasfiyeden İnşaya: Yeni Türkiye

Sistemi oluşturan, toplumu var eden, iktisadı şekillendiren, siyaseti dönüştüren aktörlerin ve dinamiklerin hala bir kısmı ciddi eş zamanlama krizleri yaşamaya devam ediyorlar.

Devamı

Gazi Mustafa Kemal'in mirası dönüştürülerek Erbakan'ın arayışı ile sentezleniyor. Cumhuriyet sadece dönüştürülmüyor tarihi de yeniden yazılıyor. Bu, hem Cumhuriyet'in birikimi ile hem de İslamcılıkla hesaplaşma aslında.

CHP'nin toplumsal tabanı söz konusu olduğunda elde kalan en somut “asgari müşterek”, partinin “seküler yaşam biçimi”nin teminatı olarak tasavvur edilmesi. Bu tasavvur, CHP'nin siyasal aktörlüğe en yaklaştığı nokta.

Yargıda Birlik Platformu sayesinde, yargıda çoğulculuk ve eşitlik sağlanabildi mi? 25 Ekim'de göreve başlayacak olan yeni HSYK, yargıya olan güveni artırmak için neler yapmalı?

14 Aralık Operasyonunu değerlendiren Burhanettin Duran, kendisine karşı operasyon yapıldığını bilen insanların, kapattıkları delillerin arta kalanlarından davaların oluşturulduğuna dikkat çekti.

14 Aralık'ı Nasıl Okumalı?

Görünen o ki, paralel yapı ile mücadele kademeli işleyen bir süreç halinde gidiyor. Spesifik konularla ilgili davalar gündeme geliyor ve muhtemelen bunlar ana bir davaya dönüşecek.

Devamı
14 Aralık'ı Nasıl Okumalı
17 Aralık'tan 14 Aralık'a

17 Aralık'tan 14 Aralık'a

14 Aralık'ı paralel yapının ve iç-dış müttefiklerinin yaptığı gibi salt bir intikam operasyonu veya özgür basına yönelik bir saldırı olarak resmetmek halkın zekasına hakaret etmek olduğu gibi vahim suçlamaların da aydınlanmasını engellemektir.

Devamı

AB temsilcilerinden 14 Aralık operasyonuna dosyaların içeriğine bakılmadan verilen hızlı ve hazır tepkiler imaj konusunun Türkiye'ye karşı bir sermaye olarak daha yoğun şekilde tüketileceğini göstermektedir.

Fahrettin Altun 14 Aralık Operasyonuna ilişkin “Yürütülen tartışmaların basın özgürlüğü bağlamında değerlendirilmesinin çok anlamlı olmadığını düşünüyorum. Bunun bir siyasi söylem olduğu kanaatindeyim.” yorumunda bulundu.

Önce "her yer Taksim"di. Sonra, "Kobani" oldu. Aldığımız son haberlere göre, artık "her yer Çağlayan, her yer direniş"miş. Çağlaya, çağlaya büyüyen bir devrim geliyormuş.

Batılı merciler ve basın Türkiye'de ciddiye alınmak istiyorlarsa bundan iyisini yapmak zorundalar. Bu eleştiriler önemli olabilir ama önyargılarıyla kendi açıklamalarının önem algısını dinamitliyorlar.

Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkilerin bozulması hükümet ile Paralel Yapı arasındaki ilişkilerde bir dönüm noktası olarak görülebilir.

17 Aralık'la başlayan sürecin kazananları Ergenekon davası sanıkları ve ulusalcı çevreler oldu. Kendi karşıtları olarak gördükleri iki gücün çatışmasını keyifle izlediler ve yeni bir pozisyon arayışına girdiler.

Grup çıkarlarına ve başarısına odaklanan asabiyenin, ümmetin maslahatını yok ettiğine Irak'ta ve Suriye'de birçok örnekle şahit olduk.

Burhanettin Duran, 14 Aralık operasyonunun Batı'daki yansımalarını değerlendirdi.

Yıllar yılı, "Hizmet Camiası"nın çok geniş bir toplumsal kesime karşılık geldiği söylendi. Bir yıldır yaşadıklarımızın bir hayırlı tarafı varsa o da bu mitin çökertilmesi oldu.

Bugün cemaat için en büyük ve önemli küresel strateji, yıllardır para akıtarak oluşturduğu kumdan kaleleri korumaktır.

Duran: “Son bir seçenek de, ümmetle yüzleşip muhasebe yapmak. Devleti ele geçirme refleksinin getirdiği kirlenmeden tövbe ederek Türkiye dini hayatındaki tabii ve sivil konuma yerleşmek.”

AK Parti Hükümetine muhalefet eden kesimler uzun bir süreden beri ve şimdilerde de Türkiye'de basın özgürlüğü olmadığı tezini işliyorlar.