Eski Türkiye İle Yeni Türkiye'nin Son Hesaplaşması

SETA analisti Hatem Ete, Cumhurbaşkanlığı Seçimlerinde “Eski Türkiye - Yeni Türkiye” iktidar mücadelesinden Yeni Türkiye lehine çok net bir sonucun ortaya çıkacağı tespitinde bulundu.

Devamı
Eski Türkiye İle Yeni Türkiye'nin Son Hesaplaşması
Cumhurbaşkanlığı Seçimi Üç İsim İki Aday

Cumhurbaşkanlığı Seçimi: Üç İsim İki Aday

İki muhalefet partisi, Cumhurbaşkanlığı seçimlerini ıskalamanın maliyetini, 2015 seçimlerinde daha açık bir şekilde hissedecekler.

Devamı

Erdoğan Türkiye'de cumhurbaşkanlığının en doğal, en beklenen adayı olduğu gibi cumhurbaşkanı olmasından hem en fazla coşku duyulan hem de en fazla ürkülen kişi olma özelliğine de sahip.

SETA analisti Fahrettin Altun, Erdoğan'ın cumhurbaşkanı seçilmesi durumunda da, Türkiye'nin temel ve makroekonomik mevzuları söz konusu olduğunda son derece aktif olacağını ve toplumun beklentisinin de bu yönde olduğunun altını çizdi.

Sonucu hakkında kesine yakın bir kanaate sahip olduğumuz seçimler neden gündemimizi bu kadar çok meşgul ediyor?

Yeni dönemde, yetki sınırları anayasa ile belirlenen Cumhurbaşkanı, meşruiyet kaynağını “cumhur” ile kurduğu ilişkiden alacaktır.

Üç İsim İki Aday

SETA'dan Taha Özhan, Erdoğan ve Demirtaş'ın cumhurbaşkanlığı adaylığına ilişkin olarak, eski Türkiye'nin Kemalist korkularının ya da iki tane ötekinin aday olabildiği ama bizatihi statükonun merkezinde bulunan aktörlerin aday gösteremediği bir sürecin yaşandığını belirtti.

Devamı
Üç İsim İki Aday
Yeni Cumhurbaşkanı ve Siyasal Sistemin Dönüşümü

Yeni Cumhurbaşkanı ve Siyasal Sistemin Dönüşümü

SETA'dan Hatem Ete, son on yılda olduğu gibi, cumhurbaşkanlığının yeni konumu üzerinden de mevcut siyasal sistemin dönüşüm sürecinin yönetilmeye devam edeceğine dikkat çekti.

Devamı

SETA'dan Taha Özhan, cumhurbaşkanlığı makamıyla ilgili sembolik bir görevden bahsediliyorsa, neden her cumhurbaşkanlığı seçiminin rejim krizine varacak kadar derin kavgalarla geçtiğinin sorgulanması gerektiğini belirtti.

Demirtaş'tan ilk beklenti, Erdoğan'a yönelebilecek HDP'li Kürt seçmeni engellemek. İkinci beklenti ise, İhsanoğlu tercihiyle demoralize olan CHP ve çeperindeki sol seçmenin boykot eğiliminden vazgeçirilerek Demirtaş lehine sandığa gelmesini sağlamak.

Erdoğan'ın cumhurbaşkanlığına adaylığı "yeni Türkiye" karşısında direnen yapıların "eski rejimi" restore etme çabalarını ve beklentilerini geri dönülemez şekilde kesintiye uğrattı

Başbakan Erdoğan döneminde, Türkiye'nin hem kendi bulunduğu bölge sorunlarıyla ilgilenen hem de dünya siyasal sisteminde birtakım değişiklikler talep eden bir ülke olarak öne çıktığı söylenebilir.

“Ekmek için Ekmeleddin” sloganı ve onun içine sıkıştırılmış “sevimli Ekmek” hikayesi siyasal iletişime giriş kitaplarında örneklerine sıkça rastlayacağımız türden bir kampanya aracı.

Erdoğan cumhurbaşkanlığına aday olmak için yaslandığı mücadele tarihi kırk yıl iken, İhsanoğlu'nunki kırk dakikalık bir görüşmeden ibaret. Hal bu olunca da eşit bir yarıştan bahsetmek mümkün değil.

Erdoğan güçlü ve sahici bir siyasal öyküye sahip, İhsanoğlu'nun ise bu topraklarda herkesin şahit olduğu, bir parçası olduğu siyasal veya sosyal öyküsü yok

SETA analisti Taha Özhan, İhsanoğlu'nun cumhurbaşkanı adaylığının, iki buçuk yıldır Türkiye siyasetinde güçlenen anti-siyasetin üzerine tuz biber ektiğini belirtti.

SETA analisti Taha Özhan, muhalefetin siyasetsizlik sorunu olduğunu ve bu sorunu, değişimi taşıyacak aktörlerle seçime giderek aşması gerektiğini belirtti.

SETA Siyaset Araştırmacısı Galip Dalay, İhsanoğlu'nun korku siyasetine, Erdoğan'ın ise ümit siyasetine yatırım yaptığını belirterek, toplumun sandığa giderken korku ile ümit siyaseti arasında bir tercih yapacağının altını çizdi.

SETA Siyaset Araştırmaları Direktörü Hatem Ete, Ekmeleddin İhsanoğlu'nun kendisini seçmene doğru bir aday olarak gösterecek iletişim stratejilerine ağırlık verdiğine, Tayyip Erdoğan'ın ise bir siyasal stratejisi olduğuna dikkat çekti.

İhsanoğlu'nun Erdoğan-karşıtlığı üzerinden kendisine bir imaj inşa etme sürecini bırakıp, bunun yerine kim olduğu, neyi temsil ettiği ve nasıl bir Türkiye vizyonuna sahip olduğunu Türkiye toplumuna anlatması gerekir.

Gezi eylemleri sürecinde absürd ‘sandık-demokrasi' tartışması başlatıp iktidarı sokakta belirlemek üzere siyaset teorisine takla attıran çevreler bile, cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde şaşırtıcı sandık güzellemeleriyle seçmenleri sandığa kanalize etmeye çalışıyorlar.